ع ت ب

KÖK HARFLER: ع ت ب

ANLAM: 

عَتَبَ : Bir arkadaştan kaynaklı bir sinirle birisine kızgın olmak. Birisini azarlamak, ayıplamak ya da kınamak. Bir kimseyi kötü bir eylem için azarlamak ve ona kızgın olan kimseyi hoşnut edecek şeye dönmesini istemek.

AÇIKLAMA:

عَتَبٌ : Konaklayana uygun gelmeyen, onu rahatsız eden, ona sıkıntı veren her tür yükseltili yer. Buradan hareketle “basamağa ve kapı eşiğine” عَتَبَةٌ denmiştir. Rivayet edilen şu sözde kinayeli olarak “kadın” anlamında kullanılmıştır: أنَّ إِبْرَاهِيمَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ قَالَ ِلامرَأَةِ إِسْمَاعِيلَ: قُولِي لِزَوْجِكِ غَيِّرْ عَتَبَةَ بَابِكِ “Hazreti İbrahim (a.s.), İsmail (a.s.)’ın eşine, kocana söyle de senin kapının eşiğini değiştirsin, demiştir.”

Ayrıca عَتْبٌ ve مَعْتَبَةٌ kelimeleri müstear olarak “insanın kendi nefsinde bir başkasına karşı bulduğu kabalıkla” ilgili kullanılmıştır. Aslı عَتَبٌ kullanımından gelir. Aynı düşünceyle “Onu üzdüm” anlamında خَشُنْتُ بِصَدْرِ فُلاَنٍ ve “Onun sinesinde, bir kabalık buldu” anlamında وَجَدْتُ فِي صَدْرِهِ غِلْظَةً denmiştir. Buradan hareketle “Filan kişi meşakkatli, zor bir duruma veya bir işi yapmaya teşvik edildi, sevk edildi veya zorlandı” anlamında حُمِلَ فُلاَنٌ عَلَى عَتَبَةٍ صَعْبَةٍ denmiştir. 

Arapların أَعْتَبْتُ فُلاَنًا sözleri ise, “Filan kişinin kendisine karşı var olan kabalığı filan kişiye izhar ettim” anlamındadır. 

أَعْتَبْتُ فُلاَنًا : Filan kişiyi عَتْبٌ’a sevk ettim veya zorladım.

“عَتْبٌ’ı (kabalığını) giderdim” anlamında أَعْتَبْتُهُ denir. Bu kullanımı itibariyle “Onun şikayetini giderdim” anlamına gelen أَشْكَيْتُهُ fiiline benzer. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَإِنْ يَسْتَعْتِبُوا فَمَا هُمْ مِنَ الْمُعْتَبِينَ : Hoş tutulmalarını isteseler de artık hoş tutulmazlar (41/24).

اِسْتِعْتَابٌ : Bir kimsenin razı edilmek, hoşnut edilmek için bir insandan عَتْبٌ’ı (kabalığını) zikretmesini istemesi. Fiil olarak اِسْتَعْتَبَ فُلاَنٌ şeklinde kullanılır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَلاَ هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ : Özürleri de dinlenmez (16/84).

لَكَ الْعُتْبَى sözü “kişiye kaba davranılmasına neden olan şeyi izale etmek” demektir. 

بَيْنَهُمْ أُعْتُوبَةٌ : Aralarında kendisiyle birbirlerine kabalık edecekleri, birbirlerini azarlayacakları, ayıplayacakları ya da kınayacakları bir şey yani bir konuşma geçmektedir. Ayrıca şöyle kullanılır: 

عَتَبَ : Merdivende yukarı çıkan biri gibi tek ayak üzerinde seke seke yürüdü. Mastarı عَتْبٌ şeklinde gelir. (Müfredât)

DİĞER BAZI TÜREVLER:

عَتَبَ (geniş zaman يَعْتُبُ ve يَعْتِبُ mastar isim عُتْبَانٌ ve عِتْبَانٌ ve عَتْبٌ):

عَتَبَ عَلَيْهِ : Bir arkadaştan kaynaklı bir sinirle ona kızgındı; onu azarladı, ayıpladı ya da kınadı.

عِتْبَانٌ ve عِتْبٌ bir kimseyi kötü bir eylem için azarlamak ve ona kızgın olan kimseyi hoşnut edecek şeye dönmesini istemek, manasına gelmektedir.

مَا عَتَبْتُ بَابَهُ (eşik: عَتَبَةٌ): Kapısının eşiğine basmadım.

عَاتَبَهُ (mastar isim مُعَاتَبَةٌ ve عِتَابٌ ) : Onu azarladı ya da payladı. İki mastar isim, birbirini azarlayan iki kimseyi kastetmektedir.

اَعْتَبَهُ : Kızgınlığı veya hoşnutsuzluğunun sebebinden kurtuldu; ona kötülük yapmaktan onu hoşnut eden şeyi yapmaya döndü; onu hoşnut ve memnun kıldı; onu hoş gördü ya da özrünü kabul eyledi; onu hüsnüniyet veya hoşgörüyle gözetti; ondan memnun oldu.

اَعْتَبَ : Ona kızgın olan kişiyi bu hale sokan yaptığı kötü bir eylemden onu hoşnut etmek adına döndü. Özür diledi.

اَعْتَبَهُ : Ona hoşgörü gösterdi; ondan hoşnuttu.

اَعْتَبَ عَنْهُ : Bir şeyden döndü.

اِسْتَعْتَبَ : Hüsnüniyet veya hoşgörüyle gözetilmesini ya da özrünün kabul edilmesini istedi ya da talep etti.

اِسْتَعْتَبَهُ : Ona hoşgörü göstermesini ya da ondan hoşnut olmasını istedi; onu tekrar mutlu etmesini istedi. 

مُعْتَبٌ : Rıza gösterilen, hoş görülen.

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


TürAdetAnlamÖrnekAçıklama
اِسْتَعْتَبَfiil-X4Hoş görülmesini istedi, özür diledi45/35Meçhul muzari: يُسْتَعْتَبُ
مُعْتَبٌisim1Rıza gösterilen, affedilen41/24

Toplam5


BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Kök Harflerinin Yer Değişimi

Benzer Manada Kelimeler

  • اِسْتَعْتَبَ
    • اِسْتَرْضَى > bak: ر ض و
    • تَرَضَّى > bak: ر ض و
    • تَسَنَّى > bak: س ن و
    • أَعْتَبَ > bu kök
  • عِتَابٌ
    • لَوْمٌ > bak: ل و م
    • مَلَامَةٌ > bak: ل و م
    • تَعْنِيفٌ
    • تَأْنِيبٌ
    • عَذْلٌ
    • تَوْبِيخٌ

Zıt Manada Kelimeler

  • عِتَابٌ

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelere günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Atebe عَتَبَة Basamak, eşik. Çoğulu: Atebât
Muâteb مُعَاتَب Azarlanılan. 
İ’tâb إِعْتَاب Azarlama.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

اِسْتَعْتَبَ : Fiil-X. Meçhul muzari: يُسْتَعْتَبُ

16:84ثُمَّ لَا يُؤْذَنُ لِلَّذِينَ كَفَرُوا وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ
Diyanet Meali:Sonra inkâr edenlere ne (özür dilemeleri için) izin verilecek, ne de Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilecek.
30:57فَيَوْمَئِذٍ لَا يَنْفَعُ الَّذِينَ ظَلَمُوا مَعْذِرَتُهُمْ وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ
Diyanet Meali:O gün zulmedenlere mazeretleri fayda sağlamaz, Allah’ı razı edecek amelleri işleme istekleri de kabul edilmez. *
41:24وَإِنْ يَسْتَعْتِبُوا فَمَا هُمْ مِنَ الْمُعْتَبِينَ
Diyanet Meali:Eğer Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işlemeye izin isteseler, onlara izin verilmez.
45:35فَالْيَوْمَ لَا يُخْرَجُونَ مِنْهَا وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ
Diyanet Meali:Artık bugün ateşten çıkarılmazlar ve Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işleme istekleri kabul edilmez.

مُعْتَبِينَ : İsim. İsm-i Mef’ûl. İf’âl Bâbı (IV. Bâb). Kurallı Erkek Çoğul. Nasb / Cerr Hali. Tekili: مُعْتَبٌ

41:24وَإِنْ يَسْتَعْتِبُوا فَمَا هُمْ مِنَ الْمُعْتَبِينَ
Diyanet Meali:Eğer Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri işlemeye izin isteseler, onlara izin verilmez.