KÖK HARFLER: ث ل ث
ANLAM:
ثَلَثَ : Bir şeyin üçüncüsünü de almak.
AÇIKLAMA:
x
Şu şekillerde kullanılır: الثَلاَثَةُ وَالثَّلاَثُونَ (otuz üç), الثَلاَثُ والثَّلَاثُمِائَةٍ (üç yüz üç), ثَلاَثَةُ آلاَفٍ (üç bin), الثُلُثُ (üçte bir), الثُلُثاَنِ (üçte iki). Yüce Allah şöyle buyurmuştur: فَلِأُمِّهِ الثُّلُثُ Ananın payı üçte birdir (4/11); yani payın üç parçasından biri. Bunun çoğulu أَثْلاَثٌ şeklinde gelir.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَوَاعَدْنَا مُوسَى ثَلاَثِينَ لَيْلَةً Musa ile otuz geceliğine sözleştik (7/142); مَا يَكُونُ مِنْ نَجْوَى ثَلاثَةٍ إِلاَّ هُوَ رَابِعُهُمْ Üç kişi gizli konuşsa mutlaka dördüncüsü O’dur (58/7). Yine şöyle buyurmuştur: ثَلاثُ عَوْرَاتٍ لَكُمْ Bunlar mahrem hâlde bulunabileceğiniz üç vakittir (24/58); yani “mahrem yerlerinizin açık olabileceği üç vaktinizdir”.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَلَبِثُوا فِي كَهْفِهِمْ ثَلاثَ مِئَةٍ سِنِينَ O gençler mağarada üç yüz yıl kaldılar (18/25); بِثَلاَثَةِ آلاَفٍ مِنَ الْمَلآئِكَةِ مُنْزَلِينَ İndirilmiş üç bin melekle (3/124); إِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ أَنَّكَ تَقُومُ أَدْنَى مِنْ ثُلُثَيِ اللَّيْلِ وَنِصْفَهُ وَثُلُثَهُُ Senin gecenin ya üçte ikisine yakın bölümünü ya yarısını ya da üçte birini ibâdetle geçirdiğini Rabbin biliyor (73/20).
Yüce Allah’ın şu sözüne gelince, مَثْنَى وَثُلاثَ وَرُبَاعَ ikişer ikişer, üçer üçer ve dörder dörder… (35/1).
ثَلَّثْتُ الشَّيْءَ : Şu nesneyi üç parçaya ayırdım.
ثَلَّثْتُ الْقَوْمَ : Topluluğun mallarının üçte birini aldım.
أَثْلَثْتُهُمْ : Onların üçüncüsü durumuna geldim.
أَثْلَثْتُ الدَرَاهِمَ فأَثْلَثَتْ هِيَ : Dirhemleri üçe ulaştırdım, üç tane yaptım ve böylece onlar üç tane haline geldi.
أَثْلَثَ القَوْمُ : Topluluk üç kişi haline geldi.
حَبْلٌ مَثْلُوثٌ : Üç kattan bükülmüş ip.
رَجُلٌ مَثْلُوثٌ : Malının üçte biri alınmış kimse.
ثَلَّثَ الْفَرَسُ وَرَبَّعَ : At, yarışta üçüncü ve dördüncü geldi.
“Erkeklerden ve kadınlardan” kinaye olarak, “Yanında otuz üç kadın mı var yoksa erkek mi?” anlamında أَثَلاَثَةٌ وَثَلاَثُونَ عِنْدَك اَوْ ثَلاَثٌ وَثَلاَثُونَ denir.
جَاؤُوا ثُلاَثَ ومُثَلَّثَ : Üçer üçer geldiler.
نَاقَةٌ ثَلوُثٌ : Sütü üç meme ucundan sarılan dişi deve.
“Haftanın üçüncü ve dördüncü gününün, salı ve çarşamba gününün” adı olan ثُلاَثَاء ve أَرْبِعَاء kelimelerine gelince, حَسَنَةٌ ve حَسْنَاء kelimeleri gibi, bunların sonundaki elif ة harfinin yerine getirilmiştir. Bunun sonucunda da lafızlarının kullanımı güne tahsis edilmiştir.
“Şu nesneyi üç parça yaptım” anlamında ثَلََّثْتُ الشَّيءَ، تَثْلِيثًا kullanımı rivayet edilmiştir.
ثَلَّثَ الْبُسْرُ : Olgunluk, tam gelişmiş ham kurmanın üçte ikisini ulaştı.
ثَلَّثَ الْعِنَبُ : Üzümün üçte ikisi olgunlaştı.
ثَوْبٌ ثُلاَثِيٌّ : Üç zira’ uzunluğunda veya boyunda elbise ya da bez parçası.
DİĞER BAZI TÜREVLER:
ثَلَثَ (geniş zaman يَثْلُثُ mastar isim ثَلْثٌ):
ثَلَثَ الشَّىْءَ : O şeyin üçüncüsünü de aldı.
ثَلَّثَ الْاِثْنَيْنِ : İkiyi, kendisiyle birlikte üçledi.
ثُلَاثٌ : Üçü birden; üçte üç (aynı anda üçü birlikte); üçer üçer (ayrı ayrı üçlü gruplar halinde).
ثَلَاثَةٌ : Üç (dişi hali ثَلَاثٌ)
ثَلَاثَةُ رِجَالٍ : Üç adam.
ثَلَاثُ نِسْوَةٍ : Üç kadın.
ثَالِثُ ثَلَاثَةٍ : Üçünden biri. Üçün üçüncüsü.
ثَالِثٌ : Üçüncü.
ثَلَاثُونَ ve ثَلَاثِينَ : Otuz.
ثُلُثٌ : Üçte bir.
ثُلُثَانِ : Üçte iki.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
| Tür | Adet | Anlam | Örnek | Açıklama |
ثَالِثٌ | isim | 3 | Üçüncü | 5/73 | Müennes: ثَالِثَةٌ |
ثَلَاثٌ | isim | 21 | Üç | 18/25 | Müennes: ثَلَاثَةٌ Çoğulu: ثَلَاثُونَ |
ثُلَاثٌ | isim | 2 | Üçü birden; üçte üç (aynı anda üçü birlikte); üçer üçer (ayrı ayrı üçlü gruplar halinde) | 4/3 |
|
ثُلُثٌ | isim | 6 | Üçte bir | 4/11 |
|
| Toplam | 32 |
|
|
|
BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR:
Yok.
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
Selâs | ثَلَاث | Üç. | Selâse |
Selâsûn | ثَلَاثُون | Otuz. |
|
Sâlis | ثَالِث | Üçüncü. |
|
Sâlise | ثَالِثَة | 1: Üçüncü. 2: Saniyenin altmışta biri. 3: Binbaşılık derecesinde mülki rütbe. |
|
Sülâsi | ثُلَاثِي | Üçlü, üç şeyden meydana gelen. |
|
Sülâsâ’ (Salı) | ثُلَاثَاء | Salı (Üçüncü gün). |
|
Sülüs | ثُّلُث | 1: Üçte bir. 2: Arap alfabesiyle yazılan bir tür süslü yazı. |
|
Eslâs | أَثْلَاث | Sülüsler, üçde birler, üçde bir parçalar. |
|
Sülüsân | ثُلُثَان | Üçte iki. Üç kısımdan iki kısım. |
|
Teslîs | تَثْلِيث | 1: Üçe çıkarma, üçleme. 2: Hristiyanlıkta Tanrı’nın üç ögenin birleşmesinden oluştuğuna inanma. |
|
İslâs | إِثْلَاث | Üçe bölme. Üç aded yapma. |
|
Meslûs | مَثـلُوث | *Üç kat olan nesne. Üçte biri alınmış. |
|
Müselles | مُثٓلَّث | 1: Üç bölümden oluşan, üçlü. 2: Üçgen. |
|
Salı günü bu kökten dilimize geçmiş bir kelimedir. Haftanın üçüncü günü olduğu için bu ismi almıştır. (Nişanyan Sözlük)
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
ثَالِثٌ : İsim.
5:73 | لَقَدْ كَفَرَ الَّذِينَ قَالُوا إِنَّ اللَّهَ ثَالِثُ ثَلَاثَةٍ |
Diyanet Meali: | Andolsun, “Allah, üçün üçüncüsüdür” diyenler kâfir oldu. |
36:14 | إِذْ أَرْسَلْنَا إِلَيْهِمُ اثْنَيْنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزْنَا بِثَالِثٍ |
Diyanet Meali: | Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. |
ثَالِثَةٌ : İsim. Müennes. Müzekkeri: ثَالِثٌ
53:20 | وَمَنَاةَ الثَّالِثَةَ الْأُخْرَىٰ |
Diyanet Meali: | Diğer üçüncüsü Menat’a ne dersiniz? * |
ثَلَاثٌ : İsim. Kurallı Erkek Çoğul: ثَلَاثُونَ
7:142 | وَوَاعَدْنَا مُوسَىٰ ثَلَاثِينَ لَيْلَةً وَأَتْمَمْنَاهَا بِعَشْرٍ |
Diyanet Meali: | Mûsâ’ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. |
18:25 | وَلَبِثُوا فِي كَهْفِهِمْ ثَلَاثَ مِائَةٍ سِنِينَ وَازْدَادُوا تِسْعًا |
Diyanet Meali: | Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Buna dokuz daha eklediler. * |
24:58 | لِيَسْتَأْذِنْكُمُ الَّذِينَ مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ وَالَّذِينَ لَمْ يَبْلُغُوا الْحُلُمَ مِنْكُمْ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ |
Diyanet Meali: | Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. |
24:58 | ثَلَاثُ عَوْرَاتٍ لَكُمْ لَيْسَ عَلَيْكُمْ وَلَا عَلَيْهِمْ جُنَاحٌ بَعْدَهُنَّ |
Diyanet Meali: | Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. |
39:6 | يَخْلُقُكُمْ فِي بُطُونِ أُمَّهَاتِكُمْ خَلْقًا مِنْ بَعْدِ خَلْقٍ فِي ظُلُمَاتٍ ثَلَاثٍ |
Diyanet Meali: | Sizi annelerinizin karnında bir yaratılıştan öbürüne geçirerek üç (kat) karanlık içinde oluşturuyor. |
46:15 | وَحَمْلُهُ وَفِصَالُهُ ثَلَاثُونَ شَهْرًا |
Diyanet Meali: | Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. |
77:30 | انْطَلِقُوا إِلَىٰ ظِلٍّ ذِي ثَلَاثِ شُعَبٍ |
Diyanet Meali: | Üç kola ayrılmış gölgeye gidin. * |
19:10 | قَالَ آيَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلَاثَ لَيَالٍ سَوِيًّا |
Diyanet Meali: | (Zekeriyya, “Rabbim, öyleyse bana (çocuğumun olacağına) bir işaret ver”, dedi.) Allah da, “Senin işaretin, sapasağlam olduğun hâlde insanlarla (üç gün) üç gece konuşamamandır” dedi. |
ثَلَاثَةٌ : İsim. Müennes. Müzekkeri: ثَلَاثٌ
2:196 | فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلَاثَةِ أَيَّامٍ فِي الْحَجِّ وَسَبْعَةٍ إِذَا رَجَعْتُمْ |
Diyanet Meali: | Kurban bulamayan kimse üçü hacda, yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. |
2:228 | وَالْمُطَلَّقَاتُ يَتَرَبَّصْنَ بِأَنْفُسِهِنَّ ثَلَاثَةَ قُرُوءٍ |
Diyanet Meali: | Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hâli (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. |
3:124 | أَلَنْ يَكْفِيَكُمْ أَنْ يُمِدَّكُمْ رَبُّكُمْ بِثَلَاثَةِ آلَافٍ مِنَ الْمَلَائِكَةِ مُنْزَلِينَ |
Diyanet Meali: | “Rabbinizin, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?” |
4:171 | فَآمِنُوا بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ وَلَا تَقُولُوا ثَلَاثَةٌ انْتَهُوا خَيْرًا لَكُمْ |
Diyanet Meali: | Öyleyse Allah’a ve peygamberlerine iman edin, “(Allah) üçtür” demeyin. Kendi iyiliğiniz için buna son verin. |
5:73 | لَقَدْ كَفَرَ الَّذِينَ قَالُوا إِنَّ اللَّهَ ثَالِثُ ثَلَاثَةٍ |
Diyanet Meali: | Andolsun, “Allah, üçün üçüncüsüdür” diyenler kâfir oldu. |
5:89 | فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلَاثَةِ أَيَّامٍ ذَٰلِكَ كَفَّارَةُ أَيْمَانِكُمْ |
Diyanet Meali: | Kim (bu imkânı) bulamazsa, onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. |
9:118 | وَعَلَى الثَّلَاثَةِ الَّذِينَ خُلِّفُوا |
Diyanet Meali: | Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti. |
11:65 | فَعَقَرُوهَا فَقَالَ تَمَتَّعُوا فِي دَارِكُمْ ثَلَاثَةَ أَيَّامٍ |
Diyanet Meali: | Derken onu kestiler. Salih, dedi ki: Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. |
18:22 | سَيَقُولُونَ ثَلَاثَةٌ رَابِعُهُمْ كَلْبُهُمْ |
Diyanet Meali: | Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir. |
56:7 | وَكُنْتُمْ أَزْوَاجًا ثَلَاثَةً |
Diyanet Meali: | Siz de üç sınıf olduğunuz zaman… * |
58:7 | مَا يَكُونُ مِنْ نَجْوَىٰ ثَلَاثَةٍ إِلَّا هُوَ رَابِعُهُمْ |
Diyanet Meali: | Üç kişi gizlice konuşmaz ki, dördüncüleri O olmasın. |
65:4 | وَاللَّائِي يَئِسْنَ مِنَ الْمَحِيضِ مِنْ نِسَائِكُمْ إِنِ ارْتَبْتُمْ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلَاثَةُ أَشْهُرٍ |
Diyanet Meali: | Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, henüz âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. |
3:41 | قَالَ آيَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلَاثَةَ أَيَّامٍ إِلَّا رَمْزًا |
Diyanet Meali: | Allah da şöyle dedi: “Senin için alâmet, insanlarla üç gün konuşamaman, ancak işaretleşebilmendir. |
ثُلَاثٌ : İsim.
4:3 | فَانْكِحُوا مَا طَابَ لَكُمْ مِنَ النِّسَاءِ مَثْنَىٰ وَثُلَاثَ وَرُبَاعَ |
Diyanet Meali: | Size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın. |
35:1 | جَاعِلِ الْمَلَائِكَةِ رُسُلًا أُولِي أَجْنِحَةٍ مَثْنَىٰ وَثُلَاثَ وَرُبَاعَ |
Diyanet Meali: | (Hamd, gökleri ve yeri yaratan,) melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan (Allah’a mahsustur.) |
ثُلُثٌ : İsim.
4:11 | فَإِنْ كُنَّ نِسَاءً فَوْقَ اثْنَتَيْنِ فَلَهُنَّ ثُلُثَا مَا تَرَكَ |
Diyanet Meali: | (Çocuklar sadece) ikiden fazla kız iseler, (ölenin geriye) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. |
4:11 | فَإِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ وَلَدٌ وَوَرِثَهُ أَبَوَاهُ فَلِأُمِّهِ الثُّلُثُ |
Diyanet Meali: | Eğer çocuğu yok da (yalnız) ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer. |
4:12 | فَإِنْ كَانُوا أَكْثَرَ مِنْ ذَٰلِكَ فَهُمْ شُرَكَاءُ فِي الثُّلُثِ |
Diyanet Meali: | Eğer (kardeşler) birden fazla olurlarsa, üçte birde ortaktırlar. |
4:176 | فَإِنْ كَانَتَا اثْنَتَيْنِ فَلَهُمَا الثُّلُثَانِ مِمَّا تَرَكَ |
Diyanet Meali: | Eğer kız kardeşler iki iseler, (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. |
73:20 | إِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ أَنَّكَ تَقُومُ أَدْنَىٰ مِنْ ثُلُثَيِ اللَّيْلِ وَنِصْفَهُ وَثُلُثَهُ |
Diyanet Meali: | (Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. |
73:20 | إِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ أَنَّكَ تَقُومُ أَدْنَىٰ مِنْ ثُلُثَيِ اللَّيْلِ وَنِصْفَهُ وَثُلُثَهُ |
Diyanet Meali: | (Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. |