KÖK HARFLER: ع ن ق
ANLAM:
عَنِقَ : Boynu uzun ya da kalın olmak.
AÇIKLAMA:
عُنُقٌ : Bir organ, boyun. Çoğulu أَعْنَاقٌ şeklinde gelir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَكُلَّ إِنْسَانٍ أَلْزَمْنَاهُ طَائِرَهُ فِي عُنُقِهِ : Her insanın kuşunu/amelini boynuna bağladık (17/13); رُدُّوهَا عَلَيَّ فَطَفِقَ مَسْحًا بِالسُّوقِ وَالْأَعْنَاقِ : Onları bana geri getirin, dedi, bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı (38/33); إِذِ الْأَغْلَالُ فِي أَعْنَاقِهِمْ وَالسَّلَاسِلُ يُسْحَبُونَ : Boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu hâlde sürükleneceklerdir (40/71).
Şu sözüne gelince: فَاضْرِبُوا فَوْقَ الْأَعْنَاقِ : Vurun boyunlarının üstüne (8/12). Yani “…başlarına…”
Buradan hareketle “boynu uzun adama” رَجُلٌ أَعْنَقُ denmiştir. Bu, “boynu uzun kadın” anlamında dişil olarak اِمْرَأَةٌ عَنْقَاءُ şeklinde kullanılır.
كَلْبٌ أَعْنَقُ : Boynunda bir beyazlık olan köpek.
أَعْنَقْتُهُ كَذَا : Onun boynuna şöyle bir şey koydum. Buradan müstear olarak “Bir işe sıkıca yapıştı/ondan ayrılmadı” anlamında اِعْتَنَقَ اْلأَمْرَ denmiştir.
“Bir kavmin eşrafına” أَعْنَاقٌ denmiştir. Yüce Allah’ın şu sözünde bu anlamda zikredilmiştir: إِنْ نَشَأْ نُنَزِّلْ عَلَيْهِمْ مِنَ السَّمَاءِ آَيَةً فَظَلَّتْ أَعْنَاقُهُمْ لَهَا خَاضِعِينَ : Eğer dilesek onlara gökten bir mucize indiririz de ileri gelenleri ona boyun eğerler (26/Şu’arâ 4).
تَعَنَّقَ اْلأَرْنَبُ : Tavşan boynunu kaldırdı.
عَنَاقٌ : Keçilerin dişisine denir.
عَنْقَاءُ مُغْرِبٍ : Bunun, alemde herhangi bir varlığı olmayan, hayal mahsulü bir kuş olduğu ifade edilmiştir. (Müfredât)
DİĞER BAZI TÜREVLER:
عَنِقَ (geniş zaman يَعْنَقُ mastar isim عَنَقٌ): Boynu uzundu veya o hale geldi, uzun ve kalındı.
اَعْنَقَ الْكَلْبَ : Köpeğin boynuna tasmayı taktı.
عَنَّقَهُ : Onu boynundan tuttu, boğazını veya yüzünü sıktı.
اَعْنَقَ الزَّرْعُ : Tahıl uzadı ve başak verdi.
عُنُقٌ ve عُنْقٌ : Boyun; bir şeyin ilk kısmı (çoğul hali اَعْنَاقٌ).
اَعْنَاقٌ başlar veya liderler, manasına da gelmektedir.
كَانَ ذٰلِكَ عَلَى عُنُقِ الدَّهْرِ : (İslam’ın) ilk döneminde olan.
هُمْ عُنُقٌ اِلَيْكَ : Sana boyun eğiyorlar.
عُنْقٌ : Bir insan topluluğu.
جَاءَ الْقَوْمُ عُنُقًا عُنُقًا : İnsanlar gruplar halinde geldi.
عُنُقٌ مِنَ الْخَيْرِ : Bir miktar iyilik.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
| Tür | Adet | Anlam | Örnek | Açıklama | |
| عُنُقٌ | isim | 9 | Boyun, cemaat, ileri gelen kişi, eşraftan olan | 17/29 | Çoğulu: أَعْنَاقٌ |
| Toplam | 9 |
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
| Unk | عُنْق | Boyun, gerdanlık, gerdan. |
|
| Unuk | عُنُق | Boyun. | Çoğulu: A’nâk |
| Unayk | عُنَيْق | 1: Boyuncuk, gerdancık. 2: Dişin taç kısmı ile kökü arasındaki küçük düğüm. |
|
| Teânuk | تَعَانُق | Birbirinin boynuna sarılma. Kucaklaşma. |
|
| Müteânık | مُتَعَانِق | Birbirinin boynuna sarılan. Kucaklaşan. |
|
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
عُنُقٌ : İsim. Çoğulu: أَعْنَاقٌ
| 8:12 | فَاضْرِبُوا فَوْقَ الْأَعْنَاقِ وَاضْرِبُوا مِنْهُمْ كُلَّ بَنَانٍ |
| Diyanet Meali: | “Şimdi vurun boyunlarının üstüne. Vurun, onların bütün parmaklarına.” |
| 13:5 | وَأُولَٰئِكَ الْأَغْلَالُ فِي أَعْنَاقِهِمْ |
| Diyanet Meali: | İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır. |
| 17:13 | وَكُلَّ إِنْسَانٍ أَلْزَمْنَاهُ طَائِرَهُ فِي عُنُقِهِ |
| Diyanet Meali: | Her insanın amelini boynuna yükledik. |
| 17:29 | وَلَا تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً إِلَىٰ عُنُقِكَ |
| Diyanet Meali: | Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme.. |
| 26:4 | فَظَلَّتْ أَعْنَاقُهُمْ لَهَا خَاضِعِينَ |
| Diyanet Meali: | (Biz dilesek, onlara gökten bir mucize indiririz de), ona boyun eğmek zorunda kalırlar. |
| 34:33 | وَجَعَلْنَا الْأَغْلَالَ فِي أَعْنَاقِ الَّذِينَ كَفَرُوا |
| Diyanet Meali: | Biz de inkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. |
| 36:8 | إِنَّا جَعَلْنَا فِي أَعْنَاقِهِمْ أَغْلَالًا |
| Diyanet Meali: | Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik.. |
| 38:33 | رُدُّوهَا عَلَيَّ فَطَفِقَ مَسْحًا بِالسُّوقِ وَالْأَعْنَاقِ |
| Diyanet Meali: | “Onları bana geri getirin” (dedi. Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı. |
| 40:71 | إِذِ الْأَغْلَالُ فِي أَعْنَاقِهِمْ وَالسَّلَاسِلُ يُسْحَبُونَ |
| Diyanet Meali: | O zaman onlar, boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu hâlde (kaynar suda) sürüklenecekler…* |