KÖK HARFLER: ك ل ب
ANLAM:
كَلَبَ : Köpekler onu duysun ve havlasın diye havlama sesi çıkarmak.
كَلِبَ : Kuduz hastalığına tutulmak. Aklı kıt, zeka olarak yetersiz olmak. Susamak. Doymaksızın açgözlü bir biçimde yemek yemek.
AÇIKLAMA:
xx
DİĞER BAZI TÜREVLER:
كَلَبَ (geniş zaman يَكْلِبُ mastar isim كَلْبٌ):
كَلَبَ الرَّجُلُ : O kimse havlama sesi çıkardı ki köpekler onu duysun ve havlasın.
كَلِبَ (geniş zaman يَكْلَبُ mastar isim كَلَبٌ ) : Kuduz bir köpek tarafından ısırılması sonucu köpeklerinki gibi bir kuduzluğa tutulmuştu; aklı kıt, zeka olarak yetersiz idi; susadı.
كَلِبَ عَلَى شَىْءٍ : Bir şeyi hırsla planladı. Bu kelime, doymaksızın açgözlü bir biçimde yedi, anlamına da gelmektedir.
كَلْبٌ : Köpek; vahşi veya kudurmuş bir köpek; bir aslan.
اِمْرَاَةٌ كَلْبَةٌ : Fahişe misali bir kadın.
كَلَّبَ : Avlanmak için bir köpeği eğitti.
مُكَلِّبٌ : Bir köpeği avlanmak için eğiten kişi.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
| Tür | Adet | Anlam | Örnek |
كَلْبٌ | isim | 5 | Köpek | 7/176 |
مُكَلِّبٌ | isim | 1 | (Hayvanı, avlamaya veya avlananı getirmeye) alıştıran, yetiştiren, öğreten. | 5/4 |
| Toplam | 6 |
|
|
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
Kelb | كَلْب | Köpek, it. Meşhur bir yıldız. |
Kelbetân (Kerpeten) | كَلْبَتَانِ | Kerpeten. |
Kelebce | ——— | 1: Çoban köpeğinin tasması. 2:Tutukluların kaçmasını önlemek için bileklerine takılan, bir zincirle tutturulmuş demir halka. 3:Kablo, boru vb. şeyleri bir yere bağlı tutmak için kullanılan halka veya kelebek. |
Mükelleb | مُكَلَّب | Bağlı esir. |
Tekâlüb | تَكَالُب | Köpek gibi birbirine saldırma. |
Mütekâlib | مُتَكَالِب | Köpek gibi birbirinin üstüne atılan. |
Güllâbi | كَلَابِى | Akıl hastanelerindeki hademe, güllabici, deli güllabicisi. |
Kerpeten kelimesi, “«iki köpek dişi», kıskaç, pense” anlamındaki kelbetân veya kelbeteyn (كلبتين) sözcüğünden gelmektedir. Bu kelime, “köpek dişi” anlamındaki kelbe (كلبة) kelimesinin ikili halidir. (Nişanyan Sözlük)
Güllabî kelimesi, “tımarhane görevlisi” anlamındaki kelâbî sözcüğünden gelmektedir. Kelâb “kuduz” demektir ama genel olarak “delilik” anlamında kullanılır. Kelâbî kelimesi de, “deliliğe ait” gibi bir anlamla “tımarhane görevlisi” için kullanılmaktadır. (Nişanyan Sözlük)
Nişanyan Sözlük kelepçe kelimesinin kökeninin Farsça olduğunu söylemektedir.
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
كَلْبٌ : İsim.
7:176 | فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ الْكَلْبِ إِنْ تَحْمِلْ عَلَيْهِ يَلْهَثْ أَوْ تَتْرُكْهُ يَلْهَثْ |
Diyanet Meali: | Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur; kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. |
18:18 | وَكَلْبُهُمْ بَاسِطٌ ذِرَاعَيْهِ بِالْوَصِيدِ |
Diyanet Meali: | Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta idi.) |
18:22 | سَيَقُولُونَ ثَلَاثَةٌ رَابِعُهُمْ كَلْبُهُمْ |
Diyanet Meali: | “Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir” diyecekler. |
18:22 | وَيَقُولُونَ خَمْسَةٌ سَادِسُهُمْ كَلْبُهُمْ |
Diyanet Meali: | Yine, “Beş kişidirler, altıncıları köpekleridir” diyecekler. |
18:22 | وَيَقُولُونَ سَبْعَةٌ وَثَامِنُهُمْ كَلْبُهُمْ |
Diyanet Meali: | Şöyle de diyecekler: “Yedi kişidirler, sekizincileri köpekleridir.” |
مُكَلِّبِينَ : İsim. İsm-i Fâil. Tef’îl Bâbı (II. Bâb). Kurallı Erkek Çoğul. Nasb / Cerr Hali. Tekili: مُكَلِّبٌ
5:4 | وَمَا عَلَّمْتُمْ مِنَ الْجَوَارِحِ مُكَلِّبِينَ تُعَلِّمُونَهُنَّ مِمَّا عَلَّمَكُمُ اللَّهُ |
Diyanet Meali: | Bir de Allah’ın size verdiği yeteneklerle eğitip alıştırdığınız avcı hayvanların tuttuğu (avlar) helâl kılındı. |