ث و ي

KÖK HARFLER:  ث و ي

ANLAM: 

ثَوَى : Bir yerde kalmak, ikamet etmek, yaşamak; uzun süre kalmak veya yaşamak; oraya konup kalmak; oraya yerleşmek.

AÇIKLAMA:

xx

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


Tür Adet Anlam Örnek
مَثْوًى isim 13 Bir kişinin oturduğu, ikamet ettiği, yaşadığı ya da kaldığı yer. Uzun müddet kalış, yerleşme. 3/151
الثَّاوِي – ثَاوٍ isim 1 Bir ülke veya şehirde oturan, uzun süre kalan, ikamet eden ya da yaşayan yabancı biri. 28/45

Toplam 14

BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Mahreci Benzeyen Kökler

Benzer Manada Kelimeler

Zıt Manada Kelimeler

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelere günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Mesvâ مَثْوَى Mesken, hane, ev, me’va. Yurt.
Mesâvî مَثاوِى Meskenler. Haneler. Evler.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

مَثْوًى : İsim. 

3:151 وَمَأْوَاهُمُ النَّارُ وَبِئْسَ مَثْوَى الظَّالِمِينَ
Diyanet Meali: Barınakları da cehennemdir. Zalimlerin kalacakları yer ne kötüdür.”
6:128 قَالَ النَّارُ مَثْوَاكُمْ خَالِدِينَ فِيهَا إِلَّا مَا شَاءَ اللَّهُ
Diyanet Meali: Allah’ın diledikleri (affettikleri) hariç, içinde ebedî kalmak üzere duracağınız yer ateştir.
12:21 وَقَالَ الَّذِي اشْتَرَاهُ مِنْ مِصْرَ لِامْرَأَتِهِ أَكْرِمِي مَثْوَاهُ
Diyanet Meali: Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: “Ona iyi bak.” 
12:23 قَالَ مَعَاذَ اللَّهِ إِنَّهُ رَبِّي أَحْسَنَ مَثْوَايَ
Diyanet Meali: O ise, “Allah’a sığınırım, çünkü o (kocan) benim efendimdir, bana iyi baktı.” dedi.
16:29 فَادْخُلُوا أَبْوَابَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا فَلَبِئْسَ مَثْوَى الْمُتَكَبِّرِينَ
Diyanet Meali: “Haydi, içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” *
29:68 أَلَيْسَ فِي جَهَنَّمَ مَثْوًى لِلْكَافِرِينَ
Diyanet Meali: Cehennemde kâfirler için bir yer mi yok?
39:32 أَلَيْسَ فِي جَهَنَّمَ مَثْوًى لِلْكَافِرِينَ
Diyanet Meali: Cehennemde kâfirler için kalacak bir yer mi yok!?
39:60 أَلَيْسَ فِي جَهَنَّمَ مَثْوًى لِلْمُتَكَبِّرِينَ
Diyanet Meali: Büyüklük taslayanlar için cehennemde bir yer mi yok!?
39:72 قِيلَ ادْخُلُوا أَبْوَابَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا فَبِئْسَ مَثْوَى الْمُتَكَبِّرِينَ
Diyanet Meali: “İçinde ebedî kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların kalacağı yer ne kötüdür!” *
40:76 ادْخُلُوا أَبْوَابَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا فَبِئْسَ مَثْوَى الْمُتَكَبِّرِينَ
Diyanet Meali: “Ebedî kalmak üzere cehennem kapılarından girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!” *
41:24 فَإِنْ يَصْبِرُوا فَالنَّارُ مَثْوًى لَهُمْ
Diyanet Meali: Şimdi eğer dayanabilirlerse, artık cehennem onların yeridir! 
47:12 يَتَمَتَّعُونَ وَيَأْكُلُونَ كَمَا تَأْكُلُ الْأَنْعَامُ وَالنَّارُ مَثْوًى لَهُمْ
Diyanet Meali: (İnkâr edenler ise) (dünya zevklerinden) yararlanırlar ve hayvanların yediği gibi yerler. Onların kalacakları yer ateştir.
47:19 وَاللَّهُ يَعْلَمُ مُتَقَلَّبَكُمْ وَمَثْوَاكُمْ
Diyanet Meali: Allah, gezip dolaştığınız yeri de, içinde kalacağınız yeri de bilir.

الثَّاوِي – ثَاوٍ : İsim. İsm-i Fâil.

28:45 وَمَا كُنْتَ ثَاوِيًا فِي أَهْلِ مَدْيَنَ تَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِنَا وَلَٰكِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ
Diyanet Meali: Sen Medyen halkı arasında yaşıyor değildin, âyetlerimizi onlardan okuyup öğreniyor da değildin. Fakat biz (bu haberi) göndereniz.