أ ل و

KÖK HARFLER:  أ ل و

(أ ل و – أ ل ي)

ANLAM: 

أَلَا: Geri kalmak, gerekli olanı yapmada yetersiz kalmak veya ihmalkar davranmak, kusurlu davranmak.

AÇIKLAMA:

أَلَوْتُ فِي الْأَمْرِ : Bu meselede veya meseleyle ilgili gerekeni, uygun olanı yapmada yetersiz kaldım, gevşedim, kuvvetten düştüm, ihmalkar ya da dikkatsizdim (قَصَّرْتُ). Bu da إِلَى harfi cerinden gelir zira sanki burada “o kimsenin, işin nihayetinin, sonunun geldiğini düşündüğü” söylenmek istenir.

أَلَوْتُ فُلَانًا : Falan kimseyi bir تَقْصِيرٌ’e yani “gerekeni veya uygun olanı yapmada yetersiz kalmaya, gevşemeye, kuvvetten düşmeye, ihmalkar ya da dikkatsiz olmaya yaklaştırdım” ya da ona bir تَقْصِيرٌ verdim (أوليتُهُ تَقْصِيرًا). Bu kullanımıyla “onu bir كَسْبٌ’e (kazanca) yaklaştırdım ya da ona bir كَسْبٌ (kazanç) verdim (أوليتُهُ كَسْبًا)” anlamına gelen “كَسَبْتُ فُلَانًا” kullanımına benzer.

مَا أَلَوْتُهُ جُهْدًا : Gayret, çaba ya da emek itibari ile onu herhangi bir تَقْصِيرٌ’e yaklaştırmadım ya da ona herhangi bir تَقْصِيرٌ vermedim. Burada جُهْدًا sözcüğü temyizdir. مَا أَلَوْتُهُ نُصْحًا sözünde de aynı şekilde نُصْحًا sözcüğü temyizdir.

Yüce Allah’ın şu sözüne gelince: لَا يَأْلُونَكُمْ خَبَالً Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. (3/118) yani “aklınızda, düşüncenizde, kalıcı olumsuz izler bırakacak bir bozulmayı size taşımada hiç gevşeklik göstermezler, ihmalkarlık veya dikkatsizlik etmezler”.

Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَلَا يَأْتَلِ أُولُو الْفَضْلِ مِنْكُمْ وَالسَّعَةِ أَنْ يُؤْتُوا أُولِي الْقُرْبَىٰ وَالْمَسَاكِينَ İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına, düşkünlere … (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler (24/22). Ayette geçen يَأْتَلُ fiilinin, اِفْتَعَلَ babında olup, أَلَوْتَ kökünden geldiği söylenmiştir veya “yemin etmek” anlamına gelen آلَيْتُ kökünden geldiği de söylenmiştir. Denildiğine göre bu ayet, Mistah’a yardımı kesmeye yemin eden Hz. Ebu Bekir (r.a.) hakkında inmiştir.

Şöyle bir rivayet zikredilmiştir: لَا دَرَيْتَ وَلَا إِئْتَلَيْتَ “Bilemedin, bilene uymaya da gücün yetmedi. Bu fiil اِفْتَعَلَ veznindedir. مَا أَلَوْتَ شَيْئًا sözünden gelir. Burada sanki, “gücün yetmedi” denmek istenir.

إِيلَاءٌ ve أَلِيَّةٌ kelimeleri gerçekte “yemin edilen işte taksiri gerektiren yemin” anlamına gelir.

إِيلَاءٌ İslam hukukunda “kadınla cima etmeyi engelleyen yemin” anlamında kullanılmıştır. Bunun keyfiyeti ve hükümlerinin açıklaması fıkıh kitaplarının alanına girer.

فَاذْكُرُوا آلَاءَ اللَّهِ Allah’ın nimetlerini hatırlayın (7/69). Tekili أَلاً ve إِلًى şekillerinde gelir. Bu bakımdan tekili أَنًا ve إِنًى şekillerinde gelen آنَاءٌ kelimesine benzer.

DİĞER BAZI TÜREVLER:

اَلَاَ (geniş zaman يَاْلُو mastar isim اَلْوٌ ve اُلُوٌ ve اُلِيٌّ):

اَلَا اَوْ اِئْتَلٰى : Geri kaldı; gerekli olanı yapmada yetersiz kaldı veya ihmalkar davrandı, kusurlu davrandı.

اَلَا فِى الْاَمْرِ : Durum karşısında kendisinden bekleneni yapmadı.

لَا الَوكَ نُصْحًا : Size içten ve doğru öğütler vermekte kusur etmeyeceğim.

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


Tür Adet Anlam Örnek
أَلَا fiil-I 1 Kusur etti, gevşeklik gösterdi. 3/118
اٰلَى fiil-IV 1 Yemin etti (Şer’i ıstılahta bu fiil; kocanın, dört ay ve daha fazla bir müddet içerisinde karısına yaklaşmamasına yemin etmesi manasında kullanılmıştır.) 2/226
اِئْتَلَى fiil-VIII 1 Kusur etti, gevşeklik gösterdi. Yemin etti. 24/22
اٰلَاءٌ isim 34 Nimetler (Çoğul) 7/69

Toplam 37

AÇIKLAMA:

Bazı kaynaklar bu maddeyi iki ayrı başlık altında incelemişlerdir.

BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Kök Harflerinin Yer Değişimi

Mahreci Benzeyen Kökler

Benzer Manada Kelimeler

  • آلَى

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelere günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Âlâ’ آلَاء Nimetler. İhsanlar.
İla’ إِيلَاء Karısına yaklaşmamak için erkeğin yemin etmesi. Sıkıntı ve derde uğramak.
Âli آلِي Yemin edici.
Teellî تَأَلِّى Yemin etmek.
Eliyye أَلِيَّة *Çok yemin eden adam.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

أَلَا : Fiil-I.

3:118 لَا تَتَّخِذُوا بِطَانَةً مِنْ دُونِكُمْ لَا يَأْلُونَكُمْ خَبَالًا
Diyanet Meali: Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar.

اٰلٰى : Fiil-IV.

2:226 لِلَّذِينَ يُؤْلُونَ مِنْ نِسَائِهِمْ تَرَبُّصُ أَرْبَعَةِ أَشْهُرٍ
Diyanet Meali: Eşlerine yaklaşmamağa yemin edenler için dört ay bekleme süresi vardır.

اِئْتَلٰى : Fiil-VIII.

24:22 وَلَا يَأْتَلِ أُولُو الْفَضْلِ مِنْكُمْ وَالسَّعَةِ أَنْ يُؤْتُوا أُولِي الْقُرْبَىٰ وَالْمَسَاكِينَ
Diyanet Meali: İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına, düşkünlere … (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler.

اٰلَاءٌ : İsim. Çoğul.

7:69 فَاذْكُرُوا آلَاءَ اللَّهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
Diyanet Meali: “Allah’ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.”
7:74 فَاذْكُرُوا آلَاءَ اللَّهِ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْأَرْضِ مُفْسِدِينَ
Diyanet Meali: “Artık Allah’ın nimetlerini anın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.”
53:55 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ
Diyanet Meali: O hâlde Rabbi’nin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun (ey insan!). *
55:13 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:16 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:18 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:21 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:23 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:25 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:28 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:30 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:32 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:34 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:36 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:38 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:40 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:42 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:45 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:47 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:49 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
’55:51 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:53 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:55 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:57 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:59 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:61 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:63 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:65 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:67 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:69 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:71 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:73 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:75 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *
55:77 فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Diyanet Meali: O hâlde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? *