KÖK HARFLER: ف ر ج
ANLAM:
فَرَجَ : Bir boşluk veya gedik yaratmak için bir şeyi açmak.
AÇIKLAMA:
فَرْجٌ ve فُرْجَةٌ : İki nesne arasında bulunan yarık veya çatlak. Mesela duvardaki gedik veya çatlak (فُرْجَةٌ) gibi.
فَرْجٌ : İki bacak aralığı. Sonradan kinayeli olarak “edep mahalli” anlamında kullanılmış ve bu kullanımı o kadar çoğalmıştır ki en sonunda bu kinayeli anlamı neredeyse sarih anlamı derecesine gelmiştir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَالَّتِي أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا : Irzını/İffetini koruyan (Meryem) (21/91); وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ : Onlar ki, iffetlerini korurlar (23/5); وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ : İffetlerini korusunlar (24/31).
فَرْجٌ kelimesi müstear olarak “serhat” anlamında ve ayrıca “korkunun ve tehlikenin olduğu her türlü yerle” ilgili kullanılmıştır. Söylendiğine göre İslam’da اَلْفَرْجَان “Türklerle zencileri” ifade eder.
Yüce Allah’ın şu sözüne gelince: وَمَا لَهَا مِنْ فُرُوجٍ : Onda hiçbir düzensizlik ve eksiklik yoktur (50/Kâf 6). Yani “hiçbir çatlağı ve yarığı da yok.”
Şöyle buyurmuştur: وَإِذَا السَّمَاءُ فُرِجَتْ : Gök yarıldığı zaman (77/Murselât 9).
فَرَجٌ : Gamın, tasanın veya kederin kişinin üzerinden kalkması. “Allah gamını, tasanı veya kederini üzerinden kaldırsın, izale etsin veya gidersin” anlamında فَرَّجَ اللهُ عَنْكَ denir.
قَوْسٌ فُرُجٌ : İki ucundaki iki eğri kısmı yaya kasılı, daracık olmayıp açık ve geniş olan yay.
رَجُلٌ فُرُجٌ : Sırrını hiç saklamayan adam.
رَجُلٌ فَرِجٌ : Oturduğunda edep yeri devamlı açık, ortada olan adam.
فَرَارِيجُ الدَّجَاجِ : Tavuk yavruları; civcivler ya da piliçler. “Yumurtaların bir infiracla çatlayıp kendilerinden ayrılmasından” dolayı böyle adlandırılmışlardır.
دَجَاجَةٌ مُفْرِجٌ : Yavrulu ya da civcivli olan tavuk.
مُفْرَجٌ : Bir topluluk tarafından bulunup ortaya çıkarılmış, kimin öldürdüğü bilinmeyen, maktul kimse. (Müfredât)
DİĞER BAZI TÜREVLER:
فَرَجَ (geniş zaman يَفْرِجُ mastar isim فَرْجٌ):
فَرَجَ الشَّىْءَ ve فَرَّجَهُ : Bir boşluk veya gedik yaratmak için o şeyi açtı.
فَرَجَ الْبَابَ : Kapıyı açtı.
فَرَّجَ اللّٰهُ غَمَّكَ (ya da فَرَجَ ) : Allah c.c. kederini gidersin.
فَرْجٌ : Mahrem yerler; ırz; avret yeri; kişinin ortada bırakmasının edepsizce olduğu yerleri; üreme organlarının dış kısmı; boşluk; aralık; çatlak, oyuk, kusur (çoğul hali: فُرُوجٌ).
فَرْجُ الطَّرِيقِ yolun ortası.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
|
| Tür | Adet | Anlam | Örnek | Açıklama |
| فَرَجَ | fiil-I | 1 | Yardı | 77/9 | Meçhul: فُرِجَ |
| فَرْجٌ | isim | 8 | Gedik, çatlak, yarık, delik, ırz, avret yeri | 21/91 | Çoğul: فُرُوجٌ |
|
| Toplam | 9 |
|
|
|
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
| Ferc | فَرْج | Yarık, çatlak. Korkulacak yer. Ud yeri. Dişi tenasül aleti. | Çoğulu: Fürûc |
| Ferrûc (Pilic, Feric) | فَرُّوج | Tavuk pilici. Keklik yavrusu. Taze, körpe. Küçük çocuk gömleği.Üste giyilen ensesinde yırtmacı olan kaftan. Ferace. |
|
| Ferâce | فَرَاجَة | Kadınların sokakta giydikleri, mantoya benzer, arkası bol, yakasız, çoğu kez eteklere kadar uzayan üst giysisi. |
|
| Tefrîc | تَفْرِيج | Gönül açmak. |
|
| İfrâc | إِفْرَاج | Açılma, ayrılma. |
|
| Teferrüc | تَفَرُّج | Açılma. |
|
| Müteferric | مُتَفَرِّج | Gezinen, dolaşan. |
|
| İnfirâc | اِنْفِرَاج | Gam ve gussadan kurtulma, açılma. |
|
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
فَرَجَ : Fiil-I. Meçhul: فُرِجَ
| 77:9 | وَإِذَا السَّمَاءُ فُرِجَتْ |
| Diyanet Meali: | Gök yarıldığı zaman, * |
فَرْجٌ : İsim. Çoğulu: فُرُوجٌ
| 21:91 | وَالَّتِي أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهَا مِنْ رُوحِنَا |
| Diyanet Meali: | Irzını korumuş olan kadını da (Meryem’i de) hatırla. Ona ruhumuzdan üflemiştik. |
| 23:5 | وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ |
| Diyanet Meali: | Onlar ki, ırzlarını korurlar. * |
| 24:30 | قُلْ لِلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا مِنْ أَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ |
| Diyanet Meali: | Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. |
| 24:31 | وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ |
| Diyanet Meali: | Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. |
| 33:35 | وَالْحَافِظِينَ فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ وَالذَّاكِرِينَ اللَّهَ كَثِيرًا وَالذَّاكِرَاتِ أَعَدَّ اللَّهُ لَهُمْ مَغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا |
| Diyanet Meali: | Şüphesiz … namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır. |
| 50:6 | كَيْفَ بَنَيْنَاهَا وَزَيَّنَّاهَا وَمَا لَهَا مِنْ فُرُوجٍ |
| Diyanet Meali: | Onu nasıl bina ettik, nasıl donattık! Onda hiçbir düzensizlik ve eksiklik yoktur. |
| 66:12 | وَمَرْيَمَ ابْنَتَ عِمْرَانَ الَّتِي أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهِ مِنْ رُوحِنَا |
| Diyanet Meali: | Allah, bir de iffetini sapasağlam koruyan ve bizim de kendisine ruhumuzdan üflediğimiz İmran kızı Meryem’i de (inananlara örnek gösterdi). |
| 70:29 | وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ |
| Diyanet Meali: | Onlar, mahrem yerlerini koruyan kimselerdir. * |