KÖK HARFLER: غ و ث
ANLAM:
غَاثَ : Birisine yardım etmek, destek olmak ya da yardımda bulunmak. Yağmur vermek.
AÇIKLAMA:
Müfredât bu kök altında, (غ و ث) ve (غ ي ث) köklerini birlikte ele almıştır. İki kök arasında anlam bağı vardır. O yüzden bu iki kök için yapılan açıklamaları birbirinden ayırmadan her iki tarafa da aktarıyoruz.
غَوْثٌ kelimesi “yardım ya da yardım etmek” anlamında, غَيْثٌ kelimesi ise “yağmur ya da yağmur yağmak” anlamında kullanılır.
اِسْتَغَثْتُهُ : Bu fiil “Ondan ya غَوْثٌ ya da غَيْثٌ istedim” anlamında kullanılır. Eğer bu fiil غَوْثٌ kökünden geliyorsa, bu durumda “O da bana yardım etti ya da yardımıma koştu” demek için أَغَاثَنِي fiili kullanılır. Eğer غَيْثٌ kökünden geliyorsa, bu durumda “O da (yani Yüce Allah da) bana yağmurunu gönderdi” anlamında غَاثَنِي fiili kullanılır. Ayrıca غَوْثٌ kökünden “va gavsah (وَا غَوْثَاه) diyerek feryat ettim, yardım ya da imdat isteyerek bağırdım/feryat ettim” anlamlarına gelen غَوَّثْتُ fiili kullanılır.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur: إِذْ تَسْتَغِيثُونَ رَبَّكُمْ : Siz Rabbinizden yardım talep ediyordunuz (8/9); فَاسْتَغَاثَهُ الَّذِي مِنْ شِيعَتِهِ عَلَى الَّذِي مِنْ عَدُوِّهِ : Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi (28/15).
Şu sözüne gelince: وَإِنْ يَسْتَغِيثُوا يُغَاثُوا بِمَاءٍ كَالْمُهْلِ يَشْوِي الْوُجُوهَ : Eğer yardım/su isterlerse erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su kendilerine verilir (18/29). Burada geçen يَسْتَغِيثُوا fiilinin غَيْثٌ kökünden gelmiş olması da mümkündür, غَوْثٌ kökünden gelmiş olması da. Aynı şekilde يُغَاثُوا fiili ile ilgili de her iki anlam mümkündür. Yüce Allah’ın şu sözünde geçen غَيْثٌ kelimesi yağmur anlamındadır: كَمَثَلِ غَيْثٍ أَعْجَبَ الْكُفَّارَ نَبَاتُهُ : Bu, tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, ekincilerin hoşuna gider (57/20). (Müfredât)
DİĞER BAZI TÜREVLER:
غَاثَ (geniş zaman يَغُوثُ mastar isim غَوْثٌ): yardım etti.
أَغَاثَ: Feryada yetişip imdat etti.
غَوَّثَ ve اسْتَغَاثَ: İmdat diye bağırarak yardım istedi.
اِسْتِغَاثَةٌ: İmdat çağırma.
غَوْثٌ: İmdat. Medet ve yardım.
غِيَاثٌ: Feryada yetişme, medet, yardım.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
|
| Tür | Adet | Anlam | Örnek | Açıklama |
| أَغَاثَ | fiil-IV | 1 | Yardım etti | 18/29 | Meçhul Muzari: يُغَاثُ |
| اِسْتَغَاثَ | fiil-X | 4 | Yardıma çağırdı, yardım istedi | 8/9 |
|
|
| Toplam | 5 |
|
|
|
BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR:
Kök Harflerinin Yer Değişimi
Mahreci Benzeyen Kökler
Benzer Manada Kelimeler
- أَغَاثَ
- عَانَ > bak: ع و ن
- اِسـتَغَاثَ
- غَوْثٌ
- إِغَاثَةٌ
Zıt Manada Kelimeler
- أَغَاثَ
- اِسـتَغَاثَ
- غَوْثٌ
- إِغَاثَةٌ
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
| Gavs | غَوْث | Çağırma. Nida. Meded istemek. | Çoğulu: Agvâs |
| Gavsiyyet | غَوْثِيَّة | Evliyaullahın başı olmak. |
|
| İgâse | إِغَاثَة | İmdada yetişmek, yardım etmek. |
|
| İstigâse | اِسْتِغَاثَة | Medet isteyiş. Yardım istemek. |
|
| Müstagis | مُسْتَغِث | Medet bekleyen, yardım dileyen. |
|
| Müstagas | مُسْتَغَث | Medet beklenen. |
|
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
أَغَاثَ : Fiil-IV. Meçhul Muzari: يُغَاثُ
| 18:29 | وَإِنْ يَسْتَغِيثُوا يُغَاثُوا بِمَاءٍ كَالْمُهْلِ يَشْوِي الْوُجُوهَ |
| Diyanet Meali: | (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. |
اِسْتَغَاثَ : Fiil-X.
| 8:9 | إِذْ تَسْتَغِيثُونَ رَبَّكُمْ فَاسْتَجَابَ لَكُمْ |
| Diyanet Meali: | Hani Rabbinizden yardım istiyor, yalvarıyordunuz. O da cevap vermişti. |
| 18:29 | وَإِنْ يَسْتَغِيثُوا يُغَاثُوا بِمَاءٍ كَالْمُهْلِ يَشْوِي الْوُجُوهَ |
| Diyanet Meali: | (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. |
| 28:15 | فَاسْتَغَاثَهُ الَّذِي مِنْ شِيعَتِهِ عَلَى الَّذِي مِنْ عَدُوِّهِ |
| Diyanet Meali: | Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. |
| 46:17 | وَهُمَا يَسْتَغِيثَانِ اللَّهَ وَيْلَكَ آمِنْ |
| Diyanet Meali: | Onlar Allah’a sığınarak, “Yazıklar olsun sana! İman et” diyorlardı. |