ك ت ب

KÖK HARFLER: ك ت ب

ANLAM: 

كَتَبَ : Yazmak. Yazıcı veya katip ve bilgili bir kimse olmak. (Allah c.c.) buyurmak, tayin etmek veya emretmek; zorunlu kılmak, farz kılmak.

AÇIKLAMA:

xx

DİĞER BAZI TÜREVLER:

xx

KUR’ÂN’DA GEÇEN TÜREVLERİ: 

Aşağıdaki tabloda Kur’ân’da geçen ve bu kökten gelen kelime türevleri, bunların gramatik adlandırılışları, Kur’ân’da kaç kere geçmiş olduğu belirtilmiş ve örnek bir ayet için, sûre/âyet numarası verilmiştir.


TürAdetAnlamÖrnekAçıklama
كَتَبَfiil-I49Yazdı, tescil etti2/79Meçhulü: كُتِبَ Meçhul Muzari: يُكْتَبُ
كَاتَبَfiil-III1Yazıştı, akidleşti24/33
اِكْتَتَبَfiil-VIII1Yazdırdı, topladı25/5
كَاتِبٌisim6Katip, yazıcı2/282Çoğulu: كُتُبٌ
كِتَابٌisim261Kitap, hüküm, Kur’an, Tevrat4/105
مَكْتُوبٌisim1Yazılı, yazılmış, ispat edilmiş, gösterilmiş7/157

Toplam319


BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR: 

Kök Harflerinin Yer Değişimi

Benzer Manada Kelimeler

  • كَتَبَ
  • كَاتَبَ
  • كِتَابٌ
    • مُأَلَّفٌ > bak: أ ل ف
    • سِفْرٌ > bak: س ف ر
    • مُصْحَفٌ > bak: ص ح ف
    • صَحِيفَةٌ > bak: ص ح ف
    • رِسَالَةٌ > bak: ر س ل
    • خِطَابٌ > bak: خ ط ب
    • مُرَاسَلَةٌ > bak: ر س ل
    • مُكَاتَبَةٌ > bu kök
    • مُصَنَّفٌ
  • كَاتِبٌ
    • مُأَلِّفٌ > bak: أ ل ف
    • نَاظِمٌ
    • أَدِيبٌ
  • مَكْتُوبٌ (a)
  • مَكْتُوبٌ (b)

Zıt Manada Kelimeler

  • كَتَبَ
  • مَكْتُوبٌ (a)
  • مَكْتُوبٌ (b)
    • مَمْحِيٌّ > bak: م ح و
    • مَشْطُوبٌ

TÜRKÇEYE GEÇEN KELİMELER: 

Aşağıdaki tabloda bu kökten Türkçeye geçmiş olan kelimeler, bunların Arapça yazılışları, Türkçe anlamları verilmiştir. Bu kelimelerin bazılarına günümüz Türkçesinde pek rastlanmaz. Daha çok Osmanlıca metinlerde görülmektedir.

Ketb كَتْب Yazma. Toplama, cem’ etme. Dikme.
Kâtib كَاتِب Yazan, yazıcı, kitabet eden. Usta yazıcı.
Küttâb كُتَّاب Katipler. Kâtib’in çoğulu
Kitâb كِتَاب Kitab. Levh-i mahfuz. Kur’an. Çoğulu: Kütüb
Kitâbe كِتَابَة Yazıt.
Mektûb مَكْتُوب Yazılı, yazılmış kağıt.
Mektubât مَكْتُوبَات Mektublar. Yazılı kağıtlar.
Mekteb مَكْتَب Okul.
Mükâtebe مُكَاتَبَة Yazışma. Mektuplaşma. Birbirine yazma.
Mükâtib مُكَاتِب Mektup yazan. Mektuplaşan.
İktâb إِكْتَاب Yazdırma, dikte ettirme.
İktitâb اِكْتِتَاب Yazılmış olan bir şeyin kopyasını çıkarma, suretini alma.

Kütüphâne kelimesi, “kitaplar” anlamındaki kütüb (كتب) kelimesi ile “ev”  anlamındaki Farsça hâne (خانه) kelimesinin birleştirilmesi sureti ile oluşturulmuştur.

ÂYETLER:

DİKKAT! İncelediğimiz kökten gelen kelimeleri, Kur’an-ı Kerim’deki yerlerinde, yakın çevresindeki kelimelerle ilişkilerini gösterecek şekilde listeliyoruz. Uzun ayetlerin sadece bir bölümünü ele aldık. Bazı ayetlerin sadece bir kısmını gördüğümüz için, ayetler hakkında yanlış bir hüküm verilmemesi gerekir. Tamamını ele aldığımız ayetlerin meallerinin sonuna bir yıldız (*) işareti konmuştur.

كَتَبَ : Fiil-I. Meçhulü: كُتِبَ Meçhul Muzari: يُكْتَبُ

2:79فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِأَيْدِيهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هَٰذَا مِنْ عِنْدِ اللَّهِ
Diyanet Meali:Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da (onu az bir karşılığa değişmek için), “Bu, Allah’ın katındandır” derler.
2:79فَوَيْلٌ لَهُمْ مِمَّا كَتَبَتْ أَيْدِيهِمْ وَوَيْلٌ لَهُمْ مِمَّا يَكْسِبُونَ
Diyanet Meali:Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline!
2:178يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِصَاصُ فِي الْقَتْلَى
Diyanet Meali:Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı.
2:180كُتِبَ عَلَيْكُمْ إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ الْمَوْتُ إِنْ تَرَكَ خَيْرًا الْوَصِيَّةُ لِلْوَالِدَيْنِ وَالْأَقْرَبِينَ
Diyanet Meali:Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya (meşru bir tarzda) vasiyette bulunması size farz kılındı.
2:183يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ
Diyanet Meali:Ey iman edenler! Oruç, size farz kılındı.
2:183كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
Diyanet Meali:Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için (oruç), sizden öncekilere farz kılındığı gibi, (size de farz kılındı).
2:187فَالْآنَ بَاشِرُوهُنَّ وَابْتَغُوا مَا كَتَبَ اللَّهُ لَكُمْ
Diyanet Meali:Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın.
2:216كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَكُمْ
Diyanet Meali:Savaş, hoşunuza gitmediği hâlde, size farz kılındı.
2:246قَالَ هَلْ عَسَيْتُمْ إِنْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ أَلَّا تُقَاتِلُوا
Diyanet Meali:O, “Ya üzerinize savaş farz kılındığı hâlde, savaşmayacak olursanız?” demişti.
2:246فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ تَوَلَّوْا إِلَّا قَلِيلًا مِنْهُمْ
Diyanet Meali:Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler.
2:282إِذَا تَدَايَنْتُمْ بِدَيْنٍ إِلَىٰ أَجَلٍ مُسَمًّى فَاكْتُبُوهُ
Diyanet Meali:Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın.
2:282وَلْيَكْتُبْ بَيْنَكُمْ كَاتِبٌ بِالْعَدْلِ
Diyanet Meali:Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın.
2:282وَلَا يَأْبَ كَاتِبٌ أَنْ يَكْتُبَ كَمَا عَلَّمَهُ اللَّهُ
Diyanet Meali:Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru yazsın).
2:282فَلْيَكْتُبْ وَلْيُمْلِلِ الَّذِي عَلَيْهِ الْحَقُّ وَلْيَتَّقِ اللَّهَ رَبَّهُ
Diyanet Meali:(Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın (da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin, hepsini tam yazdırsın).
2:282وَلَا تَسْأَمُوا أَنْ تَكْتُبُوهُ صَغِيرًا أَوْ كَبِيرًا إِلَىٰ أَجَلِهِ
Diyanet Meali:Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın.
2:282فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَلَّا تَكْتُبُوهَا
Diyanet Meali:(Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa), onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur.
3:53رَبَّنَا آمَنَّا بِمَا أَنْزَلْتَ وَاتَّبَعْنَا الرَّسُولَ فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدِينَ
Diyanet Meali:“Rabbimiz! Senin indirdiğine iman ettik ve Peygamber’e uyduk. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenlerle beraber yaz.”*
3:154قُلْ لَوْ كُنْتُمْ فِي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذِينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ إِلَىٰ مَضَاجِعِهِمْ
Diyanet Meali:De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi.”
3:181سَنَكْتُبُ مَا قَالُوا وَقَتْلَهُمُ الْأَنْبِيَاءَ بِغَيْرِ حَقٍّ
Diyanet Meali:Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız.
4:66وَلَوْ أَنَّا كَتَبْنَا عَلَيْهِمْ أَنِ اقْتُلُوا أَنْفُسَكُمْ أَوِ اخْرُجُوا مِنْ دِيَارِكُمْ مَا فَعَلُوهُ إِلَّا قَلِيلٌ مِنْهُمْ
Diyanet Meali:Eğer biz onlara, “Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın” diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı.
4:77فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ إِذَا فَرِيقٌ مِنْهُمْ يَخْشَوْنَ النَّاسَ
Diyanet Meali:Üzerlerine savaş yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, (Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok) korkarlar.
4:77وَقَالُوا رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا الْقِتَالَ
Diyanet Meali:“Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın?” derler.
4:81وَاللَّهُ يَكْتُبُ مَا يُبَيِّتُونَ فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ
Diyanet Meali:Allah, onların geceleyin kurduklarını yazmaktadır. Sen onlara aldırma. Allah’a tevekkül et.
4:127فِي يَتَامَى النِّسَاءِ اللَّاتِي لَا تُؤْتُونَهُنَّ مَا كُتِبَ لَهُنَّ
Diyanet Meali:(Kitapta), kendilerine (verilmesi) farz kılınan (miras)ı vermediğiniz (ve evlenmek istediğiniz) yetim kızlara … (âdil davranmanıza dair, size okunmakta olan âyetler de bunu açıklıyor).
5:21يَا قَوْمِ ادْخُلُوا الْأَرْضَ الْمُقَدَّسَةَ الَّتِي كَتَبَ اللَّهُ لَكُمْ
Diyanet Meali:“Ey kavmim! Allah’ın size yazdığı kutsal toprağa girin.”
5:32مِنْ أَجْلِ ذَٰلِكَ كَتَبْنَا عَلَىٰ بَنِي إِسْرَائِيلَ أَنَّهُ مَنْ قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِي الْأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَمِيعًا
Diyanet Meali:Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitap’ta) şunu yazdık: “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür.
5:45وَكَتَبْنَا عَلَيْهِمْ فِيهَا أَنَّ النَّفْسَ بِالنَّفْسِ وَالْعَيْنَ بِالْعَيْنِ
Diyanet Meali:Onda (Tevrat’ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can, göze göz … kısas edilir.
5:83يَقُولُونَ رَبَّنَا آمَنَّا فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدِينَ
Diyanet Meali:“Ey Rabbimiz! İnandık. Artık bizi (hakikate) şahitlik edenler (Muhammed’in ümmeti) ile beraber yaz” derler.
6:12كَتَبَ عَلَىٰ نَفْسِهِ الرَّحْمَةَ لَيَجْمَعَنَّكُمْ إِلَىٰ يَوْمِ الْقِيَامَةِ لَا رَيْبَ فِيهِ
Diyanet Meali:O, merhamet etmeyi kendine gerekli kıldı. Andolsun sizi mutlaka kıyamet gününe toplayacak. Bunda hiç şüphe yok.
6:54فَقُلْ سَلَامٌ عَلَيْكُمْ كَتَبَ رَبُّكُمْ عَلَىٰ نَفْسِهِ الرَّحْمَةَ
Diyanet Meali:De ki: “Selâm olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı.”
7:145وَكَتَبْنَا لَهُ فِي الْأَلْوَاحِ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ مَوْعِظَةً
Diyanet Meali:Mûsâ için, Tevrat levhalarında her şeye dair bir öğüt (ve her şeyin bir açıklamasını) yazdık.
7:156وَاكْتُبْ لَنَا فِي هَٰذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ إِنَّا هُدْنَا إِلَيْكَ
Diyanet Meali:“Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz sana varan doğru yola yöneldik.”
7:156فَسَأَكْتُبُهَا لِلَّذِينَ يَتَّقُونَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ
Diyanet Meali:“(Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır). Onu, bana karşı gelmekten sakınanlara, zekâtı verenlere (ve âyetlerimize inananlara) yazacağım.”
9:51قُلْ لَنْ يُصِيبَنَا إِلَّا مَا كَتَبَ اللَّهُ لَنَا
Diyanet Meali:De ki: “Bizim başımıza ancak, Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir.”
9:120وَلَا يَنَالُونَ مِنْ عَدُوٍّ نَيْلًا إِلَّا كُتِبَ لَهُمْ بِهِ عَمَلٌ صَالِحٌ
Diyanet Meali:(İşte onların Allah yolunda bir susuzluğa, bir yorgunluğa ve bir açlığa dûçar olmaları, kâfirleri öfkelendirecek bir yere ayak basmaları) ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları, ancak bunların karşılığında kendilerine salih bir amel yazılması içindir. 
9:121وَلَا يَقْطَعُونَ وَادِيًا إِلَّا كُتِبَ لَهُمْ
Diyanet Meali:(Allah yolunda küçük, büyük bir harcama yapmazlar) ve bir vadiyi katetmezler ki (bunlar, Allah’ın, yaptıklarının daha güzeliyle kendilerini mükâfatlandırması için) hesaplarına yazılmış olmasın.
10:21قُلِ اللَّهُ أَسْرَعُ مَكْرًا إِنَّ رُسُلَنَا يَكْتُبُونَ مَا تَمْكُرُونَ
Diyanet Meali:De ki: “Allah, daha çabuk tuzak kurar.” Şüphesiz elçilerimiz (melekler) kurmakta olduğunuz tuzakları yazıyorlar.
19:79كَلَّا سَنَكْتُبُ مَا يَقُولُ وَنَمُدُّ لَهُ مِنَ الْعَذَابِ مَدًّا
Diyanet Meali:Hayır! (İş onun dediği gibi değil). Biz, onun söylediklerini yazacağız ve azabını arttırdıkça arttıracağız!*
21:105وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِي الزَّبُورِ مِنْ بَعْدِ الذِّكْرِ أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ
Diyanet Meali:Andolsun, Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebûr’da da, “Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır” diye yazmıştık.*
22:4كُتِبَ عَلَيْهِ أَنَّهُ مَنْ تَوَلَّاهُ فَأَنَّهُ يُضِلُّهُ وَيَهْدِيهِ إِلَىٰ عَذَابِ السَّعِيرِ
Diyanet Meali:Şeytan hakkında, “Her kim onu dost edinirse, mutlaka o kimseyi saptırır ve onu cehennem azabına sürükler” diye yazılmıştır.*
36:12إِنَّا نَحْنُ نُحْيِي الْمَوْتَىٰ وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا وَآثَارَهُمْ
Diyanet Meali:Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız.
43:19سَتُكْتَبُ شَهَادَتُهُمْ وَيُسْأَلُونَ
Diyanet Meali:Onların (yalan) şahitlikleri yazılacak ve sorgulanacaklardır.
43:80بَلَىٰ وَرُسُلُنَا لَدَيْهِمْ يَكْتُبُونَ
Diyanet Meali:Hayır öyle değil, yanlarındaki elçilerimiz (melekler) yazmaktadırlar.
52:41أَمْ عِنْدَهُمُ الْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ
Diyanet Meali:Yoksa, gayb ilmi onların yanında da ondan mı yazıyorlar?*
57:27مَا كَتَبْنَاهَا عَلَيْهِمْ إِلَّا ابْتِغَاءَ رِضْوَانِ اللَّهِ
Diyanet Meali:(Kendiliklerinden icat ettikleri ruhbanlığa gelince); biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah’ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi.
58:21كَتَبَ اللَّهُ لَأَغْلِبَنَّ أَنَا وَرُسُلِي إِنَّ اللَّهَ قَوِيٌّ عَزِيزٌ
Diyanet Meali:Allah, “Şüphesiz ben ve peygamberlerim galip geleceğiz” diye yazmıştır. Şüphe yok ki, Allah çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.*
58:22أُولَٰئِكَ كَتَبَ فِي قُلُوبِهِمُ الْإِيمَانَ وَأَيَّدَهُمْ بِرُوحٍ مِنْهُ
Diyanet Meali:İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir.
59:3وَلَوْلَا أَنْ كَتَبَ اللَّهُ عَلَيْهِمُ الْجَلَاءَ لَعَذَّبَهُمْ فِي الدُّنْيَا
Diyanet Meali:Eğer Allah, onlar hakkında sürülmeye hükmetmemiş olsaydı, muhakkak kendilerine dünyada azap edecekti.
68:47أَمْ عِنْدَهُمُ الْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ
Diyanet Meali:Yahut gayb (Levh-i Mahfuz) kendi yanlarında da onlar mı (bundan aktarıp) yazıyorlar?*

كَاتَبَ : Fiil-III.

24:33فَكَاتِبُوهُمْ إِنْ عَلِمْتُمْ فِيهِمْ خَيْرًا
Diyanet Meali:(Sahip olduğunuz kölelerden “mükâtebe” yapmak isteyenlere gelince), eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın.

اِكْتَتَبَ : Fiil-VIII.

25:5وَقَالُوا أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ اكْتَتَبَهَا
Diyanet Meali:“(Bu Kur’an, başkalarından) yazıp aldığı öncekilere ait efsanelerdir…” dediler.

كَاتِبٌ : İsim. İsm-i Fâil.

2:282وَلْيَكْتُبْ بَيْنَكُمْ كَاتِبٌ بِالْعَدْلِ
Diyanet Meali:Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın.
2:282وَلَا يَأْبَ كَاتِبٌ أَنْ يَكْتُبَ كَمَا عَلَّمَهُ اللَّهُ
Diyanet Meali:Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın…
2:282وَأَشْهِدُوا إِذَا تَبَايَعْتُمْ وَلَا يُضَارَّ كَاتِبٌ وَلَا شَهِيدٌ
Diyanet Meali:Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin.
2:283وَإِنْ كُنْتُمْ عَلَىٰ سَفَرٍ وَلَمْ تَجِدُوا كَاتِبًا فَرِهَانٌ مَقْبُوضَةٌ
Diyanet Meali:Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir.
21:94فَلَا كُفْرَانَ لِسَعْيِهِ وَإِنَّا لَهُ كَاتِبُونَ
Diyanet Meali:(Şu hâlde, kim mü’min olarak bir salih amel işlerse), çalışması asla inkâr edilmez. Şüphesiz biz onu yazmaktayız.
82:11كِرَامًا كَاتِبِينَ
Diyanet Meali:Değerli yazıcılar…*

كِتَابٌ : İsim. Çoğulu: كُتُبٌ

2:2ذَٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِلْمُتَّقِينَ
Diyanet Meali:Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.*
2:44أَتَأْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبِرِّ وَتَنْسَوْنَ أَنْفُسَكُمْ وَأَنْتُمْ تَتْلُونَ الْكِتَابَ
Diyanet Meali:Siz Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyup durduğunuz hâlde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz?
2:53وَإِذْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَالْفُرْقَانَ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
Diyanet Meali:Hani, doğru yolu tutasınız diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) ve Furkan’ı vermiştik.*
2:78وَمِنْهُمْ أُمِّيُّونَ لَا يَعْلَمُونَ الْكِتَابَ إِلَّا أَمَانِيَّ
Diyanet Meali:Bunların bir de ümmî takımı vardır; Kitab’ı (Tevrat’ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır.
2:79فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِأَيْدِيهِمْ
Diyanet Meali:Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar…
2:85أَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ الْكِتَابِ وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍ
Diyanet Meali:Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?
2:87وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَقَفَّيْنَا مِنْ بَعْدِهِ بِالرُّسُلِ
Diyanet Meali:Andolsun, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik.
2:89وَلَمَّا جَاءَهُمْ كِتَابٌ مِنْ عِنْدِ اللَّهِ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَهُمْ
Diyanet Meali:Vaktaki Allah katından onlara, kendilerinde olanı tasdik eden Kitap geldi ki…
2:101نَبَذَ فَرِيقٌ مِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ
Diyanet Meali:Kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, (sanki bilmiyorlarmış gibi Allah’ın Kitab’ını, Tevrat’ı) arkalarına attılar.
2:101كِتَابَ اللَّهِ وَرَاءَ ظُهُورِهِمْ
Diyanet Meali:Allah’ın Kitab’ını (Tevrat’ı) arkalarına (attılar).
2:105مَا يَوَدُّ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ وَلَا الْمُشْرِكِينَ أَنْ يُنَزَّلَ عَلَيْكُمْ مِنْ خَيْرٍ مِنْ رَبِّكُمْ
Diyanet Meali:Ne Kitab ehlinden inkâr edenler ve ne de Allah’a ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler.
2:109وَدَّ كَثِيرٌ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ لَوْ يَرُدُّونَكُمْ مِنْ بَعْدِ إِيمَانِكُمْ كُفَّارًا
Diyanet Meali:Kitap ehlinden birçoğu, (hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü) sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler.
2:113وَقَالَتِ النَّصَارَىٰ لَيْسَتِ الْيَهُودُ عَلَىٰ شَيْءٍ وَهُمْ يَتْلُونَ الْكِتَابَ
Diyanet Meali:Hıristiyanlar da, “Yahudiler bir temel üzerinde değiller” dediler. Oysa hepsi Kitab’ı okuyorlar.
2:121الَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَتْلُونَهُ حَقَّ تِلَاوَتِهِ أُولَٰئِكَ يُؤْمِنُونَ بِهِ
Diyanet Meali:Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler, onu gereği gibi okurlar. İşte bunlar ona inanırlar.
2:129يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ
Diyanet Meali:“(Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder); onlara âyetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin…”
2:144وَإِنَّ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ لَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْ
Diyanet Meali:Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler.
2:145وَلَئِنْ أَتَيْتَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ بِكُلِّ آيَةٍ مَا تَبِعُوا قِبْلَتَكَ
Diyanet Meali:Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar.
2:146الَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْرِفُونَهُ كَمَا يَعْرِفُونَ أَبْنَاءَهُمْ
Diyanet Meali:Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar.
2:151وَيُزَكِّيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ
Diyanet Meali:(Nitekim kendi aranızdan, size âyetlerimizi okuyan), sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, (ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik).
2:159مِنْ بَعْدِ مَا بَيَّنَّاهُ لِلنَّاسِ فِي الْكِتَابِ
Diyanet Meali:(İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayeti,) Kitap’ta onu insanlara açıklamamızdan sonra (onları gizleyenler var ya…)
2:174إِنَّ الَّذِينَ يَكْتُمُونَ مَا أَنْزَلَ اللَّهُ مِنَ الْكِتَابِ
Diyanet Meali:Allah’ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip (onu az bir bedel ile değişenler var ya…)
2:176ذَٰلِكَ بِأَنَّ اللَّهَ نَزَّلَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ
Diyanet Meali:Bu (azab) da, Allah’ın, Kitab’ı hak olarak indirmiş olması (ve onların bunu inkâr etmesi) sebebiyledir.
2:176وَإِنَّ الَّذِينَ اخْتَلَفُوا فِي الْكِتَابِ لَفِي شِقَاقٍ بَعِيدٍ
Diyanet Meali:Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise derin bir ayrılık içindedirler.
2:177وَلَٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ آمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَالْمَلَائِكَةِ وَالْكِتَابِ
Diyanet Meali:Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap (ve peygamberlere) iman edenlerin … (tutum ve davranışlarıdır).
2:213وَأَنْزَلَ مَعَهُمُ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِيَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ
Diyanet Meali:(Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi) ve beraberlerinde, insanların (anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda), aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi.
2:231وَمَا أَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنَ الْكِتَابِ وَالْحِكْمَةِ يَعِظُكُمْ بِهِ
Diyanet Meali:(Allah’ın üzerinizdeki nimetini), size öğüt vermek için indirdiği Kitab’ı ve hikmeti (hatırlayın).
2:235وَلَا تَعْزِمُوا عُقْدَةَ النِّكَاحِ حَتَّىٰ يَبْلُغَ الْكِتَابُ أَجَلَهُ
Diyanet Meali:Bekleme müddeti bitinceye kadar da nikâh yapmaya kalkışmayın.
2:285كُلٌّ آمَنَ بِاللَّهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ
Diyanet Meali:Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler.
3:3نَزَّلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ
Diyanet Meali:O, sana Kitab’ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi.
3:7هُوَ الَّذِي أَنْزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ
Diyanet Meali:O, sana Kitab’ı indirendir.
3:7مِنْهُ آيَاتٌ مُحْكَمَاتٌ هُنَّ أُمُّ الْكِتَابِ
Diyanet Meali:Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır.
3:19وَمَا اخْتَلَفَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ إِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَاءَهُمُ الْعِلْمُ بَغْيًا بَيْنَهُمْ
Diyanet Meali:Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler.
3:20وَقُلْ لِلَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ وَالْأُمِّيِّينَ أَأَسْلَمْتُمْ
Diyanet Meali:Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?”
3:23أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ أُوتُوا نَصِيبًا مِنَ الْكِتَابِ
Diyanet Meali:Kendilerine Kitap’tan bir pay verilenleri görmüyor musun ki…
3:23يُدْعَوْنَ إِلَىٰ كِتَابِ اللَّهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ
Diyanet Meali:Aralarında hüküm vermesi için Allah’ın Kitabına çağrılıyorlar da…
3:48وَيُعَلِّمُهُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَالتَّوْرَاةَ وَالْإِنْجِيلَ
Diyanet Meali:Ve Allah ona kitabı, hikmeti, Tevrat ve İncil’i öğretecek.*
3:64قُلْ يَا أَهْلَ الْكِتَابِ تَعَالَوْا إِلَىٰ كَلِمَةٍ سَوَاءٍ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ
Diyanet Meali:De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin.”
3:65يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تُحَاجُّونَ فِي إِبْرَاهِيمَ
Diyanet Meali:Ey kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz.
3:69وَدَّتْ طَائِفَةٌ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ لَوْ يُضِلُّونَكُمْ
Diyanet Meali:Kitap ehlinden bir grup sizi saptırabilmeyi çok arzu etti.
3:70يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِآيَاتِ اللَّهِ وَأَنْتُمْ تَشْهَدُونَ
Diyanet Meali:Ey Kitap ehli! (Gerçeğe) şahit olduğunuz hâlde, niçin Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?*
3:71يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَلْبِسُونَ الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ
Diyanet Meali:Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyorsunuz?
3:72وَقَالَتْ طَائِفَةٌ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ آمِنُوا بِالَّذِي أُنْزِلَ عَلَى الَّذِينَ آمَنُوا وَجْهَ النَّهَارِ وَاكْفُرُوا آخِرَهُ
Diyanet Meali:Kitap ehlinden bir grup, “Mü’minlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkâr edin…” dedi.
3:75وَمِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ مَنْ إِنْ تَأْمَنْهُ بِقِنْطَارٍ يُؤَدِّهِ إِلَيْكَ
Diyanet Meali:Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder.
3:78وَإِنَّ مِنْهُمْ لَفَرِيقًا يَلْوُونَ أَلْسِنَتَهُمْ بِالْكِتَابِ
Diyanet Meali:Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, (Kitab’dan olmadığı hâlde Kitab’dan sanasınız diye okudukları) Kitap’tanmış gibi dillerini eğip bükerler.
3:78لِتَحْسَبُوهُ مِنَ الْكِتَابِ
Diyanet Meali:(Kitap ehlinden bir grup var ki, Kitab’dan olmadığı hâlde) Kitab’dan sanasınız diye (okudukları Kitap’tanmış gibi dillerini eğip bükerler.)
3:78وَمَا هُوَ مِنَ الْكِتَابِ
Diyanet Meali:(Kitap ehlinden bir grup var ki), Kitab’dan olmadığı hâlde (Kitab’dan sanasınız diye okudukları Kitap’tanmış gibi dillerini eğip bükerler).
3:79مَا كَانَ لِبَشَرٍ أَنْ يُؤْتِيَهُ اللَّهُ الْكِتَابَ وَالْحُكْمَ وَالنُّبُوَّةَ
Diyanet Meali:Allah’ın, kendisine Kitab’ı, hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın, (“Allah’ı bırakıp bana kullar olun” demesi) düşünülemez.
3:79كُونُوا رَبَّانِيِّينَ بِمَا كُنْتُمْ تُعَلِّمُونَ الْكِتَابَ
Diyanet Meali:(Fakat şöyle öğüt verir:) “Öğretmekte (ve derinlemesine incelemekte) olduğunuz Kitap uyarınca rabbânîler (Allah’ın istediği örnek ve dindar kullar) olun.”
3:81وَإِذْ أَخَذَ اللَّهُ مِيثَاقَ النَّبِيِّينَ لَمَا آتَيْتُكُمْ مِنْ كِتَابٍ وَحِكْمَةٍ
Diyanet Meali:Hani, Allah peygamberlerden, “Andolsun, size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, (elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz)” diye söz almıştı.
3:98قُلْ يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِآيَاتِ اللَّهِ
Diyanet Meali:De ki: “Ey kitab ehli! (Allah, yaptıklarınızı görüp dururken) Allah’ın âyetlerini niçin inkâr ediyorsunuz?”
3:99قُلْ يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ
Diyanet Meali:De ki: “Ey kitab ehli! (Gerçeği görüp bildiğiniz hâlde, niçin Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları) Allah’ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz?”
3:100إِنْ تُطِيعُوا فَرِيقًا مِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ يَرُدُّوكُمْ بَعْدَ إِيمَانِكُمْ كَافِرِينَ
Diyanet Meali:(Ey iman edenler!) Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar.
3:110وَلَوْ آمَنَ أَهْلُ الْكِتَابِ لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ
Diyanet Meali:Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu.
3:113مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ أُمَّةٌ قَائِمَةٌ يَتْلُونَ آيَاتِ اللَّهِ
Diyanet Meali:Kitap ehli içinde, (gece saatlerinde) ayakta duran, (secdeye kapanarak) Allah’ın âyetlerini okuyan bir topluluk da vardır.
3:119تُحِبُّونَهُمْ وَلَا يُحِبُّونَكُمْ وَتُؤْمِنُونَ بِالْكِتَابِ كُلِّهِ
Diyanet Meali:(İşte siz öyle kimselersiniz ki), onları seversiniz; onlar ise, bütün kitaplara iman ettiğiniz hâlde, sizi sevmezler.
3:145وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ أَنْ تَمُوتَ إِلَّا بِإِذْنِ اللَّهِ كِتَابًا مُؤَجَّلًا
Diyanet Meali:Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır.
3:164يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِهِ وَيُزَكِّيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ
Diyanet Meali:(Andolsun, Allah, mü’minlere kendi içlerinden); onlara âyetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten (bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur).
3:184جَاءُوا بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِ وَالْكِتَابِ الْمُنِيرِ
Diyanet Meali:(Eğer seni yalanladılarsa, senden önce) açık delilleri, hikmetli sayfaları ve aydınlatıcı kitabı getiren (peygamberler de yalanlanmıştı).
3:186وَلَتَسْمَعُنَّ مِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَمِنَ الَّذِينَ أَشْرَكُوا أَذًى كَثِيرًا
Diyanet Meali:Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz.
3:187وَإِذْ أَخَذَ اللَّهُ مِيثَاقَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ لَتُبَيِّنُنَّهُ لِلنَّاسِ
Diyanet Meali:Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, (onu gizlemeyeceksiniz)” diye sağlam söz almıştı.
3:199وَإِنَّ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ لَمَنْ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَمَا أُنْزِلَ إِلَيْكُمْ
Diyanet Meali:Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah’a, size indirilene (ve kendilerine indirilene, Allah’a derinden saygı duyarak) inanırlar.
4:24وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ النِّسَاءِ إِلَّا مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ كِتَابَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ
Diyanet Meali:(Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah’ın emri olarak yazılmıştır.
4:44أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ أُوتُوا نَصِيبًا مِنَ الْكِتَابِ يَشْتَرُونَ الضَّلَالَةَ
Diyanet Meali:Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar sapıklığı satın alıyorlar.
4:47يَا أَيُّهَا الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ آمِنُوا بِمَا نَزَّلْنَا
Diyanet Meali:Ey kendilerine kitap verilenler! İndirdiğimiz bu kitaba (Kur’an’a) iman edin.
4:51أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ أُوتُوا نَصِيبًا مِنَ الْكِتَابِ يُؤْمِنُونَ بِالْجِبْتِ
Diyanet Meali:Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar “cibt”e (ve “tâğût”a) inanıyorlar.
4:54فَقَدْ آتَيْنَا آلَ إِبْرَاهِيمَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَآتَيْنَاهُمْ مُلْكًا عَظِيمًا
Diyanet Meali:Şüphesiz biz, İbrahim ailesine de kitap ve hikmet vermişizdir. Onlara büyük bir hükümranlık da vermiştik.
4:103إِنَّ الصَّلَاةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ كِتَابًا مَوْقُوتًا
Diyanet Meali:Çünkü namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.
4:105إِنَّا أَنْزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِتَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ
Diyanet Meali:(Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki, insanlar arasında (Allah’ın sana öğrettikleri ile) hüküm veresin.
4:113وَأَنْزَلَ اللَّهُ عَلَيْكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُنْ تَعْلَمُ
Diyanet Meali:Allah, sana kitabı (Kur’an’ı) ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir.
4:123لَيْسَ بِأَمَانِيِّكُمْ وَلَا أَمَانِيِّ أَهْلِ الْكِتَابِ
Diyanet Meali:İş, ne sizin kuruntunuza, ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir.
4:127قُلِ اللَّهُ يُفْتِيكُمْ فِيهِنَّ وَمَا يُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ فِي يَتَامَى النِّسَاءِ
Diyanet Meali:(Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar.) De ki: “Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor.” Kitapta, (kendilerine verilmesi farz kılınan mirası vermediğiniz ve evlenmek istediğiniz) yetim kızlara, (zavallı çocuklara ve yetimlere âdil davranmanıza dair), size okunmakta olan (âyetler de bunu açıklıyor).
4:131وَلَقَدْ وَصَّيْنَا الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَإِيَّاكُمْ
Diyanet Meali:Sizden önce kendilerine kitap verilenlere de, size de (“Allah’a karşı gelmekten sakının” diye) tavsiye ettik.
4:136آمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَالْكِتَابِ الَّذِي نَزَّلَ عَلَىٰ رَسُولِهِ
Diyanet Meali:Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba (ve daha önce indirdiği kitaba) iman edin.
4:136وَالْكِتَابِ الَّذِي أَنْزَلَ مِنْ قَبْلُ
Diyanet Meali:Ve daha önce indirdiği kitaba (iman edin).
4:136وَمَنْ يَكْفُرْ بِاللَّهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا بَعِيدًا
Diyanet Meali:Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur.
4:140وَقَدْ نَزَّلَ عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ أَنْ إِذَا سَمِعْتُمْ آيَاتِ اللَّهِ يُكْفَرُ بِهَا وَيُسْتَهْزَأُ بِهَا فَلَا تَقْعُدُوا مَعَهُمْ 
Diyanet Meali:Oysa Allah size Kitap’ta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, (başka bir söze geçmedikleri müddetçe), onlarla oturmayın, (aksi hâlde siz de onlar gibi olursunuz)” diye hüküm indirmiştir.
4:153يَسْأَلُكَ أَهْلُ الْكِتَابِ أَنْ تُنَزِّلَ عَلَيْهِمْ كِتَابًا مِنَ السَّمَاءِ
Diyanet Meali:Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar.
4:153يَسْأَلُكَ أَهْلُ الْكِتَابِ أَنْ تُنَزِّلَ عَلَيْهِمْ كِتَابًا مِنَ السَّمَاءِ
Diyanet Meali:Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar.
4:159وَإِنْ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ إِلَّا لَيُؤْمِنَنَّ بِهِ قَبْلَ مَوْتِهِ
Diyanet Meali:Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce, ona (İsa’ya) iman edecek olmasın.
4:171يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا فِي دِينِكُمْ وَلَا تَقُولُوا عَلَى اللَّهِ إِلَّا الْحَقَّ
Diyanet Meali:Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin.
5:5وَطَعَامُ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ حِلٌّ لَكُمْ
Diyanet Meali:Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helâl, (sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir).
5:5وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ
Diyanet Meali:Daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar…
5:15يَا أَهْلَ الْكِتَابِ قَدْ جَاءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ كَثِيرًا
Diyanet Meali:Ey kitap ehli! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir. O, (kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden) birçoğunu sizlere açıklıyor…
5:15مِمَّا كُنْتُمْ تُخْفُونَ مِنَ الْكِتَابِ وَيَعْفُو عَنْ كَثِيرٍ
Diyanet Meali:Kitabınızdan gizleyip durduğunuz gerçeklerden (birçoğunu sizlere açıklıyor), birçoğunu da affediyor.
5:15قَدْ جَاءَكُمْ مِنَ اللَّهِ نُورٌ وَكِتَابٌ مُبِينٌ
Diyanet Meali:şte size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap (Kur’an) gelmiştir.
5:19يَا أَهْلَ الْكِتَابِ قَدْ جَاءَكُمْ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمْ عَلَىٰ فَتْرَةٍ مِنَ الرُّسُلِ
Diyanet Meali:Ey kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada, (“Bize ne müjdeleyici bir peygamber geldi, ne de bir uyarıcı” demeyesiniz diye), işte size (hakikatı) açıklayan elçimiz (Muhammed) geldi.
5:44وَالرَّبَّانِيُّونَ وَالْأَحْبَارُ بِمَا اسْتُحْفِظُوا مِنْ كِتَابِ اللَّهِ
Diyanet Meali:Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de (öylece hükmederlerdi). Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi.
5:48وَأَنْزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ
Diyanet Meali:(Ey Muhammed!) Sana da o Kitab’ı (Kur’an’ı) hak, (önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici) olarak indirdik.
5:48مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ الْكِتَابِ وَمُهَيْمِنًا عَلَيْهِ
Diyanet Meali:Önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak (indirdik).
5:57الَّذِينَ اتَّخَذُوا دِينَكُمْ هُزُوًا وَلَعِبًا مِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ
Diyanet Meali:(Sizden önce) kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri (ve öteki kâfirleri dost edinmeyin).
5:59قُلْ يَا أَهْلَ الْكِتَابِ هَلْ تَنْقِمُونَ مِنَّا إِلَّا أَنْ آمَنَّا بِاللَّهِ
Diyanet Meali:De ki: “Ey kitap ehli! Sadece Allah’a … inandığımızdan (ve çoğunuzun da fasıklar olmasından) ötürü bizden hoşlanmıyorsunuz.”
5:65وَلَوْ أَنَّ أَهْلَ الْكِتَابِ آمَنُوا وَاتَّقَوْا لَكَفَّرْنَا عَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ
Diyanet Meali:Eğer kitap ehli iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı, muhakkak onların kötülüklerini örterdik.
5:68قُلْ يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لَسْتُمْ عَلَىٰ شَيْءٍ حَتَّىٰ تُقِيمُوا التَّوْرَاةَ وَالْإِنْجِيلَ
Diyanet Meali:De ki: “Ey Kitap ehli! Tevrat’ı, İncil’i (ve Rabbinizden size indirileni, Kur’an’ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz.”
5:77قُلْ يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لَا تَغْلُوا فِي دِينِكُمْ غَيْرَ الْحَقِّ
Diyanet Meali:De ki: “Ey Kitap ehli! Hakkın dışına çıkarak dininizde aşırı gitmeyin.”
5:110وَإِذْ عَلَّمْتُكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَالتَّوْرَاةَ وَالْإِنْجِيلَ
Diyanet Meali:Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i de öğretmiştim.
6:7وَلَوْ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ كِتَابًا فِي قِرْطَاسٍ فَلَمَسُوهُ بِأَيْدِيهِمْ لَقَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا إِنْ هَٰذَا إِلَّا سِحْرٌ مُبِينٌ
Diyanet Meali:(Ey Muhammed!) Eğer sana kâğıda yazılı bir kitap indirseydik, onlar da elleriyle ona dokunsalardı, yine o inkâr edenler, “Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir” diyeceklerdi.*
6:20الَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْرِفُونَهُ كَمَا يَعْرِفُونَ أَبْنَاءَهُمُ
Diyanet Meali:Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu (Peygamberi) kendi öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar.
6:38مَا فَرَّطْنَا فِي الْكِتَابِ مِنْ شَيْءٍ
Diyanet Meali:Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.
6:59وَلَا رَطْبٍ وَلَا يَابِسٍ إِلَّا فِي كِتَابٍ مُبِينٍ
Diyanet Meali:(Yerin karanlıklarında da hiçbir tane), hiçbir yaş, hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah’ın bilgisi dâhilinde, Levh-i Mahfuz’da) olmasın.
6:89أُولَٰئِكَ الَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ وَالْحُكْمَ وَالنُّبُوَّةَ
Diyanet Meali:Onlar kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir.
6:91قُلْ مَنْ أَنْزَلَ الْكِتَابَ الَّذِي جَاءَ بِهِ مُوسَىٰ نُورًا وَهُدًى لِلنَّاسِ
Diyanet Meali:De ki: “Mûsâ’nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği … Kitab’ı kim indirdi?”
6:92وَهَٰذَا كِتَابٌ أَنْزَلْنَاهُ مُبَارَكٌ مُصَدِّقُ الَّذِي بَيْنَ يَدَيْهِ
Diyanet Meali:İşte bu (Kur’an) da, bereket kaynağı, kendinden öncekileri (ilâhî kitapları) tasdik eden (ve şehirler anasını, Mekke’yi ve bütün çevresini uyarasın diye) indirdiğimiz bir kitaptır.
6:114أَفَغَيْرَ اللَّهِ أَبْتَغِي حَكَمًا وَهُوَ الَّذِي أَنْزَلَ إِلَيْكُمُ الْكِتَابَ مُفَصَّلًا
Diyanet Meali:“Size Kitab’ı (Kur’an’ı) açık olarak indiren O iken ben Allah’tan başka bir hakem mi arayacağım?” (de).
6:114وَالَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْلَمُونَ أَنَّهُ مُنَزَّلٌ مِنْ رَبِّكَ بِالْحَقِّ
Diyanet Meali:Kendilerine kitap verdiklerimiz de onun, Rabbin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler.
6:154ثُمَّ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ تَمَامًا عَلَى الَّذِي أَحْسَنَ وَتَفْصِيلًا لِكُلِّ شَيْءٍ
Diyanet Meali:Sonra iyilik yapanlara nimeti tamamlamak, her şeyi açıklamak, (hidayet ve rahmete erdirmek) için Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik…
6:155وَهَٰذَا كِتَابٌ أَنْزَلْنَاهُ مُبَارَكٌ فَاتَّبِعُوهُ
Diyanet Meali:Bu (Kur’an) da bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Artık ona uyun.
6:156أَنْ تَقُولُوا إِنَّمَا أُنْزِلَ الْكِتَابُ عَلَىٰ طَائِفَتَيْنِ مِنْ قَبْلِنَا
Diyanet Meali:“Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. (Biz onların okumalarından habersiz idik)” demeyesiniz diye (bu Kur’an’ı indirdik).
6:157أَوْ تَقُولُوا لَوْ أَنَّا أُنْزِلَ عَلَيْنَا الْكِتَابُ لَكُنَّا أَهْدَىٰ مِنْهُمْ
Diyanet Meali:Yahut, “Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz, diye (bu Kur’an’ı indirdik).
7:2كِتَابٌ أُنْزِلَ إِلَيْكَ فَلَا يَكُنْ فِي صَدْرِكَ حَرَجٌ مِنْهُ
Diyanet Meali:Bu, sana, (kendisiyle insanları uyarman için ve mü’minlere öğüt olarak) indirilmiş bir kitaptır. Artık ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın.
7:37أُولَٰئِكَ يَنَالُهُمْ نَصِيبُهُمْ مِنَ الْكِتَابِ
Diyanet Meali:İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve rızıklardan) payları erişir.
7:52وَلَقَدْ جِئْنَاهُمْ بِكِتَابٍ فَصَّلْنَاهُ عَلَىٰ عِلْمٍ هُدًى وَرَحْمَةً
Diyanet Meali:Andolsun biz onlara, bilerek açıkladığımız bir kitabı, (inanan bir toplum için) bir yol gösterici ve rahmet olarak getirdik.
7:169فَخَلَفَ مِنْ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ وَرِثُوا الْكِتَابَ
Diyanet Meali:Derken, onların ardından yerlerine Kitab’a (Tevrat’a) varis olan (kötü) bir nesil geldi.
7:169أَلَمْ يُؤْخَذْ عَلَيْهِمْ مِيثَاقُ الْكِتَابِ أَنْ لَا يَقُولُوا عَلَى اللَّهِ إِلَّا الْحَقَّ
Diyanet Meali:Allah hakkında, gerçek dışında bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan Kitap’ta söz alınmamış mıydı?
7:170وَالَّذِينَ يُمَسِّكُونَ بِالْكِتَابِ وَأَقَامُوا الصَّلَاةَ إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجْرَ الْمُصْلِحِينَ
Diyanet Meali:Kitab’a sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince, şüphesiz biz, iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükâfatını zayi etmeyiz.*
7:196إِنَّ وَلِيِّيَ اللَّهُ الَّذِي نَزَّلَ الْكِتَابَ وَهُوَ يَتَوَلَّى الصَّالِحِينَ
Diyanet Meali:Çünkü benim velim, Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren Allah’tır. O, bütün salihlere velilik eder.*
8:68لَوْلَا كِتَابٌ مِنَ اللَّهِ سَبَقَ لَمَسَّكُمْ فِيمَا أَخَذْتُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ
Diyanet Meali:Eğer Allah’ın daha önce verilmiş bir hükmü olmasaydı, aldığınız şey (fidye)den dolayı size büyük bir azap dokunurdu.*
8:75وَأُولُو الْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَىٰ بِبَعْضٍ فِي كِتَابِ اللَّهِ
Diyanet Meali:Allah’ın kitabınca, kan akrabaları birbirlerine (varis olmaya) daha lâyıktırlar.
9:29وَلَا يَدِينُونَ دِينَ الْحَقِّ مِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ
Diyanet Meali:Kendilerine kitap verilenlerden … ve hak din İslâm’ı din edinmeyen kimselerle, (küçülerek kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın).
9:36إِنَّ عِدَّةَ الشُّهُورِ عِنْدَ اللَّهِ اثْنَا عَشَرَ شَهْرًا فِي كِتَابِ اللَّهِ
Diyanet Meali:Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir.
10:1الر تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْحَكِيمِ
Diyanet Meali:Elif, Lâm, Râ. Bunlar hikmet dolu Kitab’ın âyetleridir.*
10:37وَلَٰكِنْ تَصْدِيقَ الَّذِي بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْصِيلَ الْكِتَابِ
Diyanet Meali:Fakat o, kendinden öncekileri doğrulayıcı ve Kitab’ı (Allah’ın Levh-i Mahfuz’daki yazısını) açıklayıcı olarak, (indirilmiştir).
10:61وَلَا أَصْغَرَ مِنْ ذَٰلِكَ وَلَا أَكْبَرَ إِلَّا فِي كِتَابٍ مُبِينٍ
Diyanet Meali:(Hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun, (hiçbir şey Rabbinden uzak ve gizli olmaz); hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı)dır.
10:94فَاسْأَلِ الَّذِينَ يَقْرَءُونَ الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكَ
Diyanet Meali:(Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen), senden önce Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyanlara sor.
11:1الر كِتَابٌ أُحْكِمَتْ آيَاتُهُ ثُمَّ فُصِّلَتْ مِنْ لَدُنْ حَكِيمٍ خَبِيرٍ
Diyanet Meali:Elif. Lâm. Râ. (Bu sana indirilen),  hikmet sahibi (ve) her şeyden haberdar olan (Allah) tarafından âyetleri sağlamlaştırılmış, sonra da açıklanmış bir kitaptır.*
11:6وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَا كُلٌّ فِي كِتَابٍ مُبِينٍ
Diyanet Meali:Her birinin (dünyada) duracakları yeri de, (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de O bilir. Bunların hepsi açık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı)dır.
11:17وَمِنْ قَبْلِهِ كِتَابُ مُوسَىٰ إِمَامًا وَرَحْمَةً
Diyanet Meali:(Kaldı ki, bu delili Rabbinden bir şahit, Kur’an) ve bir de ondan (Kur’an’dan) önce bir önder ve bir rahmet olarak (indirilmiş olan) Mûsâ’nın kitabı (Tevrat desteklemektedir).
11:110وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ فَاخْتُلِفَ فِيهِ
Diyanet Meali:Andolsun, biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü.
12:1الر تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْمُبِينِ
Diyanet Meali:Elif Lâm Râ. Bunlar, apaçık Kitab’ın âyetleridir.*
13:1المر تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ وَالَّذِي أُنْزِلَ إِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ الْحَقُّ
Diyanet Meali:Elif Lâm Mîm Râ. İşte bunlar Kitab’ın âyetleridir. Sana Rabbinden indirilen gerçektir.
13:36وَالَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَفْرَحُونَ بِمَا أُنْزِلَ إِلَيْكَ
Diyanet Meali:Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilen Kur’an ile sevinirler.
13:38وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ أَنْ يَأْتِيَ بِآيَةٍ إِلَّا بِإِذْنِ اللَّهِ لِكُلِّ أَجَلٍ كِتَابٌ
Diyanet Meali:Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır.
13:39يَمْحُو اللَّهُ مَا يَشَاءُ وَيُثْبِتُ وَعِنْدَهُ أُمُّ الْكِتَابِ
Diyanet Meali:Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O’nun yanındadır.*
13:43كَفَىٰ بِاللَّهِ شَهِيدًا بَيْنِي وَبَيْنَكُمْ وَمَنْ عِنْدَهُ عِلْمُ الْكِتَابِ
Diyanet Meali:“Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve bir de yanında kitap (Kur’an) bilgisi bulunanlar yeter.”
14:1الر كِتَابٌ أَنْزَلْنَاهُ إِلَيْكَ لِتُخْرِجَ النَّاسَ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ
Diyanet Meali:Elif Lâm Râ. Bu Kur’an, (Rablerinin izniyle) insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.
15:1الر تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ وَقُرْآنٍ مُبِينٍ
Diyanet Meali:Elif Lâm Râ. Bunlar, kitabın ve apaçık olan Kur’an’ın âyetleridir.*
15:4وَمَا أَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَةٍ إِلَّا وَلَهَا كِتَابٌ مَعْلُومٌ
Diyanet Meali:Helâk ettiğimiz her memleketin mutlaka bilinen bir yazısı (belli vakti) vardır.*
16:64وَمَا أَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ إِلَّا لِتُبَيِّنَ لَهُمُ الَّذِي اخْتَلَفُوا فِيهِ
Diyanet Meali:Sana kitabı, ancak ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için indirdik.
16:89وَنَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ تِبْيَانًا لِكُلِّ شَيْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً
Diyanet Meali:Sana bu kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir rehber, bir rahmet (ve müslümanlar için bir müjde) olarak indirdik.
17:2وَآتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَجَعَلْنَاهُ هُدًى لِبَنِي إِسْرَائِيلَ
Diyanet Meali:Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve onu, İsrailoğullarına bir rehber yaptık.
17:4وَقَضَيْنَا إِلَىٰ بَنِي إِسْرَائِيلَ فِي الْكِتَابِ لَتُفْسِدُنَّ فِي الْأَرْضِ مَرَّتَيْنِ
Diyanet Meali:Biz, Kitap’ta (Tevrat’ta) İsrailoğullarına, “Yeryüzünde muhakkak iki defa bozgunculuk yapacaksınız (ve büyük bir kibre kapılarak böbürleneceksiniz)” diye hükmettik.
17:13وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كِتَابًا يَلْقَاهُ مَنْشُورًا
Diyanet Meali:Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.
17:14اقْرَأْ كِتَابَكَ كَفَىٰ بِنَفْسِكَ الْيَوْمَ عَلَيْكَ حَسِيبًا
Diyanet Meali:“Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter” denilecektir.*
17:58كَانَ ذَٰلِكَ فِي الْكِتَابِ مَسْطُورًا
Diyanet Meali:İşte bu, Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış bulunuyor.
17:71فَمَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِيَمِينِهِ فَأُولَٰئِكَ يَقْرَءُونَ كِتَابَهُمْ
Diyanet Meali:(O gün) her kime kitabı sağından verilirse, işte onlar kitaplarını okurlar.
17:71فَمَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِيَمِينِهِ فَأُولَٰئِكَ يَقْرَءُونَ كِتَابَهُمْ
Diyanet Meali:(O gün) her kime kitabı sağından verilirse, işte onlar kitaplarını okurlar.
17:93وَلَنْ نُؤْمِنَ لِرُقِيِّكَ حَتَّىٰ تُنَزِّلَ عَلَيْنَا كِتَابًا نَقْرَؤُهُ
Diyanet Meali:“Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz.”
18:1الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَنْزَلَ عَلَىٰ عَبْدِهِ الْكِتَابَ وَلَمْ يَجْعَلْ لَهُ عِوَجًا
Diyanet Meali:Hamd, kuluna Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allah’a mahsustur.*
18:27وَاتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنْ كِتَابِ رَبِّكَ
Diyanet Meali:Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku.
18:49وَوُضِعَ الْكِتَابُ فَتَرَى الْمُجْرِمِينَ مُشْفِقِينَ مِمَّا فِيهِ
Diyanet Meali:Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün.
18:49مَالِ هَٰذَا الْكِتَابِ لَا يُغَادِرُ صَغِيرَةً وَلَا كَبِيرَةً إِلَّا أَحْصَاهَا
Diyanet Meali:“Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!”
19:12يَا يَحْيَىٰ خُذِ الْكِتَابَ بِقُوَّةٍ وَآتَيْنَاهُ الْحُكْمَ صَبِيًّا
Diyanet Meali:“Ey Yahya, kitaba sımsıkı sarıl” dedik. Biz, ona daha çocuk iken hikmet vermiştik.
19:16وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ مَرْيَمَ إِذِ انْتَبَذَتْ مِنْ أَهْلِهَا مَكَانًا شَرْقِيًّا
Diyanet Meali:(Ey Muhammed!) Kitap’ta (Kur’an’da) Meryem’i de an. Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmişti.*
19:30قَالَ إِنِّي عَبْدُ اللَّهِ آتَانِيَ الْكِتَابَ وَجَعَلَنِي نَبِيًّا
Diyanet Meali:Bebek şöyle konuştu: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Bana kitabı (İncil’i) verdi ve beni bir peygamber yaptı.”*
19:41وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّهُ كَانَ صِدِّيقًا نَبِيًّا
Diyanet Meali:Kitap’ta İbrahim’i de an. Gerçekten o, son derece dürüst bir kimse, bir peygamber idi.*
19:51وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ مُوسَىٰ إِنَّهُ كَانَ مُخْلَصًا وَكَانَ رَسُولًا نَبِيًّا
Diyanet Meali:Kitap’ta, Mûsâ’yı da an. Şüphesiz o seçkin bir insan idi. Bir resûl, bir nebî idi.*
19:54وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ إِسْمَاعِيلَ إِنَّهُ كَانَ صَادِقَ الْوَعْدِ
Diyanet Meali:Kitap’ta İsmail’i de an. Şüphesiz o, sözünde duran bir kimse idi.
19:56وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ إِدْرِيسَ إِنَّهُ كَانَ صِدِّيقًا نَبِيًّا
Diyanet Meali:Kitap’ta İdris’i de an. Şüphesiz o, doğru sözlü bir kimse, bir nebî idi.*
20:52قَالَ عِلْمُهَا عِنْدَ رَبِّي فِي كِتَابٍ لَا يَضِلُّ رَبِّي وَلَا يَنْسَى
Diyanet Meali:Mûsâ, şöyle dedi: “Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı)dır. Rabbim, yanılmaz ve unutmaz.”*
21:10لَقَدْ أَنْزَلْنَا إِلَيْكُمْ كِتَابًا فِيهِ ذِكْرُكُمْ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
Diyanet Meali:Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?*
21:104يَوْمَ نَطْوِي السَّمَاءَ كَطَيِّ السِّجِلِّ لِلْكُتُبِ
Diyanet Meali:Yazılı kâğıt tomarlarının dürülmesi gibi göğü düreceğimiz günü düşün.
22:8وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَابٍ مُنِيرٍ
Diyanet Meali:İnsanlardan öylesi de vardır ki, bir ilmi, bir yol göstericisi, aydınlatıcı bir kitabı olmadığı hâlde (kibirlenerek insanları Allah’ın yolundan saptırmak için), Allah hakkında tartışmaya kalkar.
22:70أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ اللَّهَ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ إِنَّ ذَٰلِكَ فِي كِتَابٍ
Diyanet Meali:Bilmez misin ki, kuşkusuz Allah gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Kuşkusuz bunların hepsi bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da)dır.
23:49وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ
Diyanet Meali:Andolsun, hidayete ersinler diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik.*
23:62وَلَدَيْنَا كِتَابٌ يَنْطِقُ بِالْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
Diyanet Meali:Katımızda hakkı söyleyen bir kitab vardır. Onlar zulme, haksızlığa uğratılmazlar.
24:33وَالَّذِينَ يَبْتَغُونَ الْكِتَابَ مِمَّا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ فَكَاتِبُوهُمْ
Diyanet Meali:Sahip olduğunuz kölelerden “mükâtebe” yapmak isteyenlere gelince, (eğer onlarda bir hayır görürseniz) onlarla mükâtebe yapın.
25:35وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَجَعَلْنَا مَعَهُ أَخَاهُ هَارُونَ وَزِيرًا
Diyanet Meali:Andolsun, Biz, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik ve kardeşi Hârûn’u da ona yardımcı kıldık.*
26:2تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْمُبِينِ
Diyanet Meali:Bunlar, apaçık Kitab’ın âyetleridir.*
27:1طس تِلْكَ آيَاتُ الْقُرْآنِ وَكِتَابٍ مُبِينٍ
Diyanet Meali:Tâ-Sîn. Bunlar Kur’an’ın, apaçık bir kitabın âyetleridir.*
27:28اذْهَبْ بِكِتَابِي هَٰذَا فَأَلْقِهْ إِلَيْهِمْ ثُمَّ تَوَلَّ عَنْهُمْ
Diyanet Meali:“Benim şu mektubumu götür onlara at, sonra da yanlarından ayrıl.”
27:29قَالَتْ يَا أَيُّهَا الْمَلَأُ إِنِّي أُلْقِيَ إِلَيَّ كِتَابٌ كَرِيمٌ
Diyanet Meali:Sebe kraliçesi Belkıs dedi ki: “Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı.”*
27:40قَالَ الَّذِي عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَابِ أَنَا آتِيكَ بِهِ قَبْلَ أَنْ يَرْتَدَّ إِلَيْكَ طَرْفُكَ
Diyanet Meali:Kitaptan bilgisi olan biri, “Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi.
27:75وَمَا مِنْ غَائِبَةٍ فِي السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ إِلَّا فِي كِتَابٍ مُبِينٍ
Diyanet Meali:Gökte ve yerde gâib (gizli) hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) olmasın.*
28:2تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْمُبِينِ
Diyanet Meali:Bunlar apaçık Kitab’ın âyetleridir.*
28:43وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ مِنْ بَعْدِ مَا أَهْلَكْنَا الْقُرُونَ الْأُولَىٰ
Diyanet Meali:Andolsun, ilk nesilleri yok ettikten sonra Mûsâ’ya (düşünüp ibret alsınlar diye, insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi, bir rahmet olarak) Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik.
28:49قُلْ فَأْتُوا بِكِتَابٍ مِنْ عِنْدِ اللَّهِ هُوَ أَهْدَىٰ مِنْهُمَا أَتَّبِعْهُ
Diyanet Meali:De ki: “(Eğer doğru söyleyenler iseniz), Allah katından, doğruya bu ikisinden (Tevrat ve Kur’an’dan) daha çok ulaştıran bir kitap getirin de, ben ona uyayım.”
28:52الَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِهِ هُمْ بِهِ يُؤْمِنُونَ
Diyanet Meali:Bu Kur’an’dan önce kendilerine kitap verdiklerimiz var ya, işte onlar ona da inanırlar.*
28:86وَمَا كُنْتَ تَرْجُو أَنْ يُلْقَىٰ إِلَيْكَ الْكِتَابُ إِلَّا رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَ
Diyanet Meali:Sen, bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. Ancak o, Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi.
29:27وَوَهَبْنَا لَهُ إِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَجَعَلْنَا فِي ذُرِّيَّتِهِ النُّبُوَّةَ وَالْكِتَابَ
Diyanet Meali:Ona (İbrahim’e) İshak’ı ve Yakub’u bahşettik. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitab verdik.
29:45اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَأَقِمِ الصَّلَاةَ
Diyanet Meali:(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl.
29:46وَلَا تُجَادِلُوا أَهْلَ الْكِتَابِ إِلَّا بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ
Diyanet Meali:(İçlerinden zulmedenler hariç), Kitap ehli ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin.
29:47وَكَذَٰلِكَ أَنْزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ
Diyanet Meali:İşte böylece biz sana kitabı indirdik.
29:47فَالَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يُؤْمِنُونَ بِهِ
Diyanet Meali:Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar.
29:48وَمَا كُنْتَ تَتْلُو مِنْ قَبْلِهِ مِنْ كِتَابٍ وَلَا تَخُطُّهُ بِيَمِينِكَ
Diyanet Meali:Sen şu Kur’an’dan önce hiçbir kitap okumuyor ve onu sağ elinle yazmıyordun.
29:51أَوَلَمْ يَكْفِهِمْ أَنَّا أَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ يُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ
Diyanet Meali:Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?
30:56لَقَدْ لَبِثْتُمْ فِي كِتَابِ اللَّهِ إِلَىٰ يَوْمِ الْبَعْثِ
Diyanet Meali:“Andolsun, siz, Allah’ın yazısına göre, yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz.”
31:2تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْحَكِيمِ
Diyanet Meali:Bunlar, hikmet dolu Kitab’ın âyetleridir.*
31:20وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَابٍ مُنِيرٍ
Diyanet Meali:Yine de insanlar arasında, hiçbir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışıp duranlar vardır.
32:2تَنْزِيلُ الْكِتَابِ لَا رَيْبَ فِيهِ مِنْ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Diyanet Meali:Kendisinde hiçbir şüphe bulunmayan bu Kitab’ın indirilişi, âlemlerin Rabbi tarafındandır.*
32:23وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ فَلَا تَكُنْ فِي مِرْيَةٍ مِنْ لِقَائِهِ
Diyanet Meali:Andolsun, biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik. Sen de kitaba (Kur’an’a) kavuşma konusunda sakın şüphe içinde olma.
33:6وَأُولُو الْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَىٰ بِبَعْضٍ فِي كِتَابِ اللَّهِ
Diyanet Meali:Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah’ın Kitab’ına göre, (miras konusunda) birbirleri için (diğer mü’minlerden ve muhacirlerden) daha önceliklidirler.
33:6كَانَ ذَٰلِكَ فِي الْكِتَابِ مَسْطُورًا
Diyanet Meali:Bu (hüküm) Kitap’ta yazılıdır.
33:26وَأَنْزَلَ الَّذِينَ ظَاهَرُوهُمْ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ مِنْ صَيَاصِيهِمْ
Diyanet Meali:Allah, kitap ehlinden olup müşriklere yardım edenleri kalelerinden indirdi.
34:3وَلَا أَصْغَرُ مِنْ ذَٰلِكَ وَلَا أَكْبَرُ إِلَّا فِي كِتَابٍ مُبِينٍ
Diyanet Meali:“Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi apaçık bir kitaptadır.”
34:44وَمَا آتَيْنَاهُمْ مِنْ كُتُبٍ يَدْرُسُونَهَا
Diyanet Meali:Oysa biz onlara okuyup inceleyecekleri kitaplar vermedik.
35:11وَمَا يُعَمَّرُ مِنْ مُعَمَّرٍ وَلَا يُنْقَصُ مِنْ عُمُرِهِ إِلَّا فِي كِتَابٍ
Diyanet Meali:Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez, yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) olmasın.
35:25جَاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ وَبِالزُّبُرِ وَبِالْكِتَابِ الْمُنِيرِ
Diyanet Meali:Oysa peygamberleri onlara apaçık delilleri, sahifeleri ve aydınlatıcı kitabı getirmişlerdi.
35:29إِنَّ الَّذِينَ يَتْلُونَ كِتَابَ اللَّهِ وَأَقَامُوا الصَّلَاةَ
Diyanet Meali:Şüphesiz, Allah’ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar…
35:31وَالَّذِي أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ هُوَ الْحَقُّ
Diyanet Meali:(Ey Muhammed!) Sana vahyettiğimiz kitap (Kur’an, kendinden öncekini tasdik eden) hak kitaptır.
35:32ثُمَّ أَوْرَثْنَا الْكِتَابَ الَّذِينَ اصْطَفَيْنَا مِنْ عِبَادِنَا
Diyanet Meali:Sonra biz, o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed’in ümmetine) miras olarak verdik.
35:40أَمْ آتَيْنَاهُمْ كِتَابًا فَهُمْ عَلَىٰ بَيِّنَتٍ مِنْهُ
Diyanet Meali:Yoksa kendilerine bir kitap verdik de, o kitaptan, açık bir delile mi sahip bulunuyorlar?
37:117وَآتَيْنَاهُمَا الْكِتَابَ الْمُسْتَبِينَ
Diyanet Meali:Biz onlara (hükümlerimizi) açıklayan Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik.*
37:157فَأْتُوا بِكِتَابِكُمْ إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ
Diyanet Meali:Eğer doğru söyleyen kimseler iseniz getirin (bu delili içeren) kitabınızı!*
38:29كِتَابٌ أَنْزَلْنَاهُ إِلَيْكَ مُبَارَكٌ لِيَدَّبَّرُوا آيَاتِهِ
Diyanet Meali:Bu Kur’an, âyetlerini düşünsünler (ve akıl sahipleri öğüt alsınlar) diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.
39:1تَنْزِيلُ الْكِتَابِ مِنَ اللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ
Diyanet Meali:Kitab’ın indirilmesi mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır.*
39:2إِنَّا أَنْزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ فَاعْبُدِ اللَّهَ مُخْلِصًا لَهُ الدِّينَ
Diyanet Meali:(Ey Muhammed!) Şüphesiz biz o Kitab’ı sana hak olarak indirdik. Öyle ise sen de dini Allah’a has kılarak O’na kulluk et.*
39:23اللَّهُ نَزَّلَ أَحْسَنَ الْحَدِيثِ كِتَابًا مُتَشَابِهًا
Diyanet Meali:Allah, sözün en güzelini; âyetleri, (güzellikte) birbirine benzeyen (ve hükümleri, öğütleri, kıssaları tekrarlanan) bir kitap olarak indirmiştir.
39:41إِنَّا أَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ لِلنَّاسِ بِالْحَقِّ
Diyanet Meali:(Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) insanlar için, hak olarak indirdik.
39:69وَأَشْرَقَتِ الْأَرْضُ بِنُورِ رَبِّهَا وَوُضِعَ الْكِتَابُ
Diyanet Meali:Yeryüzü, Rabbinin nuruyla aydınlanır. Kitap (amel defterleri) ortaya konur. Peygamberler ve şahitler getirilir ve haksızlığa uğratılmaksızın aralarında adaletle hüküm verilir.
40:2تَنْزِيلُ الْكِتَابِ مِنَ اللَّهِ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ
Diyanet Meali:Bu kitabın indirilmesi, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah tarafındandır.*
40:53وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْهُدَىٰ وَأَوْرَثْنَا بَنِي إِسْرَائِيلَ الْكِتَابَ
Diyanet Meali:Andolsun, biz Mûsâ’ya hidayet verdik. İsrailoğulları’na da, o kitabı (Tevrat’ı) miras bıraktık.*
40:70الَّذِينَ كَذَّبُوا بِالْكِتَابِ وَبِمَا أَرْسَلْنَا بِهِ رُسُلَنَا فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
Diyanet Meali:Onlar, kitabı (Kur’an’ı) ve elçilerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlardır. Onlar bilecekler.*
41:3كِتَابٌ فُصِّلَتْ آيَاتُهُ قُرْآنًا عَرَبِيًّا لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
Diyanet Meali:Bu, bilen bir toplum için Arapça bir Kur’an olarak âyetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır.*
41:41وَإِنَّهُ لَكِتَابٌ عَزِيزٌ
Diyanet Meali:Şüphesiz o, çok değerli ve sağlam bir kitaptır.
41:45وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ فَاخْتُلِفَ فِيهِ
Diyanet Meali:Andolsun! Biz, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de, onda ayrılığa düşmüşlerdi.
42:14وَإِنَّ الَّذِينَ أُورِثُوا الْكِتَابَ مِنْ بَعْدِهِمْ لَفِي شَكٍّ مِنْهُ مُرِيبٍ
Diyanet Meali:Onlardan sonra Kitab’a mirasçı kılınanlar da, onun hakkında derin bir şüphe içindedirler.
42:15وَقُلْ آمَنْتُ بِمَا أَنْزَلَ اللَّهُ مِنْ كِتَابٍ
Diyanet Meali:Ve şöyle de: “Ben, Allah’ın indirdiği her kitaba inandım.”
42:17اللَّهُ الَّذِي أَنْزَلَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ وَالْمِيزَانَ
Diyanet Meali:Allah, hak olarak Kitab’ı ve mizanı indirendir.
42:52مَا كُنْتَ تَدْرِي مَا الْكِتَابُ وَلَا الْإِيمَانُ
Diyanet Meali:Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin.
43:2وَالْكِتَابِ الْمُبِينِ
Diyanet Meali:Apaçık Kitab’a andolsun ki…*
43:4وَإِنَّهُ فِي أُمِّ الْكِتَابِ لَدَيْنَا لَعَلِيٌّ حَكِيمٌ
Diyanet Meali:Şüphesiz o, katımızdaki ana kitapta (Levh-i Mahfuz’da) mevcuttur, çok yücedir, hikmetlerle doludur.*
43:21أَمْ آتَيْنَاهُمْ كِتَابًا مِنْ قَبْلِهِ فَهُمْ بِهِ مُسْتَمْسِكُونَ
Diyanet Meali:Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı sarılıyorlar?*
44:2وَالْكِتَابِ الْمُبِينِ
Diyanet Meali:Apaçık olan Kitab’a andolsun ki…*
45:2تَنْزِيلُ الْكِتَابِ مِنَ اللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ
Diyanet Meali:Kitab’ın indirilişi, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır.*
45:16وَلَقَدْ آتَيْنَا بَنِي إِسْرَائِيلَ الْكِتَابَ وَالْحُكْمَ وَالنُّبُوَّةَ
Diyanet Meali:Andolsun biz, İsrailoğullarına kitap, hükümranlık ve peygamberlik verdik.
45:28كُلُّ أُمَّةٍ تُدْعَىٰ إِلَىٰ كِتَابِهَا الْيَوْمَ تُجْزَوْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Diyanet Meali:Her ümmet kendi kitabına çağrılır. (Onlara şöyle denilir:) “Bugün (yalnızca) yaptıklarınızın karşılığı verilecektir.”
45:29هَٰذَا كِتَابُنَا يَنْطِقُ عَلَيْكُمْ بِالْحَقِّ
Diyanet Meali:İşte kitabımız, size karşı gerçeği söylüyor.
46:2تَنْزِيلُ الْكِتَابِ مِنَ اللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ
Diyanet Meali:Kitab’ın indirilişi, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah tarafındandır.*
46:4ائْتُونِي بِكِتَابٍ مِنْ قَبْلِ هَٰذَا أَوْ أَثَارَةٍ مِنْ عِلْمٍ
Diyanet Meali:“(Eğer doğru söyleyenler iseniz) bundan önceki bir kitap, yahut bir bilgi kalıntısı olsun getirin bana!”
46:12وَمِنْ قَبْلِهِ كِتَابُ مُوسَىٰ إِمَامًا وَرَحْمَةً
Diyanet Meali:Bundan önce bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ’nın kitabı da vardı.
46:12وَهَٰذَا كِتَابٌ مُصَدِّقٌ لِسَانًا عَرَبِيًّا
Diyanet Meali:Bu ise, onu doğrulayan (ve zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanlara müjde olmak üzere) Arap diliyle indirilmiş bir kitaptır.
46:30قَالُوا يَا قَوْمَنَا إِنَّا سَمِعْنَا كِتَابًا أُنْزِلَ مِنْ بَعْدِ مُوسَىٰ
Diyanet Meali:Dediler ki: “Ey kavmimiz! Şüphesiz biz, Mûsâ’dan sonra indirilen … bir kitap dinledik.”
50:4قَدْ عَلِمْنَا مَا تَنْقُصُ الْأَرْضُ مِنْهُمْ وَعِنْدَنَا كِتَابٌ حَفِيظٌ
Diyanet Meali:Şüphesiz biz, toprağın; onlardan neleri eksilttiğini bilmekteyiz. Yanımızda (o bilgileri) koruyan bir kitap vardır.*
52:2وَكِتَابٍ مَسْطُورٍ
Diyanet Meali:Düzenle yazılmış kitaba andolsun ki…*
56:78فِي كِتَابٍ مَكْنُونٍ
Diyanet Meali:Korunmuş bir kitaptadır.*
57:16وَلَا يَكُونُوا كَالَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلُ
Diyanet Meali:Daha önce kendilerine kitap verilip de, (üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar) gibi olmasınlar.
57:22مَا أَصَابَ مِنْ مُصِيبَةٍ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي أَنْفُسِكُمْ إِلَّا فِي كِتَابٍ
Diyanet Meali:Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, (biz onu yaratmadan önce), bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış olmasın.
57:25وَأَنْزَلْنَا مَعَهُمُ الْكِتَابَ وَالْمِيزَانَ لِيَقُومَ النَّاسُ بِالْقِسْطِ
Diyanet Meali:Ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki, insanlar adaleti yerine getirsinler.
57:26وَجَعَلْنَا فِي ذُرِّيَّتِهِمَا النُّبُوَّةَ وَالْكِتَابَ
Diyanet Meali:Peygamberliği ve kitabı onların soylarına da verdik.
57:29لِئَلَّا يَعْلَمَ أَهْلُ الْكِتَابِ أَلَّا يَقْدِرُونَ عَلَىٰ شَيْءٍ مِنْ فَضْلِ اللَّهِ
Diyanet Meali:Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah’ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini … bilsinler.
59:2هُوَ الَّذِي أَخْرَجَ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ مِنْ دِيَارِهِمْ
Diyanet Meali:O, kitap ehlinden inkâr edenleri ilk toplu sürgünde yurtlarından çıkarandır.
59:11يَقُولُونَ لِإِخْوَانِهِمُ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ
Diyanet Meali:Kitap ehlinden o inkâr eden kardeşlerine, … diyerek (münafıklık yapanlara bakmaz mısın)?
62:2يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِهِ وَيُزَكِّيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ
Diyanet Meali:(O, ümmîlere, içlerinden), kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten (bir peygamber gönderendir).
66:12وَصَدَّقَتْ بِكَلِمَاتِ رَبِّهَا وَكُتُبِهِ وَكَانَتْ مِنَ الْقَانِتِينَ
Diyanet Meali:(Allah, bir de iffetini sapasağlam koruyan ve bizim de kendisine ruhumuzdan üflediğimiz), Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını doğrulayan (İmran kızı Meryem’i de inananlara örnek gösterdi). O itaat edenlerdendi.
68:37أَمْ لَكُمْ كِتَابٌ فِيهِ تَدْرُسُونَ
Diyanet Meali:Yoksa size ait bir kitabınız var da (bu batıl hükümleri) ondan mı okuyorsunuz?*
69:19فَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِيَمِينِهِ فَيَقُولُ هَاؤُمُ اقْرَءُوا كِتَابِيَهْ
Diyanet Meali:İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: “Gelin, kitabımı okuyun!”*
69:19فَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِيَمِينِهِ فَيَقُولُ هَاؤُمُ اقْرَءُوا كِتَابِيَهْ
Diyanet Meali:İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: “Gelin, kitabımı okuyun!”*
69:25وَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِشِمَالِهِ فَيَقُولُ يَا لَيْتَنِي لَمْ أُوتَ كِتَابِيَهْ
Diyanet Meali:Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: “Keşke kitabım bana verilmeseydi.”*
69:25وَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِشِمَالِهِ فَيَقُولُ يَا لَيْتَنِي لَمْ أُوتَ كِتَابِيَهْ
Diyanet Meali:Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: “Keşke kitabım bana verilmeseydi.”*
74:31لِيَسْتَيْقِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ وَيَزْدَادَ الَّذِينَ آمَنُوا إِيمَانًا
Diyanet Meali:Kendilerine kitap verilenler kesin olarak bilsinler, iman edenlerin imanı artsın…
74:31وَلَا يَرْتَابَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ وَالْمُؤْمِنُونَ
Diyanet Meali:Kendilerine kitap verilenler ve mü’minler şüpheye düşmesin…
78:29وَكُلَّ شَيْءٍ أَحْصَيْنَاهُ كِتَابًا
Diyanet Meali:Biz ise, her şeyi bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) tamamiyle sayıp tespit ettik.*
83:7كَلَّا إِنَّ كِتَابَ الْفُجَّارِ لَفِي سِجِّينٍ
Diyanet Meali:Hayır, günahkârların yazısı, muhakkak “Siccîn”dedir.*
83:9كِتَابٌ مَرْقُومٌ
Diyanet Meali:O, yazılmış bir kitaptır.*
83:18كَلَّا إِنَّ كِتَابَ الْأَبْرَارِ لَفِي عِلِّيِّينَ
Diyanet Meali:Hayır (sandıkları gibi değil!) iyilerin yazısı “İlliyyûn”dadır.*
83:20كِتَابٌ مَرْقُومٌ
Diyanet Meali:O, yazılmış bir kitaptır.*
84:7فَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِيَمِينِهِ
Diyanet Meali:Kime kitabı sağından verilirse…*
84:10وَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ وَرَاءَ ظَهْرِهِ
Diyanet Meali:Fakat kime kitabı arkasından verilirse…*
98:1لَمْ يَكُنِ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ وَالْمُشْرِكِينَ مُنْفَكِّينَ حَتَّىٰ تَأْتِيَهُمُ الْبَيِّنَةُ
Diyanet Meali:Kitap ehlinden inkâr edenler ile Allah’a ortak koşanlar, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar (küfürden) ayrılacak değillerdi.*
98:3فِيهَا كُتُبٌ قَيِّمَةٌ
Diyanet Meali:O sahifelerde dosdoğru hükümler vardır.*
98:4وَمَا تَفَرَّقَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ إِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَاءَتْهُمُ الْبَيِّنَةُ
Diyanet Meali:Kendilerine kitap verilenler, ancak kendilerine o apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.*
98:6إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ وَالْمُشْرِكِينَ فِي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا
Diyanet Meali:Şüphesiz, inkâr eden kitap ehli ile Allah’a ortak koşanlar, içinde ebedî kalmak üzere cehennem ateşindedirler. 

مَكْتُوبٌ : İsim. İsm-i Mef’ûl.

7:157الَّذِي يَجِدُونَهُ مَكْتُوبًا عِنْدَهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَالْإِنْجِيلِ
Diyanet Meali:Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları (Resûle, o ümmî peygambere uyan) kimselerdir.