ح ر ف

KÖK HARFLER:  ح ر ف

ANLAM: 

حَرَّفَ : Bir şeyi doğru yoldan veya biçimden döndürmek, oradan çevirmek, tahrif etmek. 

AÇIKLAMA:

xx

DİĞER BAZI TÜREVLER:

xx

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


Tür Adet Anlam Örnek
حَرَّفَ fiil-II 4 Tahrif yaptı, değiştirdi, manasını bozdu 4/46
حَرْفٌ isim 1 Taraf, uç, hudut, kenar 22/11
مُتَحَرِّفٌ isim 1 Dönen, kayan, çekilen 8/16

Toplam 6

BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Kök Harflerinin Yer Değişimi

Benzer Manada Kelimeler

Zıt Manada Kelimeler

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Harf حَرْف Dildeki bir sesi gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlerden her biri. Çoğul: Ahruf, Hurûf
Hurûf حُرُوف Harfler Çoğul: Hurufât
Harfiyyen حَرْفِيّاً Harf-be-harf, aynen, aslı gibi.
Harîf حَرِيف Meslekdaş, sanat arkadaşı. Teklifsiz dost. Herif.
Herif ——— 1: Güven vermeyen, aşağı görülen, bayağı kimse  2: Adam 
Hiref حِرَف Zanaatlar.
Hırfet حِرْفَة Geçinmeğe medar (sebeb) olan iş, san’at. Devamlı meşgul olunan iş.
Tahrîf تَحْرِيف Bir şeyin aslını bozma, kalem oynatma, değiştirme.
Çoğul: Tahrîfât
Muharrif مُحَرِّف Tahrif eden. Bozan. Silen. Hilecilik yapan.
Muharref مُحَرَّف Tahrif edilmiş. Değiştirilmiş. Kalem karıştırılmış. Bozuk. İfsad ederek tahrib edilmiş. Çoğul: Muharrefât
Taharrüf تَحَرُّف Sapmak. İnhiraf etmek.
İnhiraf اِنْحِرَاف Sapma, başka bir tarafa meyletme.
Münharif مُنْحَرِف Bir tarafa sapmış, doğruluğunu yitirmiş.
Muhterif(e) مُحْتَرِف Sanatkarlar. İş sahibleri.

Herif kelimesi, “1. sanatkâr, meslek erbabı, 2. meslektaş, yoldaş” anlamındaki harîf (حريف) sözcüğünden gelmektedir. Harafa fiili, “”bozdu, çizdi; meslek veya sanat icra etti” anlamındadır. Arapça fiilin aslî anlamı olan “bozmak, sivri uçla çizmek” ile bu anlamı arasındaki semantik ilişki açık değildir. Ara basamağın “demirci” veya “kılıç ve bıçak imal eden” olduğu düşünülebilir. (Nişanyan Sözlük) 

Harf kelimesi, “1. mızrak veya kılıcın keskin ağzı, 2. yazı birimi, harf” anlamındadır. “Yazı” anlamı eski çivi yazısının şeklinden veya “sivri bir uçla kazıma” eyleminden türemiştir. (Nişanyan Sözlük) 

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

حَرَّفَ : Fiil-II.

2:75 وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلَامَ اللَّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ مِنْ بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ
Diyanet Meali: Oysa içlerinden birtakımı, Allah’ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu tahrif ederlerdi.
4:46 مِنَ الَّذِينَ هَادُوا يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِهِ
Diyanet Meali: Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar.
5:13 يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِهِ وَنَسُوا حَظًّا مِمَّا ذُكِّرُوا بِهِ
Diyanet Meali: Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular.
5:41 يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ مِنْ بَعْدِ مَوَاضِعِهِ يَقُولُونَ إِنْ أُوتِيتُمْ هَٰذَا فَخُذُوهُ
Diyanet Meali: Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse, onu tutun. (O verilmezse sakının.)”

حَرْفٌ : İsim. 

22:11 وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَعْبُدُ اللَّهَ عَلَىٰ حَرْفٍ فَإِنْ أَصَابَهُ خَيْرٌ اطْمَأَنَّ بِهِ
Diyanet Meali:  İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah’a kıyıdan kenardan kulluk eder. Eğer kendisine bir hayır dokunursa, gönlü onunla hoş olur.

مُتَحَرِّفٌ : İsim. İsm-i Fâil. Tefa’ul Bâbı (V. Bâb). 

8:16 وَمَنْ يُوَلِّهِمْ يَوْمَئِذٍ دُبُرَهُ إِلَّا مُتَحَرِّفًا لِقِتَالٍ أَوْ مُتَحَيِّزًا إِلَىٰ فِئَةٍ فَقَدْ بَاءَ  بِغَضَبٍ مِنَ اللهِ 
Diyanet Meali: -Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme, ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç- böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse mutlaka o, Allah’ın gazabına uğramış olur.