س د د

KÖK HARFLER: س د د

ANLAM: 

سَدَّ : Aralığı veya aradaki boşluğu kapamak; durdurmak, düzeltmek, sert ve sağlam kılmak.

AÇIKLAMA:

xx

DİĞER BAZI TÜREVLER:

xx

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


Tür Adet Anlam Örnek
سَدٌّ isim 4 Sed, engel, mani 36/9
سَدِيدٌ isim 2 İsabetli, doğru, hatasız, şeriat ve adalete muvafık 33/70

Toplam 6

BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Kök Harflerinin Yer Değişimi

Mahreci Benzeyen Kökler

Benzer Manada Kelimeler

  • سَدَّ
  • سَدَّدَ
  • سَدِيدٌ (a)
    • حَكِيمٌ > bak: ح ك م
    • مُسْتَقِيمٌ > bak: ق و م
    • صَحِيحٌ
  • سَدِيدٌ (b)
    • مُحْكَمٌ > bak: ح ك م
    • زَنِيقٌ
  • سَدَادٌ (a)
    • وَجَاهَةٌ > bak: و ج ه
    • صِحَّةٌ
  • سَدَادٌ (b)
    • دَفْعٌ > bak: د ف ع
    • تَسْدِيدٌ > bu kök

Zıt Manada Kelimeler

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Sedd سَدّ Tıkamak, kapamak.
Sedîd سَدِيد Doğru. Yalan ve yanlış olmayan. Muhkem. Müennes: Sedîde
Sedâd سَدَاد İstikamet ve kasd. Doğru ve haklı şey.
Seddâd سَدَّاد Tıpa. Şişe tıpası.
Südde سُدَّة Kapı, eşik. Çoğul: Süded
Mesdûd مَسْدُود Seddedilmiş. Kapatılmış. 
Teseddüd تَسَدُّد Safra vb. vücud sıvısına aid kanalın taşla tıkanması.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

سَدٌّ : İsim. 

18:93حَتَّىٰ إِذَا بَلَغَ بَيْنَ السَّدَّيْنِ وَجَدَ مِنْ دُونِهِمَا قَوْمًا لَا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ قَوْلًا
Diyanet Meali:İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu. *
18:94فَهَلْ نَجْعَلُ لَكَ خَرْجًا عَلَىٰ أَنْ تَجْعَلَ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ سَدًّا
Diyanet Meali:(Dediler ki: “Ey Zülkarneyn!) Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?”
36:9وَجَعَلْنَا مِنْ بَيْنِ أَيْدِيهم سَدّاََ وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا 
Diyanet Meali:Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çektik.
36:9وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَأَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ
Diyanet Meali:Arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.

سَدِيدٌ : İsim. Sıfat.

4:9فَلْيَتَّقُوا اللَّهَ وَلْيَقُولُوا قَوْلًا سَدِيدًا
Diyanet Meali:Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar ve doğru söz söylesinler.
33:70يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَدِيدًا
Diyanet Meali:Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin.*