أ ل م

KÖK HARFLER:  أ ل م

ANLAM: 

أَلِمَ : Acı içinde olmak, acı çekmek.

AÇIKLAMA:

xx

DİĞER BAZI TÜREVLER:

xx

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


Tür Adet Anlam Örnek
أَلِمَ fiil-I 3 Acı çekti 4/104
أَليِمٌ isim 72 Şiddetli acı çektiren 84/24

Toplam 75

BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Kök Harflerinin Yer Değişimi

Mahreci Benzeyen Kökler

Benzer Manada Kelimeler

  • أَلَمٌ
  • أَلِيمٌَ
    • شَدِيدٌ > bak: ش د د
    • قَاسٍ > bak: ق س و
    • مُؤْلِمٌ > bu kök
    • وَخِيمٌ
    • عَنِيفٌ

Zıt Manada Kelimeler

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Elem أَلَم Ağrı. Acı. Keder. Sancı. Dert. Gam. Kaygı. Çoğul: Âlâm
Elîm أَلِيم Acı veren.
Âlim آلِم Acılı, kederli, elemli.
Me’lûm مَؤْلُوم Kederlenmiş. Elemlenmiş. Üzgün. 
Müellim مُؤَلِّم Acı ve elem veren. Acıtan, ağrıtan.
Îlâm إِيلَام Elem vermek. Rencide etmek. Ağrıtmak.
Mu’lim مُأْلِم Elem ve keder verici.
Mülimme مُلِمَّة Felaket.
Teellüm تَأَلُّم Elem duyma. Kederlenme. Tasalanma.
Müteellim مُتَأَلِّم Teellüm eden, elemlenen, içi sızlayan, acı duyan.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

أَلِمَ : Fiil-I. 

4:104وَلَا تَهِنُوا فِي ابْتِغَاءِ الْقَوْمِ إِنْ تَكُونُوا تَأْلَمُونَ
Diyanet Meali:Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı duyuyorsanız, (kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar).
4:104إِنْ تَكُونُوا تَأْلَمُونَ فَإِنَّهُمْ يَأْلَمُونَ كَمَا تَأْلَمُونَ
Diyanet Meali:Eğer siz acı duyuyorsanız, kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar.
4:104فَإِنَّهُمْ يَأْلَمُونَ كَمَا تَأْلَمُونَ وَتَرْجُونَ مِنَ اللَّهِ مَا لَا يَرْجُونَ
Diyanet Meali:(Eğer siz acı duyuyorsanız), kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar. Üstelik siz Allah’tan onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz.

أَليِمٌ : İsim. Sıfat / Zarf.

2:10وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ بِمَا كَانُوا يَكْذِبُونَ
Diyanet Meali:Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.
2:104وَقُولُوا انْظُرْنَا وَاسْمَعُوا وَلِلْكَافِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:(Ey iman edenler! “Râ’inâ” demeyin), “unzurnâ (bize bak)” deyin ve dinleyin. Kâfirler için acıklı bir azap vardır.
2:174وَلَا يُكَلِّمُهُمُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلَا يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:Kıyamet günü Allah, onlarla ne konuşacak, ne de onları arıtacaktır. Onlar için elem dolu bir azap vardır
2:178فَمَنِ اعْتَدَىٰ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَلَهُ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır.
3:21فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Diyanet Meali:Onları elem dolu bir azap ile müjdele.
3:77وَلَا يَنْظُرُ إِلَيْهِمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلَا يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:(Allah), kıyamet günü (onlarla konuşmayacak), onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
3:91أُولَٰئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِرِينَ
Diyanet Meali:Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.
3:177لَنْ يَضُرُّوا اللَّهَ شَيْئًا وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:(İman karşılığında küfrü satın alanlar) Allah’a hiçbir zarar veremezler. Onlar için elem verici bir azap vardır.
3:188فَلَا تَحْسَبَنَّهُمْ بِمَفَازَةٍ مِنَ الْعَذَابِ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:(Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin), sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
4:18أُولَٰئِكَ أَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
Diyanet Meali:Bunlar için ahirette elem dolu bir azap hazırlamışızdır.
4:138بَشِّرِ الْمُنَافِقِينَ بِأَنَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
Diyanet Meali:Münafıklara, kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele. *
4:161وَأَعْتَدْنَا لِلْكَافِرِينَ مِنْهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
Diyanet Meali:İçlerinden inkâr edenlere de acı bir azap hazırladık.
4:173وَأَمَّا الَّذِينَ اسْتَنْكَفُوا وَاسْتَكْبَرُوا فَيُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
Diyanet Meali:Allah’a kulluk etmekten çekinenlere ve büyüklük taslayanlara gelince; (Allah) onları elem dolu bir azaba uğratacaktır…
5:36مَا تُقُبِّلَ مِنْهُمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:Onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır.
5:73لَيَمَسَّنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:(Eğer dediklerinden vazgeçmezlerse), andolsun onlardan inkâr edenlere elbette, elem dolu bir azap dokunacaktır.
5:94فَمَنِ اعْتَدَىٰ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَلَهُ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:Kim bundan (bu açıklamadan) sonra haddini tecavüz ederse, ona elem dolu bir azap vardır.
6:70لَهُمْ شَرَابٌ مِنْ حَمِيمٍ وَعَذَابٌ أَلِيمٌ بِمَا كَانُوا يَكْفُرُونَ
Diyanet Meali:Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.
7:73وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:“Sakın ona bir kötülük etmeyin. Yoksa sizi elem dolu bir azap yakalar.”
8:32فَأَمْطِرْ عَلَيْنَا حِجَارَةً مِنَ السَّمَاءِ أَوِ ائْتِنَا بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Diyanet Meali:(Hani onlar, “Ey Allah’ım, eğer şu Kur’an senin katından inmiş hak kitap ise) hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir” (demişlerdi).
9:3وَبَشِّرِ الَّذِينَ كَفَرُوا بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Diyanet Meali:İnkârcılara, elem dolu bir azabı müjdele!
9:34وَلَا يُنْفِقُونَهَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Diyanet Meali:(Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek) onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele.
9:39إِلَّا تَنْفِرُوا يُعَذِّبْكُمْ عَذَابًا أَلِيمًا وَيَسْتَبْدِلْ قَوْمًا غَيْرَكُمْ
Diyanet Meali:Eğer Allah, yolunda sefere çıkmazsanız, sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir.
9:61وَالَّذِينَ يُؤْذُونَ رَسُولَ اللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:Allah’ın Resûlünü incitenler için ise elem dolu bir azap vardır.”
9:74وَإِنْ يَتَوَلَّوْا يُعَذِّبْهُمُ اللَّهُ عَذَابًا أَلِيمًا فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ
Diyanet Meali:Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır.
9:79سَخِرَ اللَّهُ مِنْهُمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:İşte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
9:90سَيُصِيبُ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:Onlardan kâfir olanlara elem dolu bir azap isabet edecektir.
10:4وَالَّذِينَ كَفَرُوا لَهُمْ شَرَابٌ مِنْ حَمِيمٍ وَعَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:Kâfirlere gelince, (inkâr etmekte olduklarından dolayı), onlar için kaynar sudan bir içki ve elem dolu bir azap vardır.
10:88وَاشْدُدْ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُوا حَتَّىٰ يَرَوُا الْعَذَابَ الْأَلِيمَ
Diyanet Meali:“(Ey Rabbimiz, sen onların mallarını silip süpür) ve kalplerine darlık ver, çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler.”
10:97وَلَوْ جَاءَتْهُمْ كُلُّ آيَةٍ حَتَّىٰ يَرَوُا الْعَذَابَ الْأَلِيمَ
Diyanet Meali:Kendilerine bütün mucizeler gelse bile, elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar. *
11:26أَنْ لَا تَعْبُدُوا إِلَّا اللَّهَ إِنِّي أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ أَلِيمٍ
Diyanet Meali:“Allah’tan başkasına ibadet ve kulluk etmeyin. Doğrusu ben sizin adınıza elem dolu bir günün azabından korkuyorum.” *
11:48وَأُمَمٌ سَنُمَتِّعُهُمْ ثُمَّ يَمَسُّهُمْ مِنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:“Daha birtakım ümmetler de olacak ki, biz onları (dünyada) yararlandıracağız. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak.”
11:102وَكَذَٰلِكَ أَخْذُ رَبِّكَ إِذَا أَخَذَ الْقُرَىٰ وَهِيَ ظَالِمَةٌ إِنَّ أَخْذَهُ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:Zulme sapmış memleketlerin halkını yakaladığında, Rabbinin yakalaması işte böyledir! Şüphesiz O’nun yakalaması can yakıcı ve şiddetlidir.
12:25مَا جَزَاءُ مَنْ أَرَادَ بِأَهْلِكَ سُوءًا إِلَّا أَنْ يُسْجَنَ أَوْ عَذَابٌ أَلِيمٌ شَدِيدٌ
Diyanet Meali:“Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası, ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır.”
14:22إِنَّ الظَّالِمِينَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:“Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.”
15:50وَأَنَّ عَذَابِي هُوَ الْعَذَابُ الْأَلِيمُ
Diyanet Meali:Azabımın da elem dolu azap olduğunu (haber ver). *
16:63فَهُوَ وَلِيُّهُمُ الْيَوْمَ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:O, bugün de onların dostudur ve onlar için elem dolu bir azap vardır.
16:104اِنَّ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِآيَاتِ اللَّهِ لَا يَهْدِيهِمُ اللَّهُ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:Allah’ın âyetlerine inanmayanları, Allah elbette doğru yola iletmez. Onlar için elem dolu bir azap vardır. *
16:117مَتَاعٌ قَلِيلٌ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:(Dünyada elde ettikleri) az bir yararlanmadır. Hâlbuki (ahirette) onlara acıklı bir azap vardır. *
17:10وَأَنَّ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ أَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
Diyanet Meali:Ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı (müjdeler). *
22:25وَمَنْ يُرِدْ فِيهِ بِإِلْحَادٍ بِظُلْمٍ نُذِقْهُ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ
Diyanet Meali:Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse, biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız.
24:19يُحِبُّونَ أَنْ تَشِيعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذِينَ آمَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:İnananlar arasında hayâsızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; onlar için (dünya ve ahirette) elem dolu bir azap vardır.
24:63فَلْيَحْذَرِ الَّذِينَ يُخَالِفُونَ عَنْ أَمْرِهِ أَنْ تُصِيبَهُمْ فِتْنَةٌ أَوْ يُصِيبَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:Artık onun emrine muhalefet edenler, başlarına bir belânın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar.
25:37وَأَعْتَدْنَا لِلظَّالِمِينَ عَذَابًا أَلِيمًا
Diyanet Meali:Zalimlere elem dolu bir azap hazırladık.
26:201لَا يُؤْمِنُونَ بِهِ حَتَّىٰ يَرَوُا الْعَذَابَ الْأَلِيمَ
Diyanet Meali:Elem dolu azabı görmedikçe, ona inanmazlar. *
29:23أُولَٰئِكَ يَئِسُوا مِنْ رَحْمَتِي وَأُولَٰئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:İşte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır.
31:7كَأَنَّ فِي أُذُنَيْهِ وَقْرًا فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Diyanet Meali:(Ona âyetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi), sanki kulaklarında ağırlık var da (işitmiyormuş gibi büyüklenerek arkasını döner). Ona, elem dolu bir azabı müjdele.
33:8لِيَسْأَلَ الصَّادِقِينَ عَنْ صِدْقِهِمْ وَأَعَدَّ لِلْكَافِرِينَ عَذَابًا أَلِيمًا
Diyanet Meali:(Allah, bunu) doğru kimseleri doğruluklarından hesaba çekmek için (yapmıştır.) Kâfirlere de elem dolu bir azap hazırlamıştır. *
34:5وَالَّذِينَ سَعَوْا فِي آيَاتِنَا مُعَاجِزِينَ أُولَٰئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مِنْ رِجْزٍ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:Âyetlerimizi geçersiz kılmak için yarışırcasına çaba harcayanlar var ya; işte onlar için elem dolu, çok kötü bir azap vardır.
36:18لَئِنْ لَمْ تَنْتَهُوا لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُمْ مِنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:“Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur.”
37:38إِنَّكُمْ لَذَائِقُو الْعَذَابِ الْأَلِيمِ
Diyanet Meali:Şüphesiz siz mutlaka elem dolu azabı tadacaksınız. *
41:43إِنَّ رَبَّكَ لَذُو مَغْفِرَةٍ وَذُو عِقَابٍ أَلِيمٍ
Diyanet Meali:Hiç şüphesiz senin Rabbin hem bağışlama sahibidir, hem de elem dolu bir azap sahibidir.
42:21وَإِنَّ الظَّالِمِينَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:Şüphesiz, zâlimler için elem dolu bir azap vardır.
42:42وَيَبْغُونَ فِي الْأَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ أُولَٰئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:(Ceza yolu ancak insanlara zulmedenler) ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenler içindir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır.
43:65فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْ عَذَابِ يَوْمٍ أَلِيمٍ
Diyanet Meali:Elem dolu bir günün azâbından vay o zulmedenlerin hâline!
44:11يَغْشَى النَّاسَ هَٰذَا عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali: (O duman) insanları bürür. Bu, elem dolu bir azaptır. *
45:8ثُمَّ يُصِرُّ مُسْتَكْبِرًا كَأَنْ لَمْ يَسْمَعْهَا فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Diyanet Meali:(Kendisine Allah’ın âyetlerinin okunduğunu işitir de), sonra büyüklük taslayarak sanki onları hiç duymamış gibi direnir. İşte onu elem dolu bir azap ile müjdele!
45:11وَالَّذِينَ كَفَرُوا بِآيَاتِ رَبِّهِمْ لَهُمْ عَذَابٌ مِنْ رِجْزٍ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere ise elem dolu çok kötü bir azap vardır.
46:24بَلْ هُوَ مَا اسْتَعْجَلْتُمْ بِهِ رِيحٌ فِيهَا عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:“Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır.”
46:31وَآمِنُوا بِهِ يَغْفِرْ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُجِرْكُمْ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ
Diyanet Meali:“(Ey kavmimiz! Allah’ın davetçisine uyun), ona iman edin ki, günahlarınızı bağışlasın ve sizi elem dolu bir azaptan kurtarsın.”
48:16وَإِنْ تَتَوَلَّوْا كَمَا تَوَلَّيْتُمْ مِنْ قَبْلُ يُعَذِّبْكُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
Diyanet Meali:“Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz, Allah sizi elem dolu bir azaba uğratır.”
48:17وَمَنْ يَتَوَلَّ يُعَذِّبْهُ عَذَابًا أَلِيمًا
Diyanet Meali:Kim de yüz çevirirse, onu elem dolu bir azaba uğratır.
48:25لَوْ تَزَيَّلُوا لَعَذَّبْنَا الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
Diyanet Meali:Eğer, (inananlarla inkârcılar) birbirinden ayrılmış olsalardı, onlardan inkâr edenleri elem dolu bir azaba uğratırdık.
51:37وَتَرَكْنَا فِيهَا آيَةً لِلَّذِينَ يَخَافُونَ الْعَذَابَ الْأَلِيمَ
Diyanet Meali:Orada, elem dolu azaptan korkacaklar için bir ibret bıraktık. *
58:4وَتِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ وَلِلْكَافِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kâfirler için elem dolu bir azap vardır.
59:15ذَاقُوا وَبَالَ أَمْرِهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:Onlar (Bedir’de) yaptıklarının cezasını tatmışlardır. Onlara (Ahirette de) elem dolu bir azap vardır.
61:10هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَىٰ تِجَارَةٍ تُنْجِيكُمْ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ
Diyanet Meali:Sizi elem dolu bir azaptan kurtaracak bir ticaret göstereyim mi size?
64:5فَذَاقُوا وَبَالَ أَمْرِهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:(Daha önce inkâr edip de) inkârlarının cezasını tadanların (haberi size gelmedi mi)? Onlar için elem dolu bir azap da vardır.
67:28أَوْ رَحِمَنَا فَمَنْ يُجِيرُ الْكَافِرِينَ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ
Diyanet Meali:“(Diyelim ki Allah beni ve beraberimdekileri helâk etti), yahut bize acıdı.  Peki, ya inkârcıları elem dolu bir azaptan kim koruyacak?”
71:1أَنْ أَنْذِرْ قَوْمَكَ مِنْ قَبْلِ أَنْ يَأْتِيَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Diyanet Meali:“Kendilerine elem dolu bir azap gelmeden önce kavmini uyar.”
73:13وَطَعَامًا ذَا غُصَّةٍ وَعَذَابًا أَلِيمًا
Diyanet Meali:Boğazdan zor geçen yiyecekler ve elem dolu bir azap vardır. *
76:31يُدْخِلُ مَنْ يَشَاءُ فِي رَحْمَتِهِ وَالظَّالِمِينَ أَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
Diyanet Meali:O, dilediği kimseyi rahmetine sokar. Zalimlere ise elem dolu bir azap hazırlamıştır. *
84:24فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Diyanet Meali:Öyle ise sen onlara elem dolu bir azabı müjdele! *