KÖK HARFLER: ب ع ل
ANLAM:
بَعَلَ : (Adam) kadınla evlenmek veya kendine eş almak, koca olmak.
AÇIKLAMA:
بَعْلٌ : İki eşik erkek olanıdır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَهَـذَا بَعْلِي شَيْخاً Şu kocam da yaşlı biri iken… (11/72). فَحْلٌ ve فَحُولَةٌ kelimeleri gibi, çoğulu بَعُولَةٌ şeklinde gelir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَبُعُولَتُهُنَّ أَحَقُّ بِرَدِّهِنَّ Onların önceki kocaları onları almaya daha öncelikle hak sahibidirler (2/228).
Kadına üstünlüğünün olduğu düşünüldüğünden, erkek kadının idarecisi ve şu ayette de ifade edildiği üzere, yöneticisi sayılmıştır: اَلرِّجَالُ قَوَّامُونَ عَلَى النِّسَاءِ Erkekler, kadınların üzerinde yetkilidirler (4/34).
Başkasına üstünlüğü olanların tümü buna benzetilmiştir. Bundan dolayı Araplar, kendilerinde böyle bir üstünlüğün olduğuna inandıklarından dolayı, Allah’a yaklaşma vesilesi kıldıkları mabutlarını بَعْلٌ olarak adlandırmıştır. Mesela, أَ تَدْعُونَ بَعْلاً وَتَذَرُونَ أَحْسَنَ الْخَالِقِينَ Siz Ba’l’ı çağırıp yaratıcıların en güzelini terk mi ediyorsunuz? (37/Sâffât 125).
“Bize şu hayvandan ya da binekten daha üstünü geldi” anlamında أَتاَناَ بَعْلُ هَذِهِ الدَّابَّةِ denir. Diğerlerinden daha üste, yüksekte olan yere, erkeklerden بَعْلٌ (koca) olanlara benzetme yapılarak بَعْلٌ denir. Erkek hurma ağacına ve üstte, yüksekte oluşu göz önüne alınarak, ihtiyaç duyduğu suyu, sulanmaya ya da yağmura ihtiyaç duymadan yalnızca kökleri ile içecek, temin edecek kadar büyümüş olan ağaca (hurma ağacına) بَعْلٌ denmiştir. Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: فِيمَا سُقِيَ بَعْلاً العُشْرُ : Suyunu kökleri ile temin eden hurma ağacından meşhur alınır.
Üst mertebede olanın; kendisine hakim olduğu, baskın ya da üstün geldiği kimseye olan baskısı nefse ağır geldiğinden dolayı, “Falan kimse ailesine ağır hale geldi” anlamında أَصْبَحَ فُلاَنٌ بَعْلاً عَلَى أَهْلِهِ denmiştir. Bunun nedeni onların üzerinde bir üstünlüğe sahip olmasıdır.
بَعْلٌ lafzından “cimadan” kinaye olarak مُباَعَلَة ve بِعَاَل yapıları oluşturulmuştur.
“Adam بَعْلٌ (koca) oldu” anlamında fiil olarak, üçüncü babdan بَعَلَ الرَّجُلُ-يَبْعَلُ الرَّجُلُ şeklinde ve اِسْتَبْعَلَ şeklinde kullanılır. İsm-i failleri ise, بَعْلٌ ve مُسْتَبْعِلٌ şeklinde gelir.
اِسْتَبْعَلَ النَّخْلُ : Hurma ağacı büyük bir hale geldi. Hurma ağacı anlamındaki بَعْلٌ kelimesinden onun bulunduğu yerdeki dik, sabit duruşu göz önünde bulundurularak, “filan kimse işiyle ilgili dehşete düşüp, hurma ağacı gibi, bulunduğu yerde çakılı kaldı” anlamında بَعِلَ فُلاَنٌ بِأَمْرِهِ denmiştir. Bu kullanımıyla Arapların “yerinden ayrılamayan, bulunduğu yeri hiç terk etmeyen kimselerle” ilgili söyledikleri ماَ هُوَ إِلاَّ شَجَرٌ (O başka değil sadece bir ağaç!) sözlerine benzer.
DİĞER BAZI TÜREVLER:
بَعَلَ (geniş zaman يَبْعَلُ veya يَبْعُلُ mastar isim بَعَالَةٌ ve بُعُولَةٌ):
بَعَلَ اَوْ بَعَلَ الرَّجُلُ لِلْمَرْأَةِ : Adam o kadınla evlendi veya kendine eş aldı; koca oldu.
بَعَلَتِ الْمَرْأَةُ : O, eş (karı) oldu.
بَعَلَ عَلَيْهِ : Ona direndi.
بَعِلَ (geniş zamanlı يَبْعَلُ): Kafası karıştı veya şaşırdı ve ne yapacağını bilemedi.
اَلْبَعْلُ (çoğul hali بُعُولٌ veya بُعُولَة) koca; kadının beyi (Hem karı hem koca (eş) (زَوْجٌ), ancak genellikle koca anlamındadır), bir şeyin efendisi veya sahibi; baş şef; hükümdar veya yetkili kişi; kendisine itaatin gerekli bir görev olduğu kişi; bakımı bir kişinin sorumluluğunda olan aile; sıkıntı veya yük. Yükseltilmiş toprak; hurma ağaçlarının sulanması için ödenen vergi.
اَصْبَحَ فُلَانٌ بَعْلًا عَلَى اَهْلِهِ : Ailesi üzerinde sıkıntı veya yük haline geldi.
بَعْلٌ : İlyas Aleyhisselam’ın kavminin ibadet ettiği putlarının adıdır.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
| Tür | Adet | Anlam | Örnek Âyet | Açıklama |
بَعْلٌ | özel isim | 1 | İlyas Aleyhisselam’ın kavminin ibadet ettiği putlarının adıdır | 37/125 | |
بَعْلٌ | isim | 6 | Koca, zevc | 11/72 | Çoğul: بُعُولَةٌ |
| Toplam: | 7 |
|
|
|
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelere günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
Ba’l | بَعْل | Zevc. |
Ba’le | بَعْلَة | Zevce. |
Buûlet | بُعُولَة | Zevciyet. Karıkocalık. |
Buûle | بُعُولَة | Kadın eş, zevce. |
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
بَعْلٌ : Özel isim.
37:125 | أَتَدْعُونَ بَعْلًا وَتَذَرُونَ أَحْسَنَ الْخَالِقِينَ |
Diyanet Meali: | “Yaratıcıların en güzelini bırakarak Ba’l’e mi tapıyorsunuz?” |
بَعْلٌ : İsim. Çoğulu: بُعُولٌ – بُعُولَةٌ
2:228 | وَبُعُولَتُهُنَّ أَحَقُّ بِرَدِّهِنَّ فِي ذَٰلِكَ إِنْ أَرَادُوا إِصْلَاحًا |
Diyanet Meali: | Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse, onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. |
4:128 | وَإِنِ امْرَأَةٌ خَافَتْ مِنْ بَعْلِهَا نُشُوزًا أَوْ إِعْرَاضًا فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا أَنْ يُصْلِحَا بَيْنَهُمَا |
Diyanet Meali: | Eğer bir kadın kocasının, kendisine kötü davranmasından, yahut yüz çevirmesinden endişe ederse, uzlaşarak aralarını düzeltmelerinde ikisine de bir günah yoktur. |
11:72 | قَالَتْ يَا وَيْلَتَىٰ أَأَلِدُ وَأَنَا عَجُوزٌ وَهَٰذَا بَعْلِي شَيْخًا |
Diyanet Meali: | Karısı, “Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım?” |
24:31 | وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ |
Diyanet Meali: | Zinetlerini, kocalarından başkalarına göstermesinler. |
24:31 | أَوْ آبَائِهِنَّ أَوْ آبَاءِ بُعُولَتِهِنَّ |
Diyanet Meali: | …yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından (başkalarına)… |
24:31 | أَوْ أَبْنَائِهِنَّ أَوْ أَبْنَاءِ بُعُولَتِهِنَّ |
Diyanet Meali: | …yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından (başkalarına)… |