ج ب ي

KÖK HARFLER:  ج ب ي

ANLAM: 

جَبَى : 

  1. Toplamak. 
  2. Birini veya bir şeyi seçmek; o şeyi tamamen kendine ayırmak.

AÇIKLAMA:

جَبَيْتُ الْمَاءَ فِي الْحَوْض : Suyu havuzda topladım. “Suyu toplayan havuza” جَابِيَة denir. Çoğulu جَوَاب şeklinde gelir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَجِفَانٍ كَالْجَوَابِ Havuz gibi geniş kazanlar.. (34/13).

Buradan müstear olarak “خَرَاجٌ (haraç) denen vergiyi topladım” anlamında جَبَيْتُ الْخَرَاجَ-جِبَايَةٌ denmiştir. Yüce Allah’ın şu sözü de buradan gelir: يُجْبَى إِلَيْهِ ثَمَرَاتُ كُلِّ شَيْءٍ …her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği… (28/57)

اِجْتِبَاء : En halisini, safını seçme şeklinde toplama. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:  فَاجْتَبَاهُ رَبُّهُ Fakat Rabbi onu seçti (68/50). Yine şöyle buyurmuştur: وَإِذَا لَمْ تَأْتِهِم بِآيَةٍ قَالُوا لَوْلاَ اجْتَبَيْتَهَا Onlara (istedikleri) bir âyet getirmediğin zaman (alay ederek) derler ki: “Onu (da) bir yerlerden derleyip toplasaydın ya.” (7/203). Yani “Niye sen kendin en hâlisini, safını seçerek bir ayet derleyip getirmedin?” لَوْلاَ اجْتَبَيْتَهَا ! Burada aslında amaçları “bu ayetleri sen kendin uyduruyorsun yoksa onlar Allah (c.c.) katından falan değil” gibi bir tarizde bulunmaktır.

اِجْتِبَاءُ اللهِ الْعَبْدَ : Yüce Allah’ın bir kuluna ilahi bir feyzi tahsis etmesi ve bunun sonucunda da kulun, herhangi bir çaba göstermeden ya da emek vermeden türlü türlü nimetlere kavuşması. Bu, peygamberlere (a.s.) ve onlara yakın olan sıddıklara ve şehitlere mahsustur. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَكَذَلِكَ يَجْتَبِيكَ رَبُّكَ Ve işte öyle, Rabbin seni seçecek (12/6); فَاجْتَبَاهُ رَبُّهُ فَجَعَلَهُ مِنَ الصَّالِحِينَ Fakat Rabbi Onu seçti ve salih insanlardan yaptı (68/50); وَاجْتَبَيْنَاهُمْ وَهَدَيْنَاهُمْ إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ Onları seçtik ve onları doğru yola ilettik (6/87); ثُمَّ اجْتَبَاهُ رَبُّهُ فَتَابَ عَلَيْهِ وَهَدَى Sonra Rabbi onu seçti, tövbesini kabul ederek kendisini doğru yola iletti (20/122).

Yine şöyle buyurmuştur:  يَجْتَبِي إِلَيْهِ مَنْ يَشَاءُ وَيَهْدِي إِلَيْهِ مَنْ يُنِيبُ Allah, dilediğini kendisine seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir (42/13).

Bu sözü şu sözü gibidir: إِنَّا أَخْلَصْنَاهُمْ بِخَالِصَةٍ ذِكْرَى الدَّارِ Biz onları Âhiret yurdunu düşünme özelliğiyle temizleyip, kendimize hâlis kul yaptık (38/46). (Müfredât)

DİĞER BAZI TÜREVLER:

جَبَى (geniş zaman يَجْبِى mastar isim جَبًى ve جِبَابَةٌ) ve جَبَا (geniş zaman يَجْبُو mastar isim جَبْوَةٌ ve جَبَاوَةٌ): Topladı.

جَبَا الْخَرَاجَ : Haraç topladı.

جَبَا veya جَبَى ayrıca onu seçti; o şeyi tamamen kendine ayırdı anlamlarına da gelir (özellikle eş için kullanılır).

اِجْتَبَاهُ لِنَفْسِهِ :  Kendisi için onu seçti.

اِجْتَبَاهُ aynı zamanda, onu icat etti; derleyip topladı; uyduruverdi, yalan söyledi anlamlarındadır.

الجَابِيَةُ :Su havuzu. (Çoğulu: الجَوَابِي-جَوَابٍ)

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


TürAdetAnlamÖrnekAçıklama
جَبَیfiil-I1Topladı28/57Meçhul muzari: يُجْبَى
اِجْتَبَىfiil-VIII10Uydurdu, yalan söyledi, seçti7/203
جَوَابٌisim1Su havuzu34/13

Toplam12


BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Kök Harflerinin Yer Değişimi

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Câbi جَابِي Tahsildar.
Caba ——— 1: Bir şey ödemeden, para vermeden alınan şey, bedava. 2: Fazla olarak, fazladan, üstelik. 
Cibâyet جِبَايَة Vergi, cabilik, gelir toplama. Tahsil etme.
Câbiye جَابِيَة Havuz. Çoğul: Cevâb
İctibâ اِجْتِبَاء Seçmek. İhtiyar ve intihab etmek. Seçkin bir şeyi almak.
Müctebâ مُجْتَبَي Seçilmiş. Kıymetli, ihtiyar olunmuş.

Caba kelimesi bu kökten gelmektedir ve “bir tür olağanüstü vergi” kelimesinden türetilmiştir (Nişanyan Sözlük).

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

جَبَى : Fiil-I. Meçhul muzari: يُجْبَى

28:57 أَوَلَمْ نُمَكِّنْ لَهُمْ حَرَمًا آمِنًا يُجْبَىٰ إِلَيْهِ ثَمَرَاتُ كُلِّ شَيْءٍ
Diyanet Meali: Biz onları, her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? 

اِجْتَبَي : Fiil-VIII. 

3:179 وَلَٰكِنَّ اللَّهَ يَجْتَبِي مِنْ رُسُلِهِ مَنْ يَشَاءُ
Diyanet Meali: Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). 
6:87 وَاجْتَبَيْنَاهُمْ وَهَدَيْنَاهُمْ إِلَىٰ صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ
Diyanet Meali: Bütün bunları seçtik ve bunları dosdoğru bir yola ilettik.
7:203 وَإِذَا لَمْ تَأْتِهِمْ بِآيَةٍ قَالُوا لَوْلَا اجْتَبَيْتَهَا
Diyanet Meali: (Ey Muhammed!) Onlara (istedikleri) bir âyet getirmediğin zaman (alay ederek) derler ki: “Onu (da) bir yerlerden derleyip toplasaydın ya.” 
12:6 وَكَذَٰلِكَ يَجْتَبِيكَ رَبُّكَ وَيُعَلِّمُكَ مِنْ تَأْوِيلِ الْأَحَادِيثِ
Diyanet Meali: İşte Rabbin seni böylece seçecek, sana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğretecek…
16:121 شَاكِرًا لِأَنْعُمِهِ اجْتَبَاهُ وَهَدَاهُ إِلَىٰ صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ
Diyanet Meali: O’nun nimetlerine şükreden bir önderdi. Allah, onu seçmiş ve doğru yola iletmişti. *
19:58 وَمِنْ ذُرِّيَّةِ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْرَائِيلَ وَمِمَّنْ هَدَيْنَا وَاجْتَبَيْنَا
Diyanet Meali: İbrahim’in, Yakub’un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan…
20:122 ثُمَّ اجْتَبَاهُ رَبُّهُ فَتَابَ عَلَيْهِ وَهَدَىٰ
Diyanet Meali: Sonra Rabbi onu seçti, tövbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi. *
22:78 هُوَ اجْتَبَاكُمْ وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِي الدِّينِ مِنْ حَرَجٍ
Diyanet Meali: O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. 
42:13 اللَّهُ يَجْتَبِي إِلَيْهِ مَنْ يَشَاءُ وَيَهْدِي إِلَيْهِ مَنْ يُنِيبُ
Diyanet Meali: Allah, ona dilediğini seçer. İçtenlikle kendine yönelenleri de ona ulaştırır.
68:50 فَاجْتَبَاهُ رَبُّهُ فَجَعَلَهُ مِنَ الصَّالِحِينَ
Diyanet Meali: Rabbi onu (peygamber olarak) seçti ve salih kimselerden kıldı. *

جَوَابٌ : İsim.

34:13 يَعْمَلُونَ لَهُ مَا يَشَاءُ مِنْ مَحَارِيبَ وَتَمَاثِيلَ وَجِفَانٍ كَالْجَوَابِ
Diyanet Meali: Cinler, Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar yapıyorlardı.