KÖK HARFLER: ع ش و
(ع ش و – ع ش ي)
ANLAM:
عَشَا : Bir kişi veya şeyden başkasına doğru yüz çevirmek, görmezden gelmek.
عَشِىَ : Kör olmak veya o hale gelmek. Görmesi zayıf olmak. Geceleyin görmeyip gündüzleyin görmek.
AÇIKLAMA:
عَشِيٌّ : Güneşin meridyen düzleminden batışa geçtiği zamandan sabaha kadar olan vakit. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوا إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَاهَا : Kıyameti gördükleri gün dünyada ancak bir akşam yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış olduklarını sanırlar (79/46).
عِشَاءٌ : Akşam namazından gecenin ilk üçte birlik bölümüne kadar olan zaman dilimi.
عِشَاآَنِ : Akşam ve gecenin ilk üçte birlik bölümü.
العَشَا : Göze arız olan karanlık. “Zayıf görüşlü ya da kör olan adama” رَجُلٌ أَعْشَى, kadına اِمْرَأَةٌ عَشْوَاءُ denir.
Şöyle denmiştir: يَخْبِطُ خَبْطَ عَشْوَاءَ (Önünü görmeyip, önüne gelen her şeye çarpan bir dişi deve gibi, önüne gelen her şeye çarpıyor.)
عَشَوْتُ النَّارَ : Geceleyin ateşe doğru yöneldim veya gittim. “Gece görünen ateş” عَشْوَةٌ diye adlandırılmıştır.
عُشْوَةٌ : Alevli odun parçası.
عَشِيَ عَنْ كَذَا : Şöyle bir şeye karşı kör idi ya da o hale geldi (عَمِيَ عَنْهُ). Yüce Allah şöyle buyurmuştur: وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمَنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَرِينٌ : Rahmân’ı anmaktan yüz çevirene, yanından ayrılmayacak bir şeytanı arkadaş veririz (43/36).
عَوَاشِي : Gece otlayan develer. Tekili عَاشِيَةٌ şeklinde gelir. Buradan hareketle العَاشِيَةُ تُهَيِّجُ اْلآَبِيَةَ (Gece otlayan develer, otlamayı reddedenleri heyecana getirir) denmiştir.
عَشَاءٌ : Akşam yemeği. عِشَاءٌ vaktinde yenen yemek.
قَدْ عَشَيْتُهُ ve عَشَّيْتُهُ : Ona akşam yemeği (عَشَاءٌ) yedirdim.
“Develerini gece otlat, ihmalkar olma” anlamında عَشِّ وَلاَ تَغْتَرَّ denmiştir. (Müfredât)
DİĞER BAZI TÜREVLER:
عَشَا (geniş zaman يَعْشُو mastar isim عَشْوٌ ve عُشُوٌّ):
عَشَا عَنْهُ : O kişi veya şeyden başkasına doğru yüz çevirdi, görmezden geldi.
عَشِىَ (geniş zaman يَعْشَى ) : Kördü veya o hale geldi, görmesi zayıftı ya da o hale geldi, geceleyin görmüyor ama gündüz görüyordu.
عَشًا : Geceleyin görmedeki zayıflık veya körlük.
عَشَوْتُهُ اَوْ اِلَيْهِ : Ona geceleyin gittim.
عَشَا الْاِبِلَ : Develeri geceleyin otlattı.
عَشَا النَّارَ اَوْ اِلَيْهَا : Sayesinde doğru hidayeti ve hayrı elde etmeyi umarak ateşi takip etti.
عَشَاءٌ akşam yemeği, manasına da gelmektedir.
عِشَاءٌ : Gece karanlığının başlangıcı; gün batımından gecenin karanlığına. Şu sözcükle eşanlamlıdır: عَشِىٌّ. Ya da güneşin ufukta batmasından şafağın sökmesine.
عَشِىٌّ : Akşamın geç kısmı, akşam veya öğleden sonra (aynı zamanda şu şekilde: عَشِيَّةٌ), ya da güneşin ufukta batmasından şafağın sökmesine. Bazen gece anlamına gelmektedir.
اٰتَيْتُهُ بِالْغَدَاةِ وَ الْعَشِىِّ : Sabah erkenden ve akşam geç vakit ona geldim.
صَلَاةُ الْعَشِىِّ : Öğleden sonraki iki namaz, yani ظُهْرٌ ve عَصْر
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
|
| Tür | Adet | Anlam | Örnek |
| عَشَا | fiil-I | 1 | Gaflet etti, yan baktı | 43/36 |
| عِشَاءٌ | isim | 2 | Gece karanlığının başlangıcı, yatsı | 12/16 |
| عَشِىٌّ | isim | 10 | Gündüzün sonu, akşam | 6/52 |
| عَشِيَّةٌ | isim | 1 | Akşam | 79/46 |
|
| Toplam | 14 |
|
|
BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR:
Mahreci Benzeyen Kökler
Benzer Manada Kelimeler
- عَشَاءٌ
- عِشَاءٌ
- عَشِيٌّ > bu kök
- عَشِيَّةٌ > bu kök
Zıt Manada Kelimeler
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelere günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
| Aşiyy | عَشِيّ | Akşam, akşam üzeri. |
| Âşî | عَاشِى | Akşam yemeği yiyen. |
| Aşâ’ | عَشَاء | Akşam yemeği. |
| Işâ’ | عِشَاء | Yatsı zamanı. Akşam ile yatsı namazı arasındaki vakit. |
| Işâân | عِشَاآنِ | Akşam ile yatsı. |
| Işâeyn | عِشَائَيْنِ | Akşam ile yatsı zamanı. |
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
عَشَا : Fiil-I.
| 43:36 | وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمَٰنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَرِينٌ |
| Diyanet Meali: | Kim, Rahmân’ın Zikri’ni görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur. * |
عِشَاءٌ : İsim.
| 12:16 | وَجَاءُوا أَبَاهُمْ عِشَاءً يَبْكُونَ |
| Diyanet Meali: | (Yûsuf’u kuyuya bırakıp) akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler. * |
| 24:58 | وَحِينَ تَضَعُونَ ثِيَابَكُمْ مِنَ الظَّهِيرَةِ وَمِنْ بَعْدِ صَلَاةِ الْعِشَاءِ |
| Diyanet Meali: | (Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar, köleleriniz ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin) elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman sizden izin istesinler). |
عَشِىٌّ : İsim.
| 3:41 | وَاذْكُرْ رَبَّكَ كَثِيرًا وَسَبِّحْ بِالْعَشِيِّ وَالْإِبْكَارِ |
| Diyanet Meali: | “Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et.” |
| 6:52 | وَلَا تَطْرُدِ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ |
| Diyanet Meali: | Rablerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na dua edenleri yanından kovma. |
| 18:28 | وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ |
| Diyanet Meali: | Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte sabret. |
| 30:18 | وَلَهُ الْحَمْدُ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَعَشِيًّا وَحِينَ تُظْهِرُونَ |
| Diyanet Meali: | Göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine girdiğinizde Allah’ı tespih edin. * |
| 38:18 | إِنَّا سَخَّرْنَا الْجِبَالَ مَعَهُ يُسَبِّحْنَ بِالْعَشِيِّ وَالْإِشْرَاقِ |
| Diyanet Meali: | Akşam sabah kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları (ve toplanıp gelen kuşları) Dâvûd’un emrine verdik. * |
| 38:31 | إِذْ عُرِضَ عَلَيْهِ بِالْعَشِيِّ الصَّافِنَاتُ الْجِيَادُ |
| Diyanet Meali: | Hani ona akşamüstü bir ayağını tırnağı üstüne dikip üç ayağının üzerinde duran çalımlı ve soylu atlar sunulmuştu. * |
| 40:46 | النَّارُ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا غُدُوًّا وَعَشِيًّا |
| Diyanet Meali: | (Öyle bir) ateş ki, onlar sabah akşam ona sunulurlar. |
| 40:55 | وَاسْتَغْفِرْ لِذَنْبِكَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ بِالْعَشِيِّ وَالْإِبْكَارِ |
| Diyanet Meali: | Günahının bağışlanmasını iste. Akşam sabah Rabbini hamd ederek tespih et! |
| 19:11 | فَأَوْحَىٰ إِلَيْهِمْ أَنْ سَبِّحُوا بُكْرَةً وَعَشِيًّا |
| Diyanet Meali: | Ve onlara “Sabah akşam Allah’ı tespih edin” diye işaret etti. |
| 19:62 | لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا إِلَّا سَلَامًا وَلَهُمْ رِزْقُهُمْ فِيهَا بُكْرَةً وَعَشِيًّا |
| Diyanet Meali: | Orada boş söz işitmezler. Yalnızca (meleklerin) “selâm!” (deyişini) işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da vardır. * |
عَشِيَّةٌ : İsim.
| 79:46 | كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوا إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَاهَا |
| Diyanet Meali: | Kıyameti gördükleri gün onlar, sanki dünyada ancak bir akşam, yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibidirler. * |