KÖK HARFLER: غ ل ي
ANLAM:
غَلَى : Kaynamak.
AÇIKLAMA:
Müfredât (غ ل و) kökü altında, (غ ل و) ve (غ ل ي) köklerini birlikte ele almıştır. İki kök arasında anlam bağı vardır. O yüzden bu iki kök için yapılan açıklamaları birbirinden ayırmadan her iki tarafa da aktarıyoruz.
غُلُوٌّ : Sınırı aşmak, geçmek. Eğer bu, “fiyatla” ilgiliyse, غَلاَءٌ kelimesi, “derece ve konumla, menzileyle” ilgili ise غُلُوٌّ kelimesi ve eğer “okla” ilgili ise غَلْوٌ kelimesi kullanılır. Bunların tümünde de fiil olarak غَلاَ-يَغْلُو şeklinde kullanılır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا فِي دِينِكُمْ : Ey kitap ehli, dininiz konusunda aşırılığa sapmayınız (4/171).
غَلْيٌ ve غَلَيَانٌ : Tencere kaynama neticesinde dolup taşmak. Buradan müstear olarak Yüce Allah’ın şu sözünde zikredilmiştir: طَعَامُ الْأَثِيمِ – كَالْمُهْلِ يَغْلِي فِي الْبُطُونِ – كَغَلْيِ الْحَمِيمِ : Günâhkârların yemeğidir. Tıpkı erimiş madenler gibi karınlarında kaynar. Sıcak suyun kaynaması gibi (44/44-46).
غَلَيَانُ الْغَضَبِ : Çok şiddetli öfkelenmek ve غَلَيَانُ الْحَرْبِ kullanımlarında da buna benzetme yapılmıştır.
“Bitki, boylanıp uzadı” anlamına gelen تَغَالَى النَّبْتُ kullanımının غَلْيٌ kökünden gelmiş olması da mümkündür غُلُوٌّ kökünden gelmiş olması da.
غُلَوَاء : Cimada sınırı aşmak, geçmek. “Delikanlılığın süratle gelip basmış başları” anlamına gelen غُلَوَاءُ الشَّبَابِ kullanımında da buna benzetme yapılmıştır. (Müfredât)
DİĞER BAZI TÜREVLER:
غَلَى (geniş zaman يَغْلِى mastar isim غَلْىٌ vb.):
غَلَتِ الْقِدْرُ : Tencere kaynadı.
غَلَى الرَّجُلُ : O kimse şiddetli biçimde kızdı.
غَلْىٌ : Kaynayan.
KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ:
Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.
|
| Tür | Adet | Anlam | Örnek |
| غَلَى | fiil-I | 1 | Kaynadı | 44/45 |
| غَلْيٌ | isim | 1 | Kaynamak | 44/46 |
|
| Toplam | 2 |
|
|
BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR:
Mahreci Benzeyen Kökler
Benzer Manada Kelimeler
- غَلَى (a)
- فَارَ > bak: ف و ر
- جَاشَ
- غَلَى (b)
Zıt Manada Kelimeler
TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER:
Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.
| Galâ (Galeyân) | غَلَى، غَلَيَان | Kaynayış. Çoşup taşmak. |
| Kalyân | ——— | Nargile. |
| Kalyon | ——— | Yelkenle ve kürekle yol alan savaş gemilerinin en büyüğü. |
| Tagliye | تَغْلِيَة | Kaynatma. Pahalanma. |
| İglâ’ | إِغْلَاء | Kaynatma. Pahalandırma, fiatını yükseltme. |
ÂYETLER:
DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.
غَلَى : Fiil-I.
| 44:45 | كَالْمُهْلِ يَغْلِي فِي الْبُطُونِ |
| Diyanet Meali: | O, maden eriyiği gibidir. Karınlarda kaynar. * |
غَلْيٌ : İsim.
| 44:46 | كَغَلْيِ الْحَمِيمِ |
| Diyanet Meali: | Kaynar suyun kaynaması gibi…* |