ع ز ب

KÖK HARFLER: ع ز ب

ANLAM: 

عَزَبَ : Uzak, ırak, ayrı olmak. Gaip, gizli olmak.

AÇIKLAMA:

عَازِبٌ : Yaş veya kuru çayır aramak için ve ailesinden uzaklaşmış olan kişi. Fiil olarak “Uzak idi ya da o hale geldi, kayboldu” anlamında birinci ve ikinci babdan عَزَبَ-يَعْزُبُ ve عَزَبَ-يَعْزِبُ şekillerinde kullanılır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَمَا يَعْزُبُ عَنْ رَبِّكَ مِنْ مِثْقَالِ ذَرَّةٍ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ : Ne yerde ne gökte zerre ağırlığınca bir şey Rabbinden uzak (ve gizli) kalmaz (10/61); لَا يَعْزُبُ عَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ فِي السَّمَاوَاتِ وَلَا فِي الْأَرْضِ : Göklerde ve yerde zerre kadar olanlar bile O’nun ilminin dışında değildir (34/3).

رَجُلٌ عَزَبٌ : Ülkenin ya da arazinin içinde uzağa gitmiş adam. Eşi olmayan adam. 

اِمْرَأَةٌ عَزَبَةٌ : Kocası olmayan kadın. 

عَزَبَ عَنْهُ حِلْمُهُ : Filan kimsenin hilmi, yani sabrı, müsamahası kendisini terk etti. 

عَزَبَ طُهْرُهَا : Kadının kocası kayboldu. 

قَوْمٌ مُعَزَّبُونَ : Develeri otlakta uzağa gidip akşam geri dönmeyen topluluk. 

Bir hadiste şöyle geçer: مَنْ قَرَأَ الْقُرْآَنَ فِي أَرْبَعِينَ يَوْمًا فَقَدْ عَزَبَ Yani “Kim Kuran’ı kırk günde okursa, hatim zamanı uzaklaşmış, uzağa gitmiş olur.” (Müfredât)

DİĞER BAZI TÜREVLER:

عَزَبَ (geniş zaman يَعْزُبُ ve يَعْزِبُ mastar isim عَزُوبٌ):

عَزَبَ عَنِّى : O kişi veya şey benden uzak veya ırak ve ayrıydı ya da o hale geldi; o kişi veya şey gaip, gizli idi ya da o hale geldi, gitmiş ya da ayrılmıştı.

لَا يَعْزُبُ عَنْ عِلْمِهِ شَىْءٌ : Hiçbir şey O’nun bilgisinden gaip veya gizli değildir.

عَزَبَ عَنْ فُلَانٍ حِلْمُهُ : Hoşgörüsü ondan gitti.

عَزَبَتِ الْاَرْضُ : O yer mukimlerden yoksun kaldı.

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


Tür Adet Anlam Örnek
عَزَبَ fiil-I 2 Gizlendi, gizli kaldı, kaçtı 10/61

Toplam 2

BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Mahreci Benzeyen Kökler

Benzer Manada Kelimeler

Zıt Manada Kelimeler

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelere günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Azb عَزْب Gizli kalma. Görünmez olma.
Azeb عَزَب Bekar. Erkek.
Azebe عَزَبَة Kocası olmayan kadın.
Âzib عَازِب Uzak otlak.
Azûb عَزُوب Uzak olma.
Taazzüb تَعَزُّب Evlenmeyip bekar kalmak.
Müteazzib مُتَعَزِّب Bekar kalan, evlenmeyen.  Müteazzibâne

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

عَزَبَ :  Fiil-I. 

10:61وَمَا يَعْزُبُ عَنْ رَبِّكَ مِنْ مِثْقَالِ ذَرَّةٍ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ
Diyanet Meali:Ne yerde, ne de gökte, zerre ağırlığınca hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz.
34:3لَا يَعْزُبُ عَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ فِي السَّمَاوَاتِ وَلَا فِي الْأَرْضِ
Diyanet Meali:“Ne göklerde ve ne de yerde zerre ağırlığında bir şey bile O’ndan gizli kalmaz.”