KÖK HARFLER: أ ل ل
ANLAM:
اَلَّ : Yürüyüşte süratli olmak. Çabuk çabuk yürümek.
AÇIKLAMA:
الإِلّ kelimesi, yemin sözleşmesinden ve akrabalıktan meydana gelen her türlü bağlılık durumuna denir. تَئِلُّ apaçık ortada olup parladığı için inkârı mümkün olmayan şey anlamına gelir. Allah buyurur ki: لاَ يَرْقُبُونَ فِي مُؤْمِنٍ إِلاَّ وَلاَ ذِمَّةً Bir mü’min hakkında ne akrabalık/yakınlık ne de sözleşme/antlaşma tanırlar (9/Tevbe 10).
أَلَّ الفَرَس At hızlandı manasına gelir ki, doğrusu, parladı demektir. Bu, بَرِقَ ve وَطَارَ “şimşek gibi geçti” ve “uçtu gitti” fiillerinde olduğu gibi, hızlı gitmek konusunda bir istiâredir. الأَلَّة parlak hançerdir.
أَلَّ بِهَا ise, “mızrak ile vurmak veya dövmek” anlamına gelir.
إِلٌ ve إِيلٌ Yüce Allah’ın birer ismidir de denmiştir, ama bu doğru değildir.
أُذُنٌ مُؤَلَّلَة, duymak veya dinlemek için kabartılmış kulaklar demektir.
DİĞER BAZI TÜREVLER:
اَلَّ: (geniş zaman يَؤُلُّ mastar isim اَلٌّ): Yürüyüşte süratli oldu. Çabuk çabuk yürüdü.
اَلَّ: (geniş zaman يَئِلُّ mastar isim اَلٌّ): Gamlı gamlı inledi. Yüksek sesle, avaz avaz dua etti.
اَلَّ الْفَرَسُ : At kulaklarını kalem gibi dikti.
اَلِلَ : (geniş zaman يَاْلَلُ mastar isim اَلَلٌ): Dişler çürüyüp bozuldu.
اَلَّلَ : Sivriltti, keskin yaptı.
تَاَلَّلَ : Sivrildi.
اِلٌّ : Anlamları: (1) İlişki veya yakın akrabalık. Ahd (2) özü iyi; (3) bir yerin veya kişinin soyunun geldiği yer ya da kişi; (4) sözleşme veya yemin; (5) birlik veya ittifak; her iki tarafın da birbirini korumakla yükümlü olduğu bir antlaşma; (6) söz, emniyet veya güvenlik ya da teminat vaadi.
اَلْاَلَلُ : Bıçak ve hançerlerin iki yüzü.
اَلِيلٌ : Çocuğu vefat etmiş kadın. Taşların birbirine tokuşması. Su şırıltısı. İnleme.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
| Tür | Adet | Anlam | Örnek |
إِلٌّ | isim | 2 | Ahd yahut karabet (yakınlık) | 9/8 |
| Toplam | 2 |
|
|
BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR:
Yok.
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelere günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
İll | إِلّ | Ahid ve karabet, keskinlik veya parlaklık manasından alınmış olup, feryad, yemin. |
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
إِلٌّ : İsim.
9:8 | كَيْفَ وَإِنْ يَظْهَرُوا عَلَيْكُمْ لَا يَرْقُبُوا فِيكُمْ إِلًّا وَلا ذِمَّةً |
Diyanet Meali: | Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer onlar size üstün gelselerdi, sizin hakkınızda ne akrabalık (bağlarını), ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirlerdi. |
9:10 | لَا يَرْقُبُونَ فِي مُؤْمِنٍ إِلًّا وَلَا ذِمَّةً وَأُولَٰئِكَ هُمُ الْمُعْتَدُونَ |
Diyanet Meali: | Bir mü’min hakkında ne akrabalık (bağlarını), ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirler. İşte onlar taşkınlık yapanların ta kendileridir. * |