ج ر ح

KÖK HARFLER:  ج ر ح

ANLAM: 

جَرَحَ : Birini yaralamak ya da bir silahla gözünü korkutmak. Günah işlemek. Kesbetmek, kazanmak.

AÇIKLAMA:

جُرْحٌ : Deride bulunan kanlı bir eser, iz, yara. Fiil olarak “Bir silahla onun üzerinde bir eser, iz bıraktı, ona tesir etti veya onu yaraladı” anlamında جَرَحَهُ şeklinde kullanılır. Bu fiilin mastarı جَرْحٌ şeklinde gelir. İsm-i mefulü ise, جَرِيحٌ ve مَجْرُوحٌ şeklinde gelir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَالْجُرُوحَ قِصَاصٌ …ve yaralara karşılıklı kısas… (5/45).

Buna benzetme yapılarak “şahidin şahitliğinin reddedilmesine tesir edecek bir şey zikretmek veya göstermek” جَرْحٌ olarak adlandırılmıştır. 

“Avcı köpekler, parslar veya leoparlar ve kuşlar” جَارِحَةٌ diye adlandırılır. Bunun çoğulu جَوَارِح şeklinde gelir. Böyle adlandırılmalarının nedeni ya “avladıkları hayvanları yaralamalarıdır”, ya da “sahipleri için kazanmalarıdır”. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَمَا عَلَّمْتُمْ مِنَ الْجَوَارِحِ مُكَلِّبِينَ Öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarından (5/4). 

Yine zikredilen bu iki nedenden biri nedeniyle, bunlara benzetilerek “kazanma işini yapan organlar” جَوَارِح diye adlandırılmıştır. 

اِجْتِراَحٌ : Günah kazanmak. Bunun aslı, “yara” anlamındaki جِرَاحَةٌ kullanımından gelir. Bu yönüyle aslı, “kuruduktan sonra yarayı soydu” anlamındaki قَرَفَ الْقََرْحَةَ kullanımından gelen ve müsteâr olarak “kazanmak” anlamında kullanılan اِقْتِرَافٌ kelimesine benzer. 

Yüce Allah şöyle buyurmuştur: أًمْ حَسِبَ الَّذِينَ اجْتَرَحُوا السَّيِّئَاتِ أنْ نَجْعَلَهُمْ كَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَوَاءَّ Yoksa kötülükleri işleyenler, kendilerini inanıp iyi ameller işleyenlerle bir tutacağımızı mı sandılar? (45/21). (Müfredât)

DİĞER BAZI TÜREVLER:

جَرَحَ (geniş zaman يَجْرَحُ mastar isim جَرْحٌ):

جَرَحَهُ : Onu yaraladı ya da bir silahla gözünü korkuttu ya da bedeninin bir yerini yaraladı.

جَرَحَهُ بِلِسَانِهِ : Onu diliyle yaraladı; onu yerdi; onda bir kusur buldu; onu kötüledi.

جَرَحَ الشَّهَادَةَ : Kanıtı çürüttü.

اِجْتَرَحَ الْاِثْمَ : Günah işledi.

جُرِحَ : Yaralandı; o kişinin şahitliğinin geçersiz olduğu hükmedildi ya da beyan edildi.

جَرَحَ : (Ayrıca) El emeğiyle çalıştı; kazandı.

بِئْسَ مَا جَرَحَتْ يَدَاكَ : Yaptığınız kötülük.

جُرْحٌ : Yara (çoğul hali جُرُوحٌ).

جَوَارِحُ (tekil hali جَارِحَةٌ): Yırtıcı hayvanlar ve kuşlar; kol ve bacaklar; vücut organları; kısraklar.

جَرَّاحٌ : Cerrah.

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


Tür Adet Anlam Örnek Açıklama
جَرَحَ fiil-I 1 Kesbetti, kazandı 6/60
اِجْتَرَحَ fiil-VIII 1 Kesbetti, kazandı 45/21
جُرُوحٌ isim 1 Yara 5/45
جَوَارِحُ isim 1 Parçalayıcı hayvan (çoğul) 5/4 Tekili: جَارِحَةٌ

Toplam 4


BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Kök Harflerinin Yer Değişimi

Benzer Manada Kelimeler

  • جَرَحَ
    • كَلَمَ > bak: ك ل م
    • خَدَشَ
    • خَمَشَ
    • شَجَّ

Zıt Manada Kelimeler

  • جَرَحَ
    • ضَمَّدَ
    • بَلْسَمَ
    • دَوَى

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Cerh جَرْح 1: Yaralama. 2: Bir düşünce, inanç veya iddiayı çürütme.
Cürh جُرْح Yara. Çoğul: Cürûh
Cerîh جَرِيح Yaralanmış, yaralı. Çoğul: Cerhâ
Cerîha جَرِيحَة Yara.
Câriha جَارِحَة Yaralayan. Çoğul: Cevârih
Cerâhat جِرَاحَة 1: İrin. 2: Yara. Çoğul: Cerâhât
Cerrah جَرَّاح 1: Ameliyat yapan uzman hekim, operatör. 2: Önemsiz yaraları iyileştiren kimse..
Mecruh مَجْرُوح Yaralı.
Tecrih تَجْرِيح Yaralama.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

جَرَحَ : Fiil-I. 

6:60 وَهُوَ الَّذِي يَتَوَفَّاكُمْ بِاللَّيْلِ وَيَعْلَمُ مَا جَرَحْتُمْ بِالنَّهَارِ
Diyanet Meali: O, geceleyin sizi ölü gibi kendinizden geçirip alan (uyutan) ve gündüzün kazandıklarınızı bilendir.

اِجْتَرَحَ : Fiil-VIII. 

45:21 أَمْ حَسِبَ الَّذِينَ اجْتَرَحُوا السَّيِّئَاتِ أَنْ نَجْعَلَهُمْ كَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ
Diyanet Meali: Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı mı sanıyorlar? 

جُرُوحٌ : İsim.

5:45 وَالْأُذُنَ بِالْأُذُنِ وَالسِّنَّ بِالسِّنِّ وَالْجُرُوحَ قِصَاصٌ
Diyanet Meali: Kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yaralar da kısasa tabidir. 

جَوَارِحُ : İsim. Çoğul. Tekili: جَارِحَةٌ

5:4 قُلْ أُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُ وَمَا عَلَّمْتُمْ مِنَ الْجَوَارِحِ مُكَلِّبِينَ
Diyanet Meali: De ki: “Size temiz ve hoş olan şeyler, bir de alıştırarak yetiştirdiğiniz avcı hayvanların tuttuğu (avlar) helâl kılındı.